Kapat !
Anasayfa » Sağlık » Ağlamak ve Gülmek

Ağlamak ve Gülmek



Ağlamak ve Gülmek

Bilinmelidir ki ağlamak da gülmek de nefsin önemli hareketlerindendir ve hekimler tarafından tavsiye edilir çünkü duyguların sporlarındandır.

Ağlamak elem ve kedere bağlıdır veya büyük sevinç sonrası olur, insanın karşılaştığı elem, keder, hüzün duygusu ile nefsin hareketi durgunlaşır, beyinde büzüşme ve çekilme hâli doğar. Bunalan, büzüşen, sıkılan beyin bu durumu bedene ulaştırır ve kurtulmak için gözyaşlarını devreye sokar ve ağlama meydana gelir.

Ağlamak ve Gülmek

Büyük sevinçlerde meydana gelen ağlamak ise; o ruh haliyle beynin içindeki hıkların genişleyerek yayılmasındandır. İnsan sevinince bedendeki maddeler genişler, bedende sıcaklık meydana gelir. Bu ısı beyne kadar çıkar, beyin bu sıcaklığı kullanır ve bu ısı beynin rutubetini eritir. Beyinde mevcut olan su beynin ısısı ile harekete geçer ve bu suyun gözden akıp çıkmasıyla ağlamak meydana gelir.

Bu sebepten kederli, mahzun kişinin ağlaması ile dökülen gözyaşları soğuk, sevinçten ağlayanın gözyaşları ise sıcaktır.

Gülmek de nefsin önemli bir hareketidir. İnsan görülmemiş ya da hayret uyandıran şeylerin sonucunda veya hoşa giden, garip, acayip şeyler görünce güler. Beklenmedik birçok olay insanda ferahlık, sevinç doğurur ve neticede gülme ihtiyacı doğar. Hatta insan kahkaha atmak ister.

Hayret uyandıran bir olay işitildiğinde veya bilindiğinde ruhta bir genişleme olur. Akciğerden yayılan buhar, nesneden nesneye bir dalga gibi hareket eder ve gülmeye sebep olur.

Gülmek ve ağlamak gibi duyguların hareketi vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına sebep olur ve sağlığa yararlıdır. Ferahlık, sevinmek, gülmek gibi hareketler; ruhu hoş tutar, vücut ısısını canlandırır ve beynin daha iyi çalışmasına sebep olur. Bu durum zihnin kavrayış ve algılama gibi özelliklerini arttırır ve ilim yapmada güçlük çekilmez. Bunların tersi; keder, korku, endişe ise insanı donuklaştırır ve nefsin hareketini durdurur. Böylece kavrayış zayıflar, insan tutuk ve akılsız olur.

Gülmek ve ağlamak gibi duygular nefsin önemli hareketlerindendir, vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına sebep olur ve sağlığa yararlıdır.

Duyguların İlacı

Osmanlı tıp kitaplarında duyguların sağlıkla ilgisini anlatan bölümün sonunda tavsiye edilen tedavi için öngörülen bir çözüm vardır. Bu çözüm; dünyanın ve her halin geçici olduğunu belirterek teselli etmektir.

İnsanı etkileyen ona gam ve hüzün veren, üzen her şey için bilinmesi gerekenler;

Dünyanın geçici olduğu, ölümün varlığı ve bugün çok önemli gibi gelen olayların aslında önemsiz olduğudur.

Dünyanın nimetlerine güven olmadığı gibi zorlukları da uzun sürmez; geçicidir. Hiçbir üzüntü uzun sürmez, bunun bilinmesi gerekir. Akıl ve irade ile bu âlemin sürekli olmadığını kavramak, her şeyin çabucak geçip gittiğini ve üzüntülerin kısa süre sonra söneceğini bilmek gerekir. Üzüntü veren ve korkulan şeyleri önemsememeli, kendini teselli etmeli, büyük sevinçlerde de çok sevinmemelidir.

Bitirirken; İnsan ne bulduğuna çok sevinmeli, ne de bulamadığına üzülmelidir. Hâfizın şu sözünü okuyup avunmak gerekir;

“Varlıkla yoklukla içini incinme ve hoş kanılı ol, zira yokluktur sonu her kemalin”



Varla yokla hâtınnı incitme ve hoş dil ol ya’nî gönlün hoş tut

Zîrâ her kemâl ki dünyâda vardır anın akîbeti yoklukdur

Hâsılı her kemâlin nihâyed zevâldir.

– Öfke, neşe, kuruntu, utanma, keder ve korku gibi pek çok duygu bedeni etkiler. Bu duyguların faydalan ve zararları açısından o kadar tesiri vardır ki o insanda zehir, yemek, şarap ve ilaçlardan daha etkilidir.

– Öfkelenmek ve kızmak, insan bedenini sevinçten ve diğer ruhsal durumlardan daha çok etkiler. Öfke, kızgınlık kanı hemen harekete geçirir, sıcaklık verir, bedeni hararetlendirip kızdırıp, vücuttaki hıltları harekete geçirir.

– Öfkenin zararının giderilmesi için kalbe kuvvet verici soğuk şerbetler içilmelidir. Elma şerbeti, sandal şerbeti, gül ve limon şerbeti gibi.

– Öfkenin yatışması için güldürücü nükteli sözler söylenmeli ve sevilen şarkılar, güzel sesler dinlenmelidir. Sevilen güzel ve sevimli kişilerle oturup bunlarla sohbet etmek öfkenin şiddetini giderir.

– Korku ve kederin zararlarını uzaklaştırmak için güvendiği sevdiği ortamda olmak, sevdiği kişilerin yüzüne bakmak ve güzel sesler dinlemek gerekir. Ayrıca amberli öküzdili şerbeti kırmız şerbeti içmek, kırmız macunu yemek de korkuyu gideren, rahatlatan ilaçlardandır.

Ferahlatıcı, hafif yiyecekler yemek, içmek, sıcaklık veren içecekler yararlıdır.

– Sevinç ve mutluluk duygusu insanın istediği ve aradığı bir duygudur. İnsanın sevinç duyması, mutluluk, ferah hissetmesi durumunda vücudun içerisindeki hayati ısı dışarıya doğru hareket eder, bu ısı hızla bedene ve ruha yc
sanın benzi nurlanır, bedeni kuvvetlenir, b u kişilerde ihtiyarlık eseri az belirir, genç

– Mutlu insanlar kolay kolay hastalanmazlar. Mutluluk özellikle duyguların sebep olduğu sevdavî hastalıkları giderir. Ümit etmek de bu şekilde sevinmek kadar faydalıdır. Ümit içinde olanın da yüzü ferah, parlak, bedeni kuvvetli olur.

– Heyecanlanma da duyguların hareketi ve sık sık olursa spordur. Heyecanlanmak dengeli olduğu zaman faydalıdır. Bu hareket aklı arttırır, zihni açar ve geliştirir.

– Utanma, sıkılma, mahcup olma da önemli bir duygusal hareketlerdendir. Böyle durumlarda hayati ısı bir içeriye bir dışarıya doğru hareket eder, insan kah kızarır, kah sararır. Bu durum beden kuvvetlerini zayıflatır, vücut ısısını ve zihnin çalışmasını bozar. Böyle durumlarda aklı kullanmalı ve ortamdan uzaklaşmalıdır.

– Endişe duymak, kuruntulu olmak durumu da duyuların hareketine sebep olur. Bu hareket vücudun hayati ısısının hareketidir. Endişe ve kuruntuda genellikle hayati ısı içeriye doğru hareket eder. Bu durum vücudun tüm kuvvetlerini zayıflatır, benzi sarartır, zihnin çalışmasını yavaşlatır, hastalıklar arttırır.

– Endişe ve kuruntu duyguları hekimlerin hiç sevmedikleri ve kurtulması gereken duygulardır. Bunun için gönül meş-gullüğü yani mühim işlerle ve bir şeylerle ilgilenmek gerekir. Sevdiği işlerle meşgul olmaya başlamalı, bunları bırakmamalıdır. Birçok şeyle meşgul olmak marazları hafifletir ve perişanlığı giderir.

– Nefsin sükununda insan ne sevinçli ne üzüntülüdür, ne bir şeyden korkar ne sıkılır, utanma, heyecanlanma hiçbir duygu yoktur. Bu şekildeki sükûn istenmeyen sükûndur, bu hare-

r’ \ ketsizlik ruhu ve zihni dahi soğutur, bedeni zayıflatır, insan-7q da algılama ve anlayış zayıflar, gittikçe yok olur.

 



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*