Anasayfa » Haberler » Temizliğiyle Dikkat Çeken Üç Kent Belediyesi

Temizliğiyle Dikkat Çeken Üç Kent Belediyesi



HER belediyenin hayali, vatandaşlara temiz bir yaşama ve çalışma ortamı sağlayabilmektir. Bunun için belediye bütçelerinden hayli geniş bir pay ayrılır. Çöp ve atık yönetimi, hem pahalı operasyonlar gerektirir hem de karmaşık altyapı yatırımları. Binlerce kişi istihdam edilir, milyonlarca dolar harcanır, “temiz ve güvenli yaşam” kampanyaları yürütülür. Yine de dikkatsiz kişilerin yere düşürdüğü/attığı naylon torba, kağıt, sigara paketi gibi çöpler yüzünden o kent, “pis” damgası yemekten kurtulamaz. Çöp/atık toplanmakla iş bitmez. Bunları, yakıp enerji elde etmek gibi sağlıklı bir şekilde yok etmenin yatırımı ve yönetimi de kolay bir iş değildir.

Ne yazık ki her belediye bunu başaramıyor. Bu alanda başarılı belediyelerin sayısı fazla değil. Pekiyi, hangi belediyeler, nasıl başarıyor? Avrupa’da, Kuzey Amerika’da, Asya’da ve Avustralya’da pek çok temiz kent var. Ama üç örneğimiz ibret verici.

KİGALİ / RUANDA
UMUGANDA KÜLTÜRÜNÜN BAŞARISI

İlk örnek, sizi hayli şaşırtabilir. Belki adını bile duymamışsımz-dır. Bir Afrika ülkesi olan Ruanda’nm başkenti Kigali’den söz ediyoruz. Kigali, Avrupa’nın, Kuzey Amerika’nın ve Uzakdoğu’nun zengin kentlerinden değil. Ruanda, kişi başına düşen gelir açısından dünya sıralamasında 139’uncu. Demek ki temiz olmanın, yüksek gelirle, zenginlikle bir ilgisi bulunmuyor. Kigali, düzgün ve yalın mimarideki binaları, temiz kaldırımları, çimenlik alanları, ağaçları, kamuya açık yerlerin temiz ve bakımlı olmasıyla dikkat çekiyor.

Başkent, Afrika’nın açık ara en temiz kenti. Sırları ise, “umuganda” kültürü. Umu-ganda kavramı, halkın kimliğinin önemli bir parçası. “Ortak bir işi başarmak amacıyla bir araya gelmek” demek. Bu, herkesi ilgilendiren bir sorun ortaya çıktığında halkın birleşip çözmeye çalışması anlamına geliyor. Bu- kavram, sömürge döneminde Batılılar’dan gelmiş bir alışkanlık değil, kabile yaşantısından kaynaklanan bir gelenek. Belçika, 19’uncu yüzyılda Ruanda’yı koloni haline getirdiğinde bu geleneği fark etti ve halkı kendi sorumluluklarını üstlenmesi için teşvik etti. 1962’de ülke, Belçika’dan bağımsızlığını kazandı. Ne var ki yerel yöneticiler, bu geleneği kendi çıkarlarına kullanmak isteyince, iç savaşlar, kabile çekişmeleri, katliamlar, birkaç milyonluk Ruanda’ya büyük zarar verdi. 2000 yılında Paul Kagame, yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar.

Kagame, bu geleneği halkın iyiliğine kullandı ve toplum ruhunu, atmosferini güçlendirmek için ülke çapında bir program başlattı. Kagame’nin liderliğinde “umuganda” bir anlam kazandı. Her Ruanda vatandaşı, her aym son cumartesi günü, işi gücü bırakıp üç saat boyunca yaşadığı mahalleyi temizlemek zorundaydı. Kavram birden, “umunsi w’umuganda”ya dönüştü. Yani “toplumun yaptığı katkı”ya. Herhangi bir hastalığı veya sakatlığı olmayan 18-65 yaş arası herkes, temizlik seferberliğine katılmalıydı. Buna başkan Kagame de dahildi (Bir başkanın temizlik yapması dünyada ilk ve tektir). 2009’da “umuganda” geleneği, yasalarla korunan kurumsallaşmış bir kavram haline getirildi (Bizim köylerimizde de “işi birlikte yapmak” anlamında imece kavramı vardı ama biz geliştiremedik).

Ruanda’da sokak çöpçüleri bulunmuyor. Sadece birikmiş çöp yığınlarını toplayan profesyoneller iş başında oluyor. Böylece temizlik maliyetleri düşürülüp, bütçeler başka yararlı işler için ayrılabiliyor. Hükümet, bununla da yetinmeyip gerek belediye kurslarında gerekse de okullarda yeni nesle, temizliğin, sağlıklı olmanın, çevrenin önemini belirten dersler veriyor.

Hükümet ayrıca plastiği de yasakladı. Sadece Kigali’de değil, tüm ülkede rüzgarda oraya buraya savrulan naylon poşetler göremezsiniz. Küresel olarak plastik atık miktarının yıllık 360 milyon ton olduğu, bunun da genel çöp ve atıklarda yüzde 65’lik payı bulunduğu düşünüldüğünde, Ruanda’nm attığı cesur adımın önemi daha da iyi anlaşılıyor. Hükümet şimdi 2020 gibi yakın bir gelecekte, içme su kalitesini artırmayı, sağlık hizmetlerini yaygın hale getirmeyi, altyapıyı geliştirmeyi ve ucuz, kolay bir ulaşım sağlamayı amaçlıyor.

SİNGAPUR
ACIMASIZ BİR CEZA SİSTEMİ VAR



İkinci örneğimiz Singapur. Bir balıkçı köyüydü. Halkı o kadar yoksuldu ki 1960’lı yıllarda bile çoğu tenekeden kulübelerde yaşıyordu. Bugün dünyanın en zengin kent devleti. Bu, nasıl oldu? Singapurluların en büyük şansı, 30 yıl kadar başbakanlık yapan Lee Kuan Yew gibi bir devlet adamına sahip olmasıydı. Bir avuç toprağı, dünyanın finans ve ticaret merkezi yapan oydu (2015’te 91 yaşında öldüğünde, Singapur’da hayat, iki günlü-‘ ğüne adeta durmuştu). Fakat bu yeterli değildi. Çağdaş bir kent, tertemiz olmalıydı. Yere çiğnenmiş çiklet atmanın cezası bile 1.000 Singapur Doları (yaklaşık 720 ABD doları). Çiklet deyip geçmeyin, İngiltere’de yere atılan çikletleri temizlemek, belediyelere yılda 60 milyon sterline mal oluyor. Singapur, çiklet sorununu, satışını yasaklayarak çözmeye çalışmıştı. Ama başta sigarayı bırakma, dişleri beyazlatma gibi tıbbi amaçlarla kullanılan çikletler de yasak kapsamına girince, hükümet yasağı gevşetmek zorunda kalmış. Singapur, doktor reçetesi göstererek çiklet alabileceğiniz dünyanın tek kenti ya da devletidir.

  İş dünyasında kadının varlığını görmek

Çevreyi kirletme cezası, tekrarlandığında 5 bin Singapur Doları’na kadar çıkabiliyor. Yasayı üç kez ihlal eden kişi, üzerinde “Ben bir çöp ayışıyım” (I am a litter lout) yazılı tişört giymek zorunda. Diğer cezalardan da bahsetmek gerekirse tuvaletten sifonu çekmeden çıkmak 100 Singapur Doları, asansöre işemek 500 Singapur Doları ceza gerektiriyor (Bu cezadan, Singapur gibi modern ve çağdaş bir kentte insanların asansöre işediğini öğreniyoruz).

Çevrede resmi görevliler görmeseniz bile gönüllüler sizi ihbar edebiliyor. Kentin en canlı alışveriş merkezi sayılan Orchard Road (Meyve Bahçesi Yolu), onlarca görevli ve gönüllünün kartal gözleriyle etrafı süzdüğü bir mekan. Pek çok kentte yasaklar kağıt üzerinde kalır. Ama Singapur’da cezadan kaçmak imkansızdır. Her on metrede bir konan çöp kutuları, size mazeret üretme şansı tanımaz.

Singapur’da temizlikle ilgili kanunlar, küçük suç işleyenlere bile ölüm cezası öngören Eski Yunan’daki Drakon Kanunları’nı hatırlatabilir. Ama 6 milyona yakın nüfusu olan bu küçük adada acımasız kurallarla disiplini sağlama uygulaması, Uzak Doğu ülkelerinde görülmemiş bir şey değil.

Sağlıklı kent oluşturmak bu kadarla kalmaz. Kent merkezine motorlu araç girişinin yasaklanması, karbondioksit emisyonunu 176 bin 400 pound (79 bin 380 kilo) azaltmış, halka daha rahat nefes alınabilen bir ortam kazandırılmış bulunuyor. Bunun için fiziki engeller konmamış, sadece uyarı levhalarıyla yetinilmiş. Uyarıyı dikkate almayan aracın plakasına otomatik olarak ceza yazılır. Bunun sonucu olarak halkın yüzde 65’i metro ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarını kullanıyor.

CALGARY / KANADA
İSRAF EDİLEMEYECEK KADAR İYİ

Son örneğimiz Kanada/Calgary’den. Kanada’yı oluşturan on eyaletten biri olan Albcrta’ya bağlı kent Calgaıy, bir zamanlar sadece ülkenin değil Kuzey Amerika’nın havası cn kirli yerleşim bi-rimlerindendi. 273.8 megaton karbondioksit şahmıyla en yüksek sera gazı emisyonuna sahipti. 2007’de çöp/atık miktarını azaltmak amacıyla “İsraf Edilemeyecek kadar İyi” (Too Good to Waste) programı başlatıldı. Halk, sahip olduklarını sonuna kadar kullanıyor, bir kerelik “kullan at” ürünlerinden kaçmıyor, plastik, metal, kağıt/karton, cam gibi çöpleri geri dönüştürülebilir kutulara atıyor, mümkün olduğu kadar az çöp çıkarmaya çalışıyordu. Bu, “kirli kent” imajını silmek zorundaydılar. Belediye de bu programdan yarar sağladı. Çünkü geniş çöplük arazileri oluşturmak ve işletmek çok masraflı. 2000’li yıllarda başlayan konut patlaması da çevreci uygulamalardan nasibini aldı. Hiç kimse, beton, kereste, şingıl (çatı kaplama malzemesi), asfalt, boya kutusu gibi atıkları, belediyeden izin almadan, bedelini ödemeden yok etmeye çalışamıyor. Kent sokaklarında üç renkli çöp kutuları mevcut. Yeşil kutular yiyecek atıklan için. Bunlar daha sonra gübre olacak. Belediye bu atıklardan yılda 140-150 milyon Kanada Doları tutarında gübre üretiyor. Üstelik organik. Mavi kutular, plastik, kağıt/karton, alüminyum için. Geri dönüştürülecekler. Yılda 130-160 bin ton atık, geri dönüştürülebiliyor. Siyah olan ise geri kalan çöpler için. Bazı belediyeler işi abartarak geri dönüştürülebilir her madde için farklı atık kutusu kullanıyor. Ama bu durum, vatandaşın kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramıyor.

“israf Edilemeyecek kadar İyi” programı çerçevesinde ülkenin en çok kullanılan 15 bin km’likyolu, tamamen temizlendi ve çevreye çöp atan sürücüler ağır para cezasıyla cezalandırıldı. Temizlikle ilgili kuralları ihlal eden kent sakinlerini ise, 500-1.000 Kanada Doları (378-757 ABD Doları) para cezası bekliyor. Calgary belediyesi, 2020’ye kadar atığın yüzde 80’ini tekrar kullanıma sokmanın yollarını mutlaka bulmak zorunda. Amaç, kentin artık “Yeşil Calgaıy” olarak anılması.

ALEVRİGEL




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*