Hava Kirliliği Hayatımızın Bir Parçası Oldu Endişelenmelisiniz

Hava Kirliliği Hayatımızın Bir Parçası Oldu Endişelenmelisiniz

HAVA kirliliği adeta hayatımızın bir parçası haline geldi. Tehlikelerini biliyoruz amaya tedbir almıyoruz ya da aldığımız tedbirler fazla etkili olamıyor. Dünyanın en cesur kararlarından birini geçtiğimiz hafta Londra Belediyesi aldı ve kent merkezine girecek araçlardan “hava kirliliği” tazminatı adı altında oldukça yüksek ücretler tahsil etmeyi kararlaştırdı. Uygulama da bir hafta içinde yürürlüğe kondu. Böylccc Londra kent merkezine girmek, İngiliz araç sahipleri için oldukça tuzluya mal olmaya başladı. Çünkü trafik tıkanıklığını önlemek amacıyla araç sahiplerinden zaten belli bir ücret alınıyordu.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin haberine göre, Londra Belediye Başkanı Sadık Han, kararın gerekçesini şöyle açıkladı: “Hava kirliliği ile ilgili hastalıklar ve prematüre ölümler giderek artıyor. Bir grup bilim adamına yaptırdığımız bir inceleme gösteriyor ki, hava kirliliğinin insanlar üzerindeki zararı, daha önce bildiklerimizden çok daha fazla. Kirliliğe neden olan gazlardan nitrojen dioksit, daha önce ciddiye almadığımız zehirli bir gaz. İnsan üzerindeki etkileri, bizi hayli korkuttu. Nefes aldığımızda bu son derece küçük partiküller, akciğerlerimizin en ücra köşelerine kadar giriyor ve kalıcı zararlara neden oluyor. Rapor karşısında acilen bir toplantı yaptık ve bu kararı aldık.”

ENDİŞELER YERSİZ DEĞİL

Nitrojen dioksit, çıplak gözle görülemeyen bir tehdit. Araçların egzoz gazları, fosil yakıtlar, fabrika bacaları, kimyada N02 formülüyle bilinen nitrojen dioksit saçıyor. Bu gazın birim hacimdeki havada makul düzeyde olması, sorun olmayabilir. Nitrojen dioksitin (ya da eş anlamlısı azot dioksitin) bir metreküp havada 40 miligramı geçmemesi gerekiyor. Bir başka ifadeyle, bir saatte 200 mikrogramdan fazla nitrojen dioksit solumamalıyız. Londra’da bu limitlerin iki-üç kat aşıldığı biliniyor. Belediye başkanı endişelenmekte haklı.

Bu durum en azından rahat nefes alamamak anlamına geliyor, örneğin astım. Kirlilik, kronik sorulara neden olabilir, astım krizini tetikleyebilir. Çocuklar, büyüklerden daha fazla etki altında kalabilir. Doktorlar, çocukların geceleri uyuyamadıklarım ve anne babaların bu nedenle hastanelere yaptığı başvuruların arttığını belirtiyorlar. Zararın, sadece akciğerlere değil, beyin dahil vücudun bütün organlarına verildiğini vurguluyorlar. Zararı minimuma indirmek için trafiği yoğun yollardan uzak durulması, mümkünse pek kullanılmayan sokak aralarındaki evlerde oturulması tavsiye ediliyor.

Her gün okula gitmek zorunda olan çocukların, bu zarardan uzak durmaları pek mümkün değil. Bu nedenle bir proje başlatıldı ve bir grup öğrencinin sırt çantalarına dozaj ölçücü bir cihaz yerleştirildi. Böylece çocuğun günde ne miktarda nitrojen dioksit soluduğu anlaşılmış olacak. Daha önce yapılan araştırmalar, hava kirliliği yoğun semtlerde yaşayan çocukların, kırsal kesimde yaşayan çocuklara oranla daha az nefes alma kapasitesi olduğu ortaya çıkarılmıştı.

ERKEN YAŞLANMA NEDENİ

Hava kirliliğinin anfizem, kronik bronşit ve akciğer kanseriyle ilgisi bulunduğu da biliniyor. Sırt çantası projesini yürüten, King’s College London doktorlarından Ben Barrett’e göre, havası kirli ortamlarda doğan çocukların, önlerindeki hayatın kolay geçmeyeceğini ebeveynlerin idrak etmesi gerekiyor. Barrett, “Çocukların hastalanmaları gerekmiyor. Kirli hava onları, hayatları boyunca karşılaşacakları sağlık tehditleri karşısında son derece savunmasız bırakacak” diyor. Belediye Başkanı Sadık Han’ın bahsettiği ücra köşeler, oksijenin kanla buluştuğu, “alveoli” denen hava keseleri. Nefes alıp vermek için bu keselerin hayati önemi var. Nitrojen dioksit, bu keselerden kana karıştığında, bu zehri vücuttan atmak pek mümkün değil. Damarların tıkanıp felç olma riskinin yanı sıra kar-diyovaskiiler sisteme girip kalp hastalıklarına ve kalp krizlerine neden olma ihtimali de hayli yüksek. Kan sirkülasyonu, zehiri beyine taşıdığında ise beyinde hasar oluşması, halk arasında bunama olarak bilinen demans’a ve obeziteye yol açması yüksek bir ihtimal. Mucizevi bir şekilde hiçbir şey olmasa bile erken yaşlanıyorsunuz ve ömrünüzden en az iki yıl siliniyor.

İngiltere Çevre, Beslenme ve Köy İşleri Bakanhğı’mn 1970’ten beri tuttuğu istatistiklere göre, hava kirliliğine neden olan nitrojen dioksitin yanı sıra kükürt dioksit (S02), metan olmayan uçucu organik bileşikler (NMVOC) ve 2.5 mikrometreden daha küçük çaptaki atmosfer partikülleri (PM2.5) istikrarlı bir şekilde düşüyor. Ama yeterli değil.

Hava kirliliği hakkında bilmediklerimiz

• Nitrojen dioksite neden olan motorlu araçların ortak özelliği, dizel yakıtla çalışıyor olmalarıdır. Otomobiller, taksiler, minibüsler, otobüsler, kamyonlar, TIR’lar, dizel motorlarıyla havayı kirletiyor. Benzinle çalışan otomobiller ve motosikletler de havaya zehir saçıyor ama dizeller kadar değil. Benzinli araçların sorumluluğu, dizellerin yedide biri civarında.





• Birleşmiş Milletler’e bağlı Çevre Programı UNEP’e göre dünyada her sekiz ölümden birinin sebebi, hava kirliliği. Dünya Sağlık Teşkilatı VVHO’nun acı istatistiği ise, dünya nüfusunun yüzde 92’sinin, hava kalitesi sağlıksız olan yerlerde yaşıyor olması.

• Hava kirliliği, tarımsal verimliliği de azaltıyor. Havayı kirleten partiküllerin güneş ışığı ile olan reaksiyonu, ozonu oluşturuyor. Dünyanın en çok tüketilen iki besin maddesi buğday ve soya fasulyesi ise ozonun etkilerine son derece duyarlı. Sonuç, her yıl 11 milyar dolarlık zarar.

• Evinizin içindeki hava, dışarıdan bile daha kirli. Dünya nüfusunun yüzde 40’ı, evini ısıtmak, yemek pişirmek için geleneksel sobalara bağımlı.

Bu da başta karbon monoksit olmak üzere hava kirliliğine neden olan partiküllerin evin içine dolması anlamına geliyor. Her yıl 4 milyon 300 bin kişi ev içi hava kirliliğinden hayatını kaybediyor.

• Bütün dünyada 7 binden fazla belediye, hava Jçirliliğini azaltmak için uğraşıyor. Bu belediyeler, küresel nüfusun yüzde 9’unu, bir başka deyişle 675 milyon insanı temsil ediyor.

• Otomobilinizin içinde oturmak, sizi kirlilikten koruyamıyor. Tam tersine, önde giden araçların egzoz gazları, sizin aracınıza giriyor ve birikiyor. Bisiklet kullanan birinden 8-10 kat daha fazla kirliliğe maruz kalıyorsunuz. Sıkışık trafikte giderken yapabileceğiniz tek şey, havalandırmayı iç sirkülasyona ayarlamak.

• İngiltere’de motorlu araçların üçte ikisi, günde toplam 5 milin (8 km’nin) altında yol yapıyor. Çoğu yere yürüyerek gidebilirsiniz. Böylece hava kirliliğini azaltıp hem kendinize hem çevrenize yardım etmiş olursunuz.

• Bitkiler ve ağaçlar, en iyi kirli hava filtreleridir. Dikili bir ağacınız olsun. Çok şey kazanırsınız. Geniş yapraklı ağaçlar, fıltreleme kabiliyeti yüksek ağaçlardır.

• İstatistiklere göre hava kirliliği en yüksek ülkeler sırasıyla şöyle: Ukrayna, Bulgaristan, Beyaz Rusya, Hindistan, Rusya, Ermenistan, Bosna Hersek, Gürcistan, Filipinler, Bangladeş, Macaristan, Çin ve Moldova. Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi ve Mumbai kenti, dünyanın havası en kirli iki yerleşim birimi. Yeni Delhi, bu alanda Çin’in başkenti Beijing’le yarışıyor. Her iki kentte de hava kirliliği, günde yüz sigara içmekle eşdeğer. Bu nedenle Çinli doktorlar, “Pekin Öksürüğü” adını verdikleri yeni bir hastalıkla mücadele ediyor (Pekin, Beijing’in eski adı], Çin’in hava kirliliği, uzaydan bile görülebiliyor.

• Yine Dünya Sağlık Teşkilatı’na göre yerküremizin havası en kirli 20 kentinden 13’ü Hindistan’da. Ülkede her beş ölümden birinin sebebi, hava kirliliği.

• Havası en temiz yerlerden birinde yaşıyor olsanız da “Hasta Bina Sendromu’’ndan kurtulamazsınız. Bu tip hava kirliliğinin sebebi, evlerimizde kullandığımız haşere ilaçları ve diğer kimyasallardır.

• Motorlu araçların egzozlarından çıkan zehirli gazlar, kışın en yüksek, yazın da en düşük seviyesindedir. Bunun sebebi insanların yazın daha az direksiyon başına geçmeleri değildir. Yazın kuvvetli gelen güneş ışığı, egzoz gazlarını ikinci derecede kirleticilere dönüştürür.

• Hava kirliliğine sadece insanoğlu sebep olmuyor. Volkanik patlamalar, orman yangınları, sis, kasırgalar, toz, kül ve radyoaktif çürüme gibi doğal sebepler de hava kirliliğini körüklüyor. Örneğin Japonya. Havası temiz ülkelerden. Ama Fuji yanardağı, sönmüş olmasına rağmen zaman zaman çıkardığı gazlar nedeniyle çevresi için tehlike oluşturuyor.

• Japonya’nın bir başka talihsizliği de Çin’e yakın olması. Kuzey Yarıküre’de hava hareketleri, güneybatıdan kuzeydoğuya doğru olduğundan, Çin’in kirli havası Japonya’yı etkiliyor. Hatta ABD’nin Kaliforniya eyaletine kadar ulaşabiliyor.

• Hava kirliliği genellikle Asya’da görülüyor. Ama Avrupa çok mu temiz. Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Almanya’nın bazı bölümleri, “Kara Üçgen’1 olarak bilinen tehlikeli bir alan oluşturur. Bu üçgen, Avrupa’nın en sanayileşmiş bölgesidir. Bu üçgen içinde birkaç gün bile kalmak istemezsiniz.

• Artık akıllı telefonlar için geliştirilmiş, kirli hava sensörleri ve havayı ölçümleyecek yazılımlar mevcut. Kirlilik seviyesi yüksek yerlerde sizi uyarıyor. Size de oradan uzaklaşmak düşüyor.

• Dünya Bankası’nın verileri, hava kirliliğinin, küresel ekonomiye yılda 225 milyar dolar zarar verdiğini gösteriyor. Bu rakamın içinde sağlık harcamaları, tarımsal ürün kaybı, iş dünyasında verimliliğin azalması gibi kalemler var. Üstelik bu rakam önümüzdeki yıllarda daha da yükselecek.

ALEV RİGEL




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir