Şimdi değişim zamanı!..

Şimdi değişim zamanı!..

ÇİN’İN Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılarak küresel bir krize neden olan koronavirüs, tüm hayatı, dünya ekonomilerini ve iş yapış biçimlerini kökten etkiledi, içinden geçtiğimiz bu süreçte tüm sektörler değişti, dönüştü. Turizmden otomotive, perakendeden sağlığa aslında tüm sektörlerde bir dönüşüm söz konusu. Koronavirüsten en çok etkilenen sektörler hangileri, yeni yol haritaları ve tüketicinin yeni dönemden beklentileri neler? Peki, bu dönüşüme şirketler nasıl ayak uyduracaklar, hangi önlemler alınıyor?

Salgından çok etkilenen sektörlerden biri turizm. Koronavirüsle birlikte tatilde trendler değişti, en çok tercih edilen tatil seçeneklerinde değişikliğe gidildi. Bir yandan da turizm sektörünün yeni döneme hızlı bir şekilde hazırlandığını gördük. Sağlıklı turizm sertifikası için başvurular arttı, aynı zamanda sosyal mesafe planına uygun düzenlemeler yapıldı.

Pandemiyle birlikte üretimin durduğu bir diğer sektör ise otomotiv oldu. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada üretim çarklarının durması, ciddi stok sıkıntılarına yol açtı. Üretimin talebi karşılamaması nedeniyle araç siparişlerinde gecikmeler yaşandı; sektör beklentisi ise bu yıl geçen yılki satış rakamlarının yakalanacağı yönünde.

Perakende tarafında da yeni normal için tüm hazırlıklar tamamlandı. 1 Haziran itibariyle mağazalar açıldı, hem AVM hem mağazalar tarafında çok ciddi çalışmalar yapılarak önlemler alındı. Markalar bu sürecin değerlendirilebileceğini ve gelecek dönemde Türkiye’nin üretim konusunda öncü ülkelerden biri haline gelebileceği değerlendirmelerini yapıyor.

Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkam Mete Vardar, Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Kiğılı Ceo’su Hilal Suerdem, Reckitt Benckiser Türkiye Hijyen Pazarlama Direktörü Tarık Bayar, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin, Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt, Gürmen Group Markalardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Doğan ve Ela Quality Resort Belek Hotel Genel Müdürü Ufuk Gezgin pandemi dönemini, yeni döneme nasıl hazırlandıklarını, bundan sonra nasıl yol haritası izleyeceklerini anlattılar.

Mete VARDAR / Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı
“Bu krizden güçlenerek çıkacağız”

28 Mayıs itibariyle oteller açılmaya başladı. Sosyal mesafe çok önemli, maske kuralına uymamız gerekiyor, oteller tüm hazırlıklarını buna göre hazırlıyor. Birçok otel Güvenli Turizm Sertifikası aldı. Diğer oteller de en kısa sürede sertifikalarını alacak. Salgından en çok etkilenen sektörlerin başında turizm geliyor. İç turizm çok önemli; böyle kriz zamanlarında çok daha önemli hâle geliyor. Yurtdışından gelen turist de öyle. Dış hat uçuşlarının başlaması ve Sağlık Bakanlığı’nın müsaadeleri vermesiyle turizm hareketlenecek. 20 Haziran itibariyle otellerin tüm hazırlıkları tamamlanacak, 1 Temmuz itibariyle fiyatlarda ciddi yükselmeler olacak. Bu yüzden tüm misafirlerimize mesajım 30 Haziran’a kadar tatil planlarını yapsınlar. Çünkü yurtdışından gelen talep ve dolulukların artmasıyla beraber fiyatlarda artış olacak. Bu 15 günün değerlendirilmesi çok önemli bir fırsat. Oteller yüzde 50 kapasite ile hizmet verecek, maliyetlerde belirli bir artış olabilir, ancak bu dönemde turizmciler için kârlılık hedefinden çok misafire iyi hizmet verme senesi olacak. Sektörümüz bugüne kadar pek çok sıkıntı yaşadı, ancak hep ayakta kaimayı bildik.

Seyahat acentaları, otelciler, havayolu şirketleri hep birlikte hareket edeceğiz. Devletimizin de katkılarıyla beraber umut ediyorum ki bu krizi dünyada en doğru şekilde atlatacak ülke biz olacağız. İki hafta öncesine kadar telefonlarımız iptal ve tarih değişikliğiyle ilgili çalıyordu, iki haftadır iptal talepleri tarih değişikliğine ve rezervasyon taleplerine döndü. 15 gün öncesine göre rezervasyonlarda neredeyse yüzde 100’e yakın artış var. Nisan ve Mayıs aylarında gerçekleştirilemeyen rezervasyonlarda fiyat farksız istenilen tarihte konaklama imkanı var, Haziran’ın belirli dönemine kadar açılmayan tesislerimizde yine misafirlerimizin istediği tarihe fiyat farksız kaydırmalar yapılıyor. Türkiye dünyada çok önemli bir turizm ülkesi, özellikle Avrupa’da yaşayan misafirler Türkiye’den başka bir yere gitmek istemiyor. Çok iyi ve profesyonelce yönetilen otellerimiz var. Burada bakanlıklarımız ve turizmciler birlik olacağız ve bu dönemi en güçlü şekilde atlatacağız. Dünya turizminde altıncı sırada olan ülkemizi daha da yukarılara taşıyacağız.

Süleyman ORAKÇIOĞLU / Orka Holding (Damat – Tween] Yönetim Kurulu Başkanı
“Türkiye’ye yöneliş olacak”

1 Haziran itibariyle mağazalarımızı açtık ve Birleşmiş Markalar Derneği olarak çok güzel bir kampanyaya başladık:

“İhtiyacını erteleme, ekonomiye sahip çık”. Biz yurtiçi ve dışı perakendede faaliyet gösteriyoruz. Aktif olarak üretimin de içindeyiz. Firmalar tedarik ve hammadde anlamında tek bir ülkeye bağımlı olmak istemiyor. Burada tek bir ülke dediğimiz Çin… Tedarikle ilgili bir çeşitlendirmeye gidildiği zaman ilk akla gelen ülkelerden biriyiz. Altyapımız, know-how’ımız ve insan kalitemiz var.

Önümüzdeki dönemlerde bu anlamda özellikle Türkiye’ye bir yöneliş olacağını düşünüyorum. Avrupa Birliği ülkelerinde salgın nedeniyle yaşanan problemler siparişlerin bir süre ertelenmesine neden oldu. Yurtdışı pazarlarında önümüzdeki dönemlerde etkinliğimizi artırma fırsatı var. İtalya ve Fransa’da birçok firmanın bu pandemiden önce de çok büyük problemler yaşadığını ve finansman zorlukları içinde olduğunu biliyoruz. Bu dönemde sıkıntıların derinleşmesi ünlü markaların birçoğunun iflas için başvurmasına neden oldu. Dünya markaları ile işbirliği yapmak ya da satın almak gibi fırsatlar ortaya çıkabilir. Pandemi bize çok önemli mesajlar verdi. Her şeyden önce standartlar değişti ve bu standartlara göre dünyanın kaynaklarını daha az tüketmek çok daha önemli hâle geldi. Üretirken kaynakları tüketmemek, çevreye duyarlı olmak, doğa dostu olmak artık daha önemli. Biz de bu noktada önemli girişimlerde bulunuyoruz. Mesela pet şişeden takım elbise üreteceğiz. Bir yıl içinde üretim yapmayı hedefliyoruz. Kampanyalarla bunu güçlendireceğiz. Günümüzde farklılık her şeyden önce çevreye duyarlı üretim yapmak ve müşterinin hayatına konfor katan çok yönlü fonksiyonel ürünler üretebilmek demek. Güçlü markalar yeni normale göre kendini ve koleksiyonlarını şekillendirmen. Satışlara baktığımızda geçmiş dönemlerle kıyasladığımız zaman beklediğimizden daha iyi olduğunu görüyoruz ve daha da iyi olacağını düşünüyoruz.

Bu dönemde tüketici psikolojisini yönetmemiz lazım. Tüketici güveni ve piyasa psikolojisi üzerinde kenetlendiğimiz zaman aşamayacağımız problem yok. Ertelenmiş bir talep var ve indirim kampanyaları var. Bunları değerlendirmek lazım.

Hilal SUERDEM / Kiğılı CEO’su
“Markalı ihracatı artırmalıyız”

Bu dönemin bütün gerekliliklerini yerine getiriyoruz. Bunun içinde sağlık da var, müşterinin güvenini kazanmak da.AVM girişinden itibaren önlemleri almaya başladık, bu önlemler sonra mağazaların içindeki tedbirlere dönüştü. AVM yatırımcıları ve biz dersimize çok iyi çalışarak tüketicinin kafasındaki yerimizi güven ve sağlık anlamında doğru yere oturtmalıydık; bunu başardık. AVM girişlerinde ateş ölçme ve maske denetimleri yapılıyor, maskesi olmayanlara maske veriliyor.

AVM’ye gelen müşterilere üç saatten fazla içeride kalmamaları gerektiğiyle ilgili anonslar yapılıyor. Mağazaların içerisinde de her türlü önlem alınıyor. Hem hava ortamını hem ürünleri bitkisel ilaçlarla dezenfekte ediyoruz. Denenen her ürün dezenfekte ediliyor. AVM’lere giriş sayıları her geçen gün artıyor, bugün yüzde 40’lara gelmiş durumda. Mağazaların içerisine 10 metrekareye bir kişi olacak şekilde müşteri alınıyor. Bizim mağazalarımızda 15 metrekarede bip kişi kuralımız mevcut. Artık müşterinin rahatlıkla e alışveriş yaptığını ve ekonomisine sahip çıkmaya başladığını görüyoruz. Sıkıntı yaratacak hiçbir konuya izin vermiyoruz. Müşterilerimiz mağazaya girip rahatlıkla alışveriş yapabilirler. Satış adetlerinde artışlar iyi, indirimlerden dolayı cirolarımız geçen seneye yaklaşmak üzere. Tablo kötü değil, moralimiz iyiye gidiyor. Çok ciddi kampanyalar yaparak müşterilerimize, ekonomiye sahip çıkmaları için destek verdik. Ekonomine sahip çık kampanyasında biz de müşterilerimize sahip çıkalım, fayda sağlayalım mantığıyla ekonomiye hep beraber katkı sağlayalım diye uğraşıyoruz. Fiyatların aşağıya inmesi enflasyona da fayda sağlıyor. ABD ile yapılan 100 milyar dolarlık ihracat anlaşmasının içinde tekstil büyük bir bölüm alıyor. İhracata özellikle markalı ürün ihracatına çok önem veriyoruz. O dönemde Türkiye’nin tekstil merkezi olacağı işaret edilmişti. Salgından sonra Türkiye bir kere daha öne çıktı. Çok hızlı bir şekilde üretim yapabildiğimizi gösterdik. Türk insanı isterse başarabilir. Dünyanın bütün tekstil ihtiyacını karşılayabiliriz, yeter ki doğru sistemler kuralım. Konjonktür bizden yana. Bize düşen görev markalı ürün ihraç etmek.

Tarık BAYAR / Reckitt Benckiser Türkiye Hijyen Pazarlama Direktörü
“Türkiye susuzluk riskiyle karşı karşıya”

Pandemi dönemi hijyen için suyun kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Ev temizlik ürünlerinde inanılmaz bir artış var. Bütün bunların temelinde su yatıyor ve Türkiye su zengini bir ülke değil. Su tasarruf etmemiz gereken en önemli şeylerden biri. Bu dönemde insanların en önemli ihtiyaçları gıda ve su oldu. Türk Sınai Kalkınma Bankası ile beraber bir araya geldik ve dedik ki Türkiye’nin suyunu birlikte ölçmemiz gerekiyor.

Türkiye önümüzdeki 10 yıl içinde susuzluk çekme riski ile karşı karşıya. Ne kadar tasarruf edersek, bu süreyi o kadar uzatırıZrTabii bu topyekun bir tasarruf olmalı, hane içinde, tarımda sulamada, sanayide kullanılan suyun geri dönüştürülmesi ve tasarrufu, hepsi çok önemli. Bunları ölçebileceğimiz bir su endeksi hazırladık. Türkiye’nin bulaşık makinesi penetrasyonu yüzde 90’larda yani 10 evin 9’unda bulaşık makinesi var. Bu dünyada bir rekor. Dünya geneline baktığımızda bunun yüzde 20’lerde olduğunu görüyoruz. Biz bulaşık konusunda tasarruf eden bir ülkeyiz. Geçen yıl bulaşık makinalarında bulaşıkları yıkarken sudan geçirmeyelim konseptli bir kampanya başlattık. Bu kampanya bütün dünyada çok ses getirdi; halen ABD, İspanya, İtalya, Avustralya, Fransa, İngiltere bizim hazırladığımız bu projenin devamını uyguluyorlar. Hızlı tüketim mallarına baktığımızda sektör yüzde





18 büyüyor, ev temizlik ürünlerine baktığımızda yüzde 36’larda büyüme var. Bu süreçte yurtdışında hjjyen ürünlerinde stok problemleri yaşadık, tüm fabrikalar çalıştığı halde bir anda panikle gelen akın rafların boşalmasını ve stok sıkıntılarını yarattı.

Pandemi döneminde yaşadığımız sıkıntı talebin bir anda artmasıydı. Panik yoksa dünyanın geneline yetecek kadar hjjyen ürünü üretebiliyoruz. Artık bu konuda normalleşme gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde özellikle bakteri ve virüsleri yok etme konusunda formüllerin geliştirilmesi söz konusu. Tüketici böyle bir beklenti içinde. Bizim de bu yönde çalışmalarımız var, ürünlerimiz yakında raflarda yerini alacak. Bu dönemde gördüğümüz bir diğer önemli şey ise online kanallar oldu. 10 yılda gideceğimiz yolu 3 ay içerisinde almış olduk ve inanılmaz bir tüketici talebi var. Bu talebin azalacağını düşünmüyorum.

Oya NARİN / Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı
“Sektöre çok ciddi destekler verildi”

Turizmde hareketlilik başladı, tablo bizim için sevindirici. İvme yükselen bir trendle ilerleyecek. Tüm hazırlıklarımızı yaptık, otellerimizi hazırladık, heyecanla misafirlerimizi bekliyoruz. İç hatların hızlanması çok iyi, şimdi ümidimiz dış hatlardaki hareketlerin charter’lara yansıması. Çünkü 50 milyon gibi rakamları yakalamış, turizmde dünyada altıncı sıraya girmiş bir ülkeyiz. Temmuz ayı itibariyle hız kazanmayı ümit ediyoruz. Salgının ilk başladığı Mart ayındaki dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde çok önemli tedbirler alındı.

Bunlardan biri kısa çalışma ödeneğiydi, sektörün ekonomik olarak ayakta kalması için çok ciddi destekler verildi. Biz de iş ortamımızı bozmadan, işçi işveren el birliğiyle devletimizin desteğiyle bu süreci güzel bir şekilde atlattık. Turizm Bakanlığı ile bir sertifika programı başladı. Bu sertifika programında bir tesiste yapılması gereken hjjyen ve sağlık önlemleriyle ilgili değişimlere hazırlandık. 500’ü aşkın tesis bu sertifikayı almak için uluslararası akredite kurumlarına başvurdu. Bu işlemlerin birçoğu tamamlanmak üzere. Maskeli, eldivenli, alınması gereken önlemleri tüm alanlarda alacağız.

Yeni bir düzene geçtik, bu düzen uzun bir süre geçerli olabilir. Yapılan araştırmalar ve bilim adamlarının söylemleriyle deniz konusunda herhangi bir şekilde bulaşıcı bir ortam olması mümkün gözükmüyor. Havuzlarda da yüksek oranda klor kullanıyoruz. Tüm alanlarda gerekli dezenfeksiyonlar yapılacak. Ortak kullanım alanları sürekli kontrol altında olacak. Bireylerin de sosyal mesafe ve kurallara dikkat etmesi halinde sıkıntı olmayacak. Salgın döneminde insanların aileleriyle uzun kalabilecekleri alanlarda taleplerin arttığını biliyoruz. İlk hedefimiz normalleşme süresince randımanlı bir düzene geçmek, bunu da 2021 sezonunda gerçekleştirebileceğiz. Yavaş bir geçiş olacak. Normalleşme süresince 2019 rakamlarımızı 2022’da tekrar yakalamayı ümit ediyoruz.

Ali Haydar BOZKURT / Toyota Türkiye CEO’su
“Geçen seneki rakamlara ulaşabiliriz”

Bu yıla başlarken, geçtiğimiz yıla kıyasla daha iyi bir pazar rakamına ulaşma beklentimiz vardı. Pandemi ile üretim durdu. Yaklaşık 3-4 ay gibi bir süre otomotiv sektörü için üretim tarafında hayat durdu. Bugün geldiğimiz noktada pazarda ötelenmiş bir talep var, ancak buna yetecek kadar üretim ve araç stoku yok. Birkaç aydır yaşadığımız bu durum ve üretimin durmasıyla araç sayısı talebin gerisinde kaldı. Alınan önlemlerle ve yaşanan süreçle üretim normal hızında yapılamıyor.

Bu yılsonuna kadar araç bulmak zor olacak^ibi görünüyor. Bu yıl tablo böyle gidecek diye düşünüyoruz. Yerli üretilen araçlarla ithal araçların bulunabilirliği arasında çok büyük farklar yok. Çünkü pandemiyle birlikte hem Türkiye’deki hem dünyadaki fabrikalarda üretim durdu. Aslında stok sıkıntısı sene başında başlamıştı. Yılın başında Maliye Bakanlığı tarafından verilen Kredi Teşvik Programı’yla birlikte ciddi oranda bir talep ortaya çıktı. Hem yerli hem de ithal araçta stok sıkıntısı var. Çok tercih edilen modellerde biraz daha fazla sıkıntı yaşanıyor. Mart ayında bağlantısı yapılmış müşterilerin araçlarının teslimatları yeni yapılıyor. Önümüzdeki birkaç ay böyle gidecek. Bir kısım ikinci ele yönelse de kararlı olan müşteriler yeni araçları bekliyor.

Geçtiğimiz yılı 479 bin adetle kapattık, bu yılki beklentimiz 550-600 bin adet arasındaydı. Bunlar pandemi öncesi yapılan tahminlerdi. Şu anda satabilir miyiz sorusundan çok, satacak araç bulabilir miyiz sorusu gündemde. Yılsonuna kadar geçtiğimiz yılki pazar büyüklüğüne ulaşabiliriz gibi görünüyor. Tabii bu tahminleri bugünkü koşullara göre yapıyoruz, eğer ikinci bir dalga yaşanır ve üretim bacağında yeniden sıkıntılar ortaya çıkarsa o zaman başka senaryolar devreye girer. İkinci bir dalga yaşanırsa bu yıl tamamen kayıp olabilir. Bu noktada stratejiler de yetersiz kalabilir. Çünkü üretim durduğu an hangi stratejiyi uygularsanız uygulayın çalışan ve müşterilerinizin sağlıklı ve güvende olması birinci planda geliyor. Gelecek dönemde kesinlikle çevreci araçlar ön plana çıkacaktır; bunu pandemi öncesinde görmeye başlamıştık. Hibrit otomobiller revaçta, tüketicide ciddi bir farkındalık var.

Zeynep DOĞAN / Gürmen Group Markalardan Sorumlu Yönetim KurUlu Üyesi
“Dijitale yatırımın önemini gördük”

Bu dönemde üretimimize bir süre ara vermek zorunda kaldık ve sağlık çalışanlarımıza destek olabilmek için maske üretimine geçtik. Yaklaşık 500 bin maskeyi Sağlık Bakanlığı’na hibe ettik.

Maske ve hjjyenik tulum üretimlerinin projeleri devam ediyor. Normalleşme sürecine geçiş başladı, önce üretimimizi tedbirlerle başlattık, mağazalarımızı açtık. Bu dönemde sadece markalar değil, AVM’ler de çok hummalı bir çalışma içerisine girdi. Dijital mecralara yatırım yapmanın önemini gördük. Tüketicinin motivasyonunu yukarı çıkaracak bir dil oluşturmaya başladık. Pandemiden önce de online için konuşuyorduk. Bu süreçte online tarafta iyi büyümeler elde ettik. Türkiye’nin yüzde 5-6 olan online’ın payının kısa bir süre içerisinde gelişmiş ülkelerde olduğu gibi 15-20 seviyelerine çıkabileceğini gördük. Online kanallarda en çok bakılan kategori damatlık ve smokindi. Mağazaların açılmasıyla birlikte ciddi damatlık ve smokin talebi olduğunu gördük. İnovatif ve teknolojinin kullanıldığı ürünlere talep var. Bu salgın süreci hayatımızda olan şeylerin adaptasyonunu çok hızlandırdı. Salgın tüketici alışkanlıklarındaki benimseme hızını artırdı. Tedarik tarafına en çok konuşulan konuların birincisi, tedarik zincirindeki kırılma ve sezonların kaymasıyla hızın daha önemli hale gelmesi, İkincisi ise üretimde daha fazla lokalleşmeye gitmek, daha yakın mesafelerde üretim oldu. Tedarik zincirlerinde konsolidasyonlar olabilir. Marka olarak Türkiye içerisinde HSç üretim yaptığımız için tedarik zinciri kırılmalarından etkilenmedik. Üretimdeki temel stratejimiz katma değerli ürün üretmek. Hem Türkiye’de hem global markalarda daha katma değerli ürüne, inovasyona Ar-Ge’ye ve sürdürülebilirlik çerçevesinde oluşan tedarik zincirlerine ve koleksiyonlara yönelim olacağını düşünüyoruz. Bunun bizim gibi katma değerli üretim yapan firmalar için avantaj olacağını söyleyebiliriz. İhracatımızın önemli bir bölümü Avrupa’ya olduğu için günün sonunda global markalara üretim yapan bir ülke olarak sürdürülebilirlik konusunda hummalı bir çalışma içerisindeyiz. İki senedir sürdürülebilirlik alanında ciddi çalışmalar yapıyoruz. Üretimden lojistiğe pek çok farklı alanda sürdürülebilirliği konuşuyoruz. Fabrikalarımızda daha az atık çıkması için djjitalleşme yatırımı yaptık. Yeniden atık yönetimini hataya geçiriyoruz, geri dönüşüm yapıyoruz. Doğal kaynaklara ve doğaya olan farkındalığın artmasını mutlulukla karşılıyoruz.

Ufuk GEZGİN / Ela Quality Resort Belek Hotel Genel Müdürü
“Misafire özel müstakil alanlar oluşturuyoruz”

Henüz yurtdışından yoğun misafir akışı başlamadı. Avrupa ve Rusya’dan henüz istediğimiz hareketlilik yok. Bu süreçte Sağlık Turizm Sertifikası için devletimizin yayınlamış olduğu genelgeye uygun şekilde otellerimizde hazırlıklarımızı tamamladık, personelimizi eğitmeye devam ediyoruz.

Misafirlerimize özel müstakil yaşam alanları oluşturmaya çalışıyoruz. Misafir geldiğinde diğer misafire çok fazla temas etmeden ortak alanlara çok fazla müdahil olmadan kendi yaşadığı ünite içerisinde ailesiyle birlikte rahat bir şekilde tatil yapabilecek. Müstakil tatilde misafirimizi kalabalıktan izole etmiş oluyoruz. 200’ün üzerinde üniteden oluşan bir alanımız var. Kendi yazlığınıza gittiğinizi düşünebilirsiniz. Kendi havuzunuza gireceksiniz, resepsiyona uğramanıza gerek kalmayacak. Otellerimiz Avrupa’ya kıyasla daha geniş. Belek bölgesindeki otellerde odaların en küçüğü 35-40 metrekareden başlıyor. Avrupa’da ise 15 metrekarede kalıyorsunuz. Açık büfede bazı değişiklikler yaşanacak. Eskiden açık büfede misafirler kendileri yemeklerini alıyordu, artık mutfak personeli misafirlerimize hizmet edecek. Misafir için herhangi bir kısıtlama söz konusu olmayacak. Bu durum otellerde yeni bir değişimin öncüsü olabilir. Hem hijyen standartlarını sağlamış olacağız, hem de israf etmemiş olacağız. Kişisel görüşüm her şey dahilin değişmeyeceği yönünde. Yeni dönüşümle birlikte her şey dahil sisteminin kalacağına inanıyorum. Bugüne kadar Türk turizminin büyümesine çok katkı sağladı; bu nedenle her şey dahil içerisinde açık büfeler devam edecek. Misafirimiz otele girdiği an itibariyle termal kameralar ateş ölçmeye başlıyor. Yine misafirler sosyal mesafeyi koruyacak şekilde karşılanacak. Biz de temassız hayata geçtik. Eskiden resepsiyondaki evrak işlemleri artık barkod ile yapılıyor.

Merak edilen konu havuzlar. Havuzlarımızın hepsi uluslararası standartlara uygun şekilde denetleniyor. Havuzda kullandığımız kimyasallar Covid-19’u etkisiz hale getiren ve insan sağlığına zararı olmayan ürünler. Bizim için de yeni bir süreç başladı, bazı şeyleri yaşayarak öğrenecek ve ona göre kendimizi geliştireceğiz. İklimin değişmesi ve talebin de gecikmesinden dolayı bu sene Kasım ayında talebin daha yüksek olabileceğini düşünüyoruz, Kasım ayını yaz sezonuna kattık. Döviz kurundaki artışı aynı oranda Türk Lirası’na yansıtamayız. Fiyatlar geçen seneki fiyatlara yakın olacaktır. Devletimizin almış olduğu taksit sayılarının artırılması, tatil tüketici kredisi gibi desteklerle misafirlerimiz ödeme kolaylığı ile tatillerini yapabilirler.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir