Başarının büyüsü istekte saklıdır

Başarının büyüsü istekte saklıdır

Plan nedir?

Plan; neyi, neden, ne zaman, niçin ve nasıl yapacağımızı gösteren taslaktır.

Plan; bir işin en uygun zamanda, en düşük maliyetle, en kaliteli, en etkili ve en verimli şekilde yapılacağının tasarlanmasıdır.

Plan; kendimizin, kendimiz için yaptığımız uyarı tablosudur

Plan; zamanı verimli kullanmak konusundaki önemli çalışmadır.

Plan; başarıya giden yolun önceden belirlenmesidir.

Plan; yapılacak şey konusunda takip edilecek yolun önceden belirlenen tablosudur.

Plan sizi kontrol etmekle birlikte; nerede, ne zaman, ne yapmanız gerekir konusunda sizi uyarır, yönlendirir, sistem uyumu ve prensip konusunda artı değerler kazandırır ve işinizin gidişatını kontrol etmekle kalmayıp, geleceğin nasıl olacağı konusunda fikir sahibi olarak kontrolün elinizde olmasını sağlar.

Plan yapmanın asıl püf noktası; sistemli çalışmanın huzuruyla insanın yaptığından keyif alması ve kendisine duyduğu güven sonucu yaratıcılık güdüsünün ortaya çıkmasıdır.

Yaptırım gücünün içimizdeki baskın duygularımızdan kaynaklandığını biliyor musunuz?

İnsan yaptırım konusunda kodlanan bir yaratık…

ilahi yaradılışın özelliklerini geninde barındıran insana ilahi yasalara uyma zorunluluğu getirilmiş. Bunun anlamı insanı korumak esasına dayanır. Temel ilkenin önce korumak, sonra neler yapılması konularında başarıyı hedeflemektir.

Picasso’nun bu sözü megalomanlık koksa da insanın kararlı olması, kendine güvenmesi ve hedefine ulaşması için çıtasını yükseltmesi anlamına gelen anlayışı taşıdığı için insanın ruhunu okşuyor. Çıtanızı yükseltin düşü beynimizi harekete geçirir ve beynimiz içinde bulunduğumuz duruma göre farklı enerji üretir. Buradaki püf nokta ilgi duymak, keyif alacağını hayal ederek içi içine sığmayan duygular hisseden baskın istemek duygusudur.

İnsan yapmak istedikleri konusunda kendisine bir takım telkinlerde bulunur.

Zihin ise algıladığı telkinlerle şu iki evrede aktif hale gelir.

1. Pozitivite

Yapıcı güç

Sürekli yenileyici ve yaratıcı enerji üretir.

2. Negativite

Yıkıcı güç

Var olan enerjinin kötü kullanılması yönünde olumsuzluklar üretir. Yaşam zamanla sıradanlaşınca insan kabuğuna sığmaz olur ve bir şeyler yapmak ihtiyacı duyar. Bu istek insanın yaşam kalitesini yükseltmek ve olmak istediği yer konusunda zihinsel gücüyle ölçülür.

Düşünce dünyasında geliştireceği projeleri “çıtanızı yükseltin” sloganıyla süsleyerek işe başlamak gerekir. Bu kavramı özümserseniz, yaptırım gücünüzle istediğiniz hedefe ulaşmanız konusunda kendinize bir yol çizmiş olursunuz.

Bir yüksek atlama atleti düşünün, son atlayışında 2.30’u geçmişti. Bu yıl olimpiyatlarda yine yarışacak. Bu atletin kendisine olan yaptırımı “2.30’u geçebilir miyim?” olmamalı, “2.30’ü geçeceğim ve rekor deneyeceğim” olmalı. Çünkü insan beyni neye odaklanırsa o konunun üstesinden gelmek için tüm organlarına emir verir. Bu emir pozitif algılamaya neden olacağından başarma şansını artırır.

İnsanlar genel olarak her şeyi yapmak isterler. Bütün gün hayal kurar içsel dünyasını süsler ve bir gün hayallerine ulaşma umudunu hiç ama hiç kaybetmezler. Bütün bunlara rağmen hedef belirleme konusunda ve strateji belirlemedeki zaaflar, hayallerin önüne geçer ve hiçbir şey hayal edilmemiş gibi devam eder. İçimizde hayallere neden olan küçük kıvılcımları uygulama aşamasında da sürdürmeliyiz. Girişimci olmalıyız, başlamakta geç kalmamalı, plan yapmalı ve kendimize bir hedef belirlemeliyiz, hedefi büyük tutmalıyız ve çıtamızı yükseltmenin zamanı geçmeden başlamalıyız.

Stresin yaşamı olumsuz yönde etkilemesine izin verilmemeli

Stres içsel bir yarışı tetiklemeli, çünkü stresle baş edebilmek için insanın kendisiyle barışık olması ve iç dünyasında strese karşı mücadele bilincinde olması gerekir, yoksa stresin sizi olumsuz etkilemesine engel olamazsınız. Kısacası içinizdeki gücü hissetmek ve karşı koymak bilinci.

Stresle başa çıkma yarışı, yaşam sürdükçe devam edeçektir, ancak yarışın seyri ve mücadele şekli önemlidir. Bildiğimiz gibi savaş, adı üstünde yoğun mücadele ve bir takım stratejiler gerektirir. Buradaki davranışı yönlendiren düşünce şekli önemlidir. Aklıselim mantıkla yaklaşım ve çözüm odaklı düşünerek stresi avuçlara alıp kontrol altına almak hedef olmalıdır.

Stresle başa çıkma konusunda birçok seminer verdim. Her seminerden birçok şey kazandım. Konuşurken spontane gelişen cümleler önceden düşünmediğim, ama çerçeve olarak hayallerimin gizemi içerisinde her zaman vardı.

Eğitimcinin eğitimi konusunda Prof. Dr. Len Vhitehead’ın koordine ettiği seminerde, stresle başa çıkmanın yolu finalini benim yapmamı ve “stresle nasıl başa çıkıldığını senden dinleyelim” dediğinde hem sevindim, hem de heyecanlandım. O gece geç vakitlere kadar konu üzerinde çalıştım, sabah güneş doğmadan kendimi kaldığımız tatil kenti otelin sahilinde buldum.

Elimde notlarım hem yürüyor, hem de yüksek sesle konuşuyordum, güneş doğduğunda pozitif enerjimin yükseldiğini hissederken, konuya hakimiyetim özgüvenimi artırmıştı ve saatler sabah 09.30’u gösterdiğinde ben kürsüde konuşmaya başlamıştım.

İlk izlenimler çok güzeldi, herkes dikkatle beni dinliyor üstelik hiç kımıldamıyorlardı. Bir ara Prof. Dr. Len Vhitehed’a baktım, sanki bıyık altından gülümsüyordu. Son bir cümleyle konuşmamı bitirirken şunları söylediğimi hatırlıyorum.

“Stres önemli bir uyarıdır. Strese nasıl yaklaşırsanız, stres de size öyle yaklaşır.”

Sık kullanılan bir tabir, yapılması gerekeni çok daha iyi açıklıyor “Oyunu kuralına göre oynamalı” aslında kuralına göre oynanmayan oyun sonunda bir takım problemlerin yaşanması kaçınılmaz bir hale gelir, kaos başlar ve çözümü gereken konu daha başlamadan tüm sorunlarıyla ortada kalacağı düşüncesi stresi davet eder.

“Problem hemen çözülmesi gereken bir olgudur. Çünkü problem virüs gibidir, bir on önce çözülmezse çoğalır, içinden çıkılmaz hale gelir ve çevresini yok eder.”

Stres ciddi bir problemdir. Hemen ele alınarak çözülmesi gereken problemlerin başında geldiği unutulmamalıdır.




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir