Palmiye Yağının Faydaları ve Zararları

Palmiye Yağının Faydaları ve Zararları

Ne tükettiğimizi bilmeden en çok onu tüketiyoruz. Tüm hazır gıdaların içinde “bitkisel yağ” olarakpalm yağı kullanılıyor. Peki, yararlı mı, yoksa zararlı mı? Tartışmalar muhtelif…

Gündemden düşmeyen yağ: Palmiye yağı

DAHA önce trans yağlar (sentetik yağlar) üzerine tartışıyorduk. Şimdi ise palmiye yağı yeni tartışma konumuz oldu. Ingiltere’de bir marketin, kendi ürünlerinde palmiye yağı kullanmayacağını açıklaması, Avrupa Birliği’nin de 2020’den itibaren içinde palmiye yağı olan biyo-yakıtların yasaklanacağını duyurması, dikkatleri bir kez daha bu yağa çekti.

Palmiye yağı, Afrika türü palmiye ağacı meyvelerinden çıkarılan bir yağ. Yeni bir şey değil. Bu ağaçlar, 19’uncu yüzyıl sonlarında Endonezya ve Malezya’da dikilmeye başlandı. Doğal olarak tropik yağmur ormanlarında yetişiyor (palmiye, Orta ve Batı Afrika ile Orta Amerika’da da yetişiyor ama global üretimin yüzde 90’ı Güneydoğu Asya’da). Çok hızlı bir şekilde endüstriyel hale geldi. Dünyamızı korumaya çalışan en büyük hayır kurumu World Wide Fund for Nature (WWF)’den Dr. Emma Keller, “Süpermarkette gördüğünüz ürünlerin yarısında palmiye yağı var. Pizzadan bisküvilere, paket ekmekten çikolatalara, şampuandan sabuna, deterjana kadar, her yerde” diyor.

İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?

BBC’nin haberine göre, bazı bilim adamları palmiye yağını, üretilen bitkisel yağlar içinde en iyisi olarak görüyor. Bu çevreler, palmiye yağının diğer bitkisel yağlardan çok daha büyük miktarlarda üretilebildiğini, son derece etkin bir mahsul olduğunu, artan dünya nüfusunu başka türlü beslemenin mümkün olamayacağını ileri sürüyorlar (Birim alanda, soya fasulyesi, ayçiçeği ve kolzadan on kat daha fazla palmiye yağı üretmek mümkün). Üstelik bu palmiye türünün, haşere ilaçlarına ve gübrelemeye gerek duymadığını da hatırlatıyorlar. Sonuç olarak gelişmekte olan ülkelerdeki düşük gelirli halk, bu yağın üretim, nakliye, işleme ve satışı aşamalarında elde ettiği gelirle yoksulluk çemberini kırmaya çalışıyor.

Dr. Emma Keller de bu gerçeği kabul ediyor ve “Palmiye yağı endüstrisi, milyonlarca küçük çiftçi ve yoksula iş imkanı tanıdı. Onların daha çok kazanmalarını, ailelerine daha rahat bakmalarını ve daha iyi bir yaşam sürmelerini sağladı” diyor.

Ama madalyonun öbür yüzü iç karartıcı. Güneydoğu Asya’da, Afrika palmiyesi dikmek için milyonlarca ağaç kesiliyor ya da yakılıyor. Bu da dünyanın ciğerleri olan yağmur ormanlarının yok olmasına neden oluyor. 1990 ve 2008 yılları arasındaki orman katliamının yüzde 8’inden palmiye yağı üretiminin sorumlu olduğu hesaplanmış. Bu ormanlarda yaşayan hayvanların da yok olması, biyoçeşitli-liği mahvediyor. Sektörde çocuk işçi çalıştırılması ayrı bir sorun. Bank of England için hazırlanan bir raporda, ormanların yakılmasından kaynaklanan hava kirliliğinin ve atmosferdeki karbon dioksit seviyesiyle birlikte küresel sıcaklığın artmasının, tüm insanlık için en büyük tehdit haline geldiği belirtiliyor. 2013 Haziran’da Singapur’a çöken kirli hava, binlerce kişinin hastanelere akın etmesine, çocuklu ailelerin günlerce evlerine kapanmalarına ve yüz milyonlarca dolarlık iş kaybına neden olmuştu (Güneydoğu Asya’da hava kirliliğinden her yıl 110 bin kişi hayatını kaybediyor).

İŞ TÜKETİCİDE BİTİYOR

Palmiye yağı üretimini kurallara bağlamak için 2003 yılında “Sürdürülebilir Palmiye Yağı için Yuvarlak Masa” (Roundtable on Sustainable Palm Oil) platformu oluşturuldu. WWF ile ortaklaşa çalışan bu platform üyeleri, çevreye minimum düzeyde zarar verecek üretim aşamalarını tek tek belirledi. Herkes bu platforma üye olmak istemediğinden bu yağı kullanan şirketler, platform üyesi olmayan çiftçilerden yağ almayacaklarını beyan ettiler. Yine de bütün çiftçilerin kurallara uyup uymadığını kontrol edebilecek bir mekanizma yok.

Hal böyle olunca devreye, tüketiciyi bilinçlendirmek kalıyor. Tüketici, aldığı ürünün içinde neler olduğuna bakmalı. Ürünün içindekiler bölümünde bitkisel yağ yazıyorsa yüzde 99 palmiye yağı demek.

Tüketiciyi de bilinçlendirmek kolay bir iş değil. İngiltere’de beş bin market müşterisi arasında yapılan bir anket gösteriyor ki, halkm üçte bir palmiye yağının adını bile duymamış. Geri kalanının ise ürünün yararı ya da zararı hakkında hiçbir bilgisi bulunmuyor.

Şirketler palmiye yağını, bitkisel yağ olarak gizleyince Avrupa Topluluğu, 2014 yılında, bitkisel yağın ne olduğunun açık olarak yazılması zorunluluğunu getirdi. Öyleyse palmiye yağından tamamen sakınmalı mıyız? Dr. Emma Keller, bunun bir çözüm olduğunu düşünmüyor. Kendisine göre palmiye yağını üretmeli ve kullanmalıyız. Üretimi ve işlenmesi, kitabına uygun olarak yapıldığı sürece…

İddia edilen faydaları

  • Isıtma ve presleme yöntemiyle elde edilir. Zeytinyağının elde edilme yöntemiyle aynıdır.
  • Sağlıksız trans yağların yerini aldı. Besin maddeleri endüstrisinde kullanılmasının sebebi bu. Ayrıca genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) da değil.
  • Çok zengin bir E vitamini kaynağı. Bu da kalp ve beyin sağlığını destekler. Ayrıca havuçtan çok daha fazla A vitamini içeriyor.
  • Kilo vermenize yardımcı olur.
  • Doymuşluk hissi oluşturarak daha az kalori almanızı sağlıyor.
  • Kendi içinde parçalanmaksızın yüksek ısıya dayanır. Tavada kızartmaya ya da mangala dayanıklı.
  • Ucuzdur ve bütün bitkisel yağlara en iyi alternatiftir. (Mısırözü yağında mısır, genleriyle en kolay oynanabilen üründür. Ayçiçek yağında ayçiçeğinin genleriyle oynanamaz; yine de sağlıksızdır. Kanola yağı, adı “CANadian Oil Low Acid”den türetilmiş GDO’lu bir yağdır; aslında kolza yağıdır. GDO’lu olmak zorundadır. Kolza yağında yüzde 40 asit bulunur. Genleri değiştirilerek bu oran, zararsız bir düzey olan yüzde 0.1’e indirilir. Böylece düşük asitli (low acid) hale getirilir.
  • Neden “kolza yağı” dememişler de uydurma bir isim bulmuşlar? Çünkü İngilizce’de kolza anlamına gelen “rape” kelimesi aynı zamanda “ırzına geçmek” demektir. (Siz zeytinyağından şaşmayın.)
  • Onkoloji Uzmanı Doktor Yavuz Dizdar: “Palmiye yağında bir sorun yok. Palmiye yağlı ürünlerde herhangi bir risk göremiyorum. Elle tutulabilir, ölçülebilir bir kriter yok. 50 yıllık bir ürün. Şimdiye kadar hiç mi kokusu çıkmaz?” (21 Ocak 2017 – NTV)

İddia edilen zararları

  • Doymuş yağ (hidrojen içeriğiyle oda ısısında bile katı olan yağ] oranı çok yüksektir. Yaklaşık yüzde 55. Oysa bir üründe doymuş yağ oranı yüzde 10’un altında olmalı.
  • Kardiyovasküler (kalp ve damar] hastalıkların sebebidir (Ölüm oranı, yüz binde 68]
  • Kilo alimim kolaylaştırarak obeziteye neden olur.
  • Yağın 200 santigrat dereceden yüksek ısılarda rafine edilmesi halinde kanserojen maddeler ortaya çıkarır.
  • Rafine işleminden sonra besin değerini kaybeder ve sindirimi zor bir yağa dönüşür.
  • Kalorisi yüksek bir yağdır. Bir yemek kaşığı palmiye yağı 120 kalori içerir.
  • Doymuş yağ sınırı aşıldığı takdirde damarlar tıkanmaya başlar ve kolesterol sorunu yaşanır.
  • Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Profesör Doktor Canan Karatay: “Palmiye yağı, trans yağdır. Zeytinyağı gibi değildir.” (16 Ocak 2017 – Kanal D)

Palmiye yağı hakkında

  • Bütün dünyada halen en çok tüketilen bitkisel yağdır.
  • Yağın yüzde 71’i besin maddelerinde, yüzde 24’ü kişisel bakım ürünlerinde, yüzde 5’i de biyo-yakıt olarak enerji sektöründe kullanılıyor.
  • Mali değeri olmayan ağaçlardan oluşmuş ormanlar yakılarak palmiye ağaçları dikiliyor. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’ya ait bir uydu geçen yıl, Endonezya’nın Sumatra adasında bu amaçla bir günde 330 yangın çıkarıldığını tespit etti.
  • Güneydoğu Asya’da her saat [her gün değil], 300 futbol sahası genişliğinde orman yakılıyor. Çok geniş alanlar gerek. Çünkü palmiye ağacının üç metre çapına başka fidan dikilemiyor. Tahminlere göre Malezya ve Endonezya’nın tüm ormanları 2022’de tamamen tahrip edilmiş olacak.
  • Yakılan ormanlarda yaşayan hayvanların son on yılda yüzde 50’si yok oldu. Çiftçiler o kadar vahşi ki, palmiye ağacına zarar vereceği düşünülen hayvanlan acımasız yöntemlerle öldürüyorlar.
  • Ateşe verilen bir hektarlık ormandan, altı bin ton karbon dioksit atmosfere salınıyor. Böylece küresel ısınma daha da hızlanıyor.
  • ABD Çalışma Bakanlığı’na göre palmiye yağı sektörü, çocuk işçilerin en yoğun kullanıldığı dört endüstriden biri. (Diğerleri tekstil, deniz ürünleri, altın)
  • 20’nci yüzyılın başında Güneydoğu Asya’dan yılda 250 bin ton palmiye yağı ihraç edilirdi. Günümüzde bu rakam, 60 milyon tona yükseldi. Bu rakama her yıl beş milyon ton daha ekleneceği tahmin ediliyor.
  • Endonezya, 1990’dan bu yana, Almanya genişliğinde bir eko-sistemi kaybetti.
  • Avrupa ve Amerika’da palmiye yağı talebi, trans yağların yasaklanmasıyla artış gösterdi.
  • Bir palmiye plantasyonu terk edilse bile doğal hayatın tekrar oluşması onlarca yıl alıyor.
  • Bir ürün içeriğinde “palm” yazısının yanı sıra “palmate”, “palmitate”, “palmityl”, “palmitic”, “palmitoyl” kelimelerini görüyorsanız onlar da palmiye yağı türevleridir.
  • Kaçış yok. Şampuan ve sıvı sabunların içeriğindeki “sodium laureth sulphate” veya “sodium lauryl sulphate” olarak bilinen kimyasallar da palmiye yağından yapılıyor olabilir.

ALEVRİGEL




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir