Anasayfa » Sağlık » Kadın Sağlığı » Meme Kanserinden Korkmayın

Meme Kanserinden Korkmayın



Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Her 8-10 kadından biri ömür boyu meme kanserine yakalanma riski taşıyor ve bu risk yaş ile beraber artıyor. Hiçbir ek risk faktörü olmasa da, sadece kadın olmak bile hastalığa yakalanmak için yeterli oluyor.

“Ortalama risk grubundaki kadınlar 25-40 yaş arasında, 1-3 yılda bir klinik meme muayenesi olmalı. Bu sıklık ilk muayene sonrasında kişinin risk durumuna ve meme yapısına göre belirlenmeli. 40 yaşından itibaren ise yılda bir kez klinik meme muayenesi ve mamografi yapılmalı.”

HER YIL EKİM AYI, MEME KANSERİ FARKINDALIK AYI OLARAK KUTLANIYOR.

Bu kutlamaların amacı daha fazla kadına ulaşarak onları meme kanserine karşı bilinçlendirmek. Çünkü ne kadar bilgilenirseniz kansere karşı o kadar güçlenmiş oluyorsunuz. Genel cerrahi uzmanından psikoloğa kadar tamamen bir ekip çalışması ile mücadele edilen meme kanseri hakkında merak ettiklerimizi Amerikan Hastanesi uzmanlarına sorduk. Yanıtlarım sizler için derledik.

meme kanseri

DÜZENLİ MEME MUAYENESİ ŞART!

DOÇ. DR. ECE DİLEĞE GENEL CERRAHİ UZMANI

“Meme kanserinde ‘erken tanı’da asıl hedef hastalığın klinik bulgu vermediği dönemde, henüz kitle oluşturmamışken, hiçbir şikayete yol açmamışken teşhis edilmesidir.

Bu da ancak kanser tarama programlarıyla olabiliyor. Meme kanseri hiçbir şikayete yol açmayacağı gibi, memede kitle, ağrı, şekil bozukluğu, şişlik, sertlik, cilt çekintisi, meme başının içeri çekilmesi, kızarıklık, kabuklanma, pullanma, portakal kabuğu görüntüsü, meme başından kanlı akıntı, bir memenin anormal şekilde büyümesi ya da koltuk altında kitle gibi şikayete yol açabilir. Nadiren, memede fark edilmeyip hastalık ileri aşamalara geldi ise daha önce olmayan kemik ağrısı, karın ağrısı, baş ağrısı, sarılık, halsizlik gibi sistemik hastalık belirtileri olabiliyor. Erken evre meme kanserinin tedavisi ameliyat ile başlıyor, ileri evre hastalıkta ise diğer tedavi türleri (kemoterapi, radyoterapi gibi) ön plana çıkıyor. Her iki memenin kanser olmadan koruyucu amaçla alınması ancak, çok yüksek risk taşıdığı genetik testlerle tespit edilmiş kişilere risk azaltmak üzere yapılıyor.”

MEME KANSERİNDE TARAMA ÇOK ÖNEMLİ!

UZM. DR. SEVTAP DURMAZ RADYOLOJİ UZMANI

“Tarama mamografilerinde amaç, şüpheli bulguları ve varsa olgunun eski tetkikleri ile karşılaştırarak yeni oluşan bulguları saptamak. Tanı amaçlı mamografi ise klinik muayenede bulgusu olan olgulara uygulanıyor. Mamografi çekimi, dijital mamografide yeni teknoloji olan tomosentez tekniği ile yapılırsa meme dokusunun üç boyutlu olarak değerlendirilmesini sağlıyor. Meme hastalıklarının tanısında mamografiyi tamamlayıcı en önemli görüntüleme yöntemi meme ultrasonografisi oluyor. Ultrasonografi hem tarama hem de tanısal amaçlı kullanılıyor. Meme ultrasonografisi mamografik olarak saptanan lezyonların tanımlanması için gerekli incelemedir. Yerleşimi nedeniyle mamografinin görüntü alanına girmeyen veya meme yoğunluğu nedeniyle mamografide görünmeyen ancak klinik bulgu veren lezyonların saptanmasında ultrasonografi kullanılıyor.”

CERRAHİ TEDAVİ HASTAYA VE TÜMÖRE GÖRE BELİRLENMELİ

DR. CANAN GÜRSEL GENEL CERRAHİ UZMANI

“Meme kanseri cerrahi tedavisinde en çok i kullanılan tekniklerden l| biri lumpektomi. Bu il’ yöntemde meme I bütünlüğü korunarak, tümör çıkartılıyor.

Cerrahi sonrası, lokal tedavinin tamamlanması için, mutlaka radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanıyor… Modifiye radikal mastektoml, çok uzun yıllardır kullanılan bir ameliyat şekli. Deri koruyucu mastektomiler uygulanmaya başladıktan sonra daha az tercih edilen bir teknik olmaya başladı. Bu yöntemde, tüm meme, meme başı ve derisi, koltuk altı lenf bezleri çıkartılıyor. Çok büyük ve farklı merkezlerden çıkan çoklu tümörlerde ya da hasta ışın tedavisi alamayacaksa tercih ediliyor… Deri koruyucu mastektomiler son beş yıldır giderek artan sıklıkta tercih ediliyor. Meme tümüyle alınıyor ancak derisi ve bazı hastalarda meme başı da korunuyor… Günümüzde, sentinel lenf bezi biopsi olarak adlandırılan yöntem ile koltuk altı ve meme arasında bulunan, birkaç adet lenf bezi, çeşitli teknikler ile bulunuyor ve ameliyat sırasında incelenerek, eğer bu lenf bezlerinde kanser hücresi yok ise koltuk altına bir işlem yapılmıyor. Nöbetçi lenf bezlerinde kanser hücreleri var ise aksiller diseksiyon uygulanıyor.”

TEDAVİ SONRASI MEME KOLAYCA YAPILANDIRILABİLİYOR

PROF. DR. SELAHATTİN ÖZMEN PLASTİK, REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAH

“Memenin kanser nedeniyle alınması sonrasında, kanser ameliyatıyla eşzamanlı olarak veya daha önce meme kanseri ameliyatı geçirenlerde geç dönemde plastik cerrahi teknikleriyle yeniden meme oluşturulabilir (meme rekonstrükslyonu). Yeni meme yapılırken temel olarak iki tür yol izlenebiliyor; hastanın kendi dokularının (karın, sırt, uyluk vb.) kullanıldığı teknikler veya protezle yeni meme oluşturulması tercih edilebiliyor, bazen bu iki yöntem kombine edilerek yapılabiliyor. Hangi yöntemin kullanılacağı; hastanın genel sağlık durumu, vücut yapısı, kalan meme dokusunun miktarı, tek veya çift taraflı meme rekonstrüksiyonu gerekliliği, doktorun tecrübesi (mikrocerrahi vb.) ve hastanın isteğine göre belirlenmeli. Meme yapıldıktan sonra yeni meme başı da yapılabiliyor ve meme başının rengi de çeşitli yöntemlerle normale en yakın hale getirilebiliyor.”

KANSER TEDAVİSİNDE SEÇENEKLER ARTIYOR

PROF. DR. NİL MOLINAS MANDEL MEDİKAL ONKOLOJİ UZMANI

“Kanser biyolojisindeki arayışlar ve gelişmeler ile bireysel tedavi seçenekleri tedavideki umutları artırıyor. Son yıllarda hedefli tedaviler eşliğinde yapılan uygulamalarla tümörün tamamen gerileyebileceği gösterildi. Hastalık başka organlara sıçramışsa, yani metastaz yapmışsa, cerrahi uygulamadan vazgeçilerek, sistemik tedavi ve gerektiğinde de radyoterapi uygulanması öneriliyor. Meme kanserinin sistemik bir hastalık olduğu, tanı anında bile mikrometastazların var olduğu kabul edilir. Bu nedenle, son 30 yıldır, erken evre meme kanserinin cerrahi tedavisine ek olarak, mikroskopik metastazları yok etme hedefleyerek yapılan koruyucu (adjuvan) kemoterapi ve hormonoterapl ile hem hastalıksız sağkalım hem de genel sağkalım oranlarında belirgin artış sağlandı. Daha yakın zamanlarda ise, tümörün gen profiline bakılarak, hastalığın risk belirlemesi daha ayrıntılı bir şekilde ortaya konuluyor. Bu yöntemle, koruyucu tedavi gereksinimi olan grupların daha net bir şekilde belirlenmesine çalışılıyor. Bu yöntem, adjuvan tedavi konusunda kararsız kalınan olguları yönlendirmek için, hekimlere önemli bir destek sağlıyor.”

Mutlaka Okuyun:  Vajinusmus Tedavisi Nasıl Yapılır?

RADYOTERAPİ TEDAVİSİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

DOÇ. DR. YASEMİN BÖLÜKBAŞI RADYASYON ONKOLOJİSİ

* Tedavi alanı ılık su ve nemlendirici sabun ile yıkanmalı: Yumuşak dokunuşlar kullanılmalı ve keseleme yapılmamalı.

• Tedavi alanını nemlendirmek için, tedaviden sonra krem kullanılabilir.

• Sıkı ve pamuklu olmayan giysiler giyilmemeli.

• Cilt direkt güneş ışınlarından korunmalı.

• Sıvı alımı önemli. Özellikle içilen çay, limonata gibi benzeri sıvıların suyun yerini tutmadığı unutulmamalı.

• Düşük enerji hissi olabilir. Tedavi sırasında çalışıyorsanız, iş temponuzu hafifletmellsiniz. Bu dönemde arkadaşlar ve aile üyelerinin hastaya yardımcı olmasına İzin verilmeli. Hafif düzeyde yürüyüşler ve egzersiz daha az yorgun olunmasını sağlayabilir.

• Tedavi süresinde seksüel aktiviteye, doktor aksini söylemediği sürece devam edilebilir. Bu dönemde güvenilir bir doğum kontrol yöntemi kullanılması önemli.

MEME KANSERİNDE PSİKOLOJİK DESTEK ALINMALI

UZM. PSİKOLOG ASLIHAN KURT BEIERLEIN

“Memenin, kadınlar ya da erkekler için kişiliklerindeki ve yaşamsal gelişim dönemlerindeki anlamı, insanlık tarihi kadar derindir. Bu yüzdendir ki, meme kanseri tanısı almak, fiziksel olduğu kadar duygusal olarak da travmatlk bir durum. Tanıdan itibaren kişiler, önerilen tedavilerin yanında, bu tedavilerin yan etkilerinin psikolojik yükünü de beraberinde yaşar. Depresyon ve kaygı tedavi döneminde en çok gözlenen psikolojik sıkıntılar. Süreç içinde varolan olumsuz duygular daha da artıp, depresyon gibi daha ciddi duygu durum problemlerine dönüşerek, kişinin tedaviye uyumunu etkilerse bir uzmandan destek almak gerekebilir. Bu alanda çalışan psiko-onkoloji uzmanı psikologların öncelikli hedefi; tıbbi tedavilerin yarattığı, fiziksel, duygusal ve sosyal alandaki zorlanmalarla baş edebilmelerinde hastalara yardımcı olmaktır. Yapılan çalışmalar, psikolojik destek alan, İyi sosyal desteğe sahip, yaşamda hastalıklarla ilgili deneyimi olan, aktif baş etme becerilerini kullanabilen hastaların tedavi dönemlerini daha rahat geçirdiklerini gösteriyor.”

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN İDEAL KİLONUZU KORUYUN



UZM. DİYETİSYEN TUĞÇE AYTULU BESLENME VE DİYET UZMANI

“Meme kanserinden korunmak için sağlıklı ağırlıkta olmak çok î önemli. Özellikle menopoz sonrası »v İÜ kadınlarda obezite arttıkça meme kanserine yakalanma oranı da artıyor. Bu nedenle kilo kontrolü için sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapmak gerekiyor.

Meme kanserinden korunmak için beslenmede her türlü sebze çeşidini içeren bir beslenme şekli benimsenmeli. Günde 5-9 porsiyon arasında meyve-sebze tüketilmeli. Haftanın bazı günlerinde et ürünleri yerine kurubaklagiller tercih edilebilir. Tam tahıllı ürünler tercih edilmeli, süt-yoğurt gibi yiyeceklerin daha az yağlı olanları yenmeli, tuzlanmış, tütsülenmiş ve salamura gıdalar daha az tercih edilmeli. Alkol tüketlllyorsa sınırlı miktarda olması, kadınlar İçin 1 kadeh, erkekler içinse 2 kadehte kalınması öneriliyor.”

Meme kanserini önlemek için 20 yaşından sonra her kadının ayda sadece bir kere beş dakikasını ayırarak kontrol yapması yeterli. Sakın ihmal etmeyin!

MEMEDEKİ SÜT BEZLERİNİ OLUŞTURAN VE SÜT KANALLARINI DÖŞEYEN HÜCRELERİN KONTROL DIŞI OLARAK ÇOĞALMALARINA MEME KANSERİ DENİYOR. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü ve yaşla birlikte görülme sıklığı artıyor. Kanser nedeniyle ölümlerin ise en sık ikinci nedeni.

Meme kanseri sadece kadınlarda değil erkeklerde de görülüyor. Genetik yatkınlık, 55 yaşın üzerinde olmak, ailede meme kanseri hikayesinin olması, memede yağ dokusunun az oluşu, kilolu olmak ve aşırı alkol tüketmek meme kanseri riskini artıran nedenler arasında gösteriliyor. Özellikle ailede kanser öyküsü olanların çok daha dikkaüi olması, 25 yaşından sonra düzenli ultrason takibi yaptırması gerekiyor.

NASIL TEŞHİS KONULUYOR?

Meme kanseri, tarama yöntemleri sayesinde artık daha erken saptanıyor ve bu nedenle ölüm oranlan gittikçe düşüyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Böler, erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözümün, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollerin uygulaması olduğunu söylüyor. Her kadının ayın belirli bir günü kendi kendine meme muayenesi yapması ise çok önemli.

EVDE MEME MUAYENESİNDE NELERE DİKKAT ETMEK GERİYOR ?

• Ele gelen serdik veya kitle

• Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği

• Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması

• Memede veya meme başında içeri doğru çekinti veya şekil değişikliği ve meme başı akıntısı. Bu şikayetlerden herhangi birinin varlığı durumunda muüaka genel cerrahi uzmanına başvurmak gerekiyor.

MUAYENE İÇİN EN UYGUN DÖNEM NE ZAMAN?

Meme muayenesi yaptırmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönem. Bu dönemde kadınlar genelde 1 cm büyüklüğüne ulaşmış bir kiüeyi elle kontrol yaparken fark edebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Soley Bayraktar, bazı hastalarda belirtilerin hiçbirinin görülmediğini ve kanserin yalnızca mamografi incelemesiyle tespit edilebildiğini söylüyor. Herhangi bir şikayet olmasa bile 40 yaş üstü kadınlara yılda bir kez doktor muayenesi ve her yıl veya iki yılda bir mamografi ile kontrol öneriliyor.

Mutlaka Okuyun:  En Tehlikeli Kanser Türleri ve Korunma Yöntemleri

EN ÖNEMLİ YÖNTEM MAMOGRAFİ

Düşük doz x-ışını kullanarak görüntü elde edilen mamografi, memenin görüntülenmesi için kullanılan en temel yöntem. Son yıllarda daha kaliteli ve detaylı görüntü verdiği için dijital mamografi de tercih ediliyor.

Rutin mamografide her memenin önden ve yandan iki farklı poz görüntüsü almıyor. Eğer şüpheli bir bulgu varsa bu alanı daha iyi görüntülemeye ve tanı koymaya yönelik ek filmler çekiliyor. Doç. Dr. Soley Bayraktar, memesi daha sıkı yani yağ dokusu az olan kadınlarda özellikle hastanın kuvvetli bir aile hikayesi varsa, meme MR çekilmesinin daha uygun olacağını söylüyor. Doç. Dr.

Deniz Böler ise “40 yaşın altındaki kadınlarda meme dokusu yoğun olduğundan dolayı meme ultrasonu tercih ediliyor” diyor. Unutulmaması gereken nokta; bu tetkiklerin farklı özelliklerinin olduğu ve birbirinin yerine kullanılamayacağı. “Tarama amacıyla mamografi yapılan yaklaşık her 10 kadından birinde ek tetkik istenebilir. Bu meme kanseri saptandığı anlamına gelmez” diyen Böler, böyle durumlarda şüpheye neden olan kitleden kalın iğne ile biyopsi yapılması gerektiğini, biyopsi yapılmasının hastalığın yayılmasına veya kidenin kötü huyluya dönmesine neden olmayacağını belirtiyor.

HAMİLELİKTE TANI KONULMASI ZORLAŞIYOR

Hamilelerde meme kanseri tanısı konulması zor. Doç. Dr. Soley Bayraktar, hamilelerin ilk aydan itibaren kendi kendine meme kontrolü yapmalarının çok önemli olduğunu, ilk aydan itibaren yapılan kontrollerin sonraki aylarda ortaya çıkabilecek değişikliklerin erken dönemde fark edilmesine yardımcı olacağını vurguluyor. Ailesinde meme kanseri olan kadınların ise hamileliğin dördüncü ayında ultrason yaptırmaları gerekiyor.

MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

Tedavi seçenekleri hastalığın saptandığı evreye göre değişiyor. Hastalık ne kadar erken saptanırsa tedavi seçenekleri ve başarısı o kadar fazla. Erken dönem meme kanserlerinde ilk tercih cerrahi.

Cerrahi yöntemde meme tümörü etrafında temiz doku olacak şekilde meme dokusundan çıkarılıyor ya da tüm meme alınabiliyor. Koltuk altına tümörün yayılıp yayılmadığım anlamak için bazı lenf bezleri de çıkarılabiliyor. Doç. Dr. Deniz Böler, özellikle erken evre tümörlerde memenin tamamının alınmasına gerek kalmadan, hastalıklı kısmın güvenli sınırlarla çıkarılarak memenin korunmasının mümkün olduğunu söylüyor. “Sentinel (bekçi) lenf nodu biyopsisi dediğimiz yöntemle koltuk altındaki lenf bezlerine kanserin sıçrayıp sıçramadığı saptanır. Koltuk altına sıçrama yoksa, koltuk altındaki lenf bezleri alınmıyor” diyor.

Meme kanserinin tedavisi farklı branşlardan hekimlerin birlikte çalışmasını gerektiriyor.

Bu ekipte genel cerrah, radyolog, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog, plastik ve estetik cerrah ve psikiyatrlar bulunuyor.

CERRAHİ SONRASINDA NELER YAPILIYOR?

Meme kanserinde kemoterapi çoğunlukla cerrahi sonrası uygulanıyor. Lokal ileri meme kanseri veya diğer organlara yayılmış ileri evre meme kanseri gibi özel durumlarda ise kemoterapi, genellikle ilk uygulanan tedavi yöntemi olabiliyor. Cerrahi operasyonları ve kemoterapileri tamamlamış hastalara, eğer tümörleri östıojen ve progesteıona duyarlı ise bu hormonları baskılayıcı özellikte hormon ilaçlan veriliyor. Doç. Dr. Deniz Böler, “Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon algılayıcıları sayesinde östrojene duyarlıdır ve östrojen kanserin büyümesini tetikleyebilir. Bu tip kanserlerde kanserin gelişmesi ve tekrarlamasını önlemek için hormon tedavisi uygulanır. Başka bir ek tedavi olan ışın tedavisi ise meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden sonra geride kalan dokuda kanserin tekrarlamasını önlemek amacı ile yapılır” diyor.

KEMOTERAPİ SONRASI DÖNEM

Doç. Dr. Soley Bayraktar, kemoterapi sonrası hastanın yeni çıkan saçlarında yaşa da bağlı olarak daha çok beyaz olabileceğini, saçlarını boyamak isteyen hastaların organik boyalar kullanarak ve boyayı deriye mümkün olduğunca az temas ettirerek saçlarını boyayabileceğim söylüyor. Bazı kemoterapi ilaçları saç dökülmesine neden oluyor. Kemoterapi sonrası ilaç kullanımı sona erdikten sonra saçlar eskisinden daha gür ve farklı özellikte çıkabiliyor.

TEDAVİ SONRASINDA NELER YAPMAK GEREKİYOR ?

Meme protezi tedavi sürecine olumlu etki sağlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah İğci, meme kanseri ameliyatlarında hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahinin tercih edildiğini söylüyor. ‘Yaşlı hastalarda meme koruyucu cerrahi yapılamıyorsa, hastaya daha sonra isteği doğrultusunda meme protezi uygulanabilir” diyen İğci, memesi alman hastalara ikinci seneden sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılmasının önerildiğini vurguluyor ve bu durumun hastanın iyileşme süreci üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunun altını çiziyor. Yeni meme yapılması hastayı psikolojik açıdan rahatlatıyor ve kendisini daha güçlü hissetmesini sağlıyor. Memesi alındığı için eşine karşı kendisini suçlu ya da eksik hisseden kadınların kendine güvenini geri kazanmalarına yardımcı oluyor.

MEME KANSERİ BABADAN OĞULA VE KIZA GEÇEBİLİR

Meme kanseri riski kadınlarda daha yüksek olsa da erkeklerde de görülebiliyor. Prof. Dr. Abdullah İğci, risk çok düşük olduğu için rutin meme kontrolüne gerek olmadığını ancak ailesel ya da genetik meme kanserlerinde o ailenin erkek bireylerinin de önem kazandığını söylüyor. Bu kişilerde kanser olma ihtimali, ailesinde kanser öyküsü bulunmayan erkeklere göre artıyor. Kanser olan babanın kızı da bu riski taşıyor. Erkeklerde meme kanseri, kadınlarda kullanılan yöntemlerle tedavi ediliyor. Erkeklerle kadınlara uygulanan meme kanseri tedavisinde tek fark, cerrahide erkekler için meme koruyucu tekniklerin kullanılmaması. Erkeklerde kanser oluşumu tespit edildiğinde kanserli bölge ile birlikte meme ucu da almıyor ve o bölge düzleşiyor.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*