Kapat !
Anasayfa » Sağlık » Beslenme » Kahvaltıda neler yemeliyiz?

Kahvaltıda neler yemeliyiz?



Biz en iyisi, kahvaltımızda ilk başta ekmek ve unlu gıda bölümüne sadece bir dilim ekmek kadar kontenjan ayıralım. Hatta sonraları bu kontenjanı yarım dilime kadar indirelim. Azalttığınız ekmek yerine, suda erimeyen karbonhidratlardan kavrulmamış çiğ fındık, ceviz ve bademden dilediğinizi, hatta üçünü birden, istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Korkmanıza gerek yok, aç olduğunuzu biliyorum. Ekmeği yarım dilim kadar yiyin ki yanında diğer kahvaltılıklardan istediğiniz kadar yemek için yeriniz kalsın.

Dilediğiniz kadar zeytin, peynir, yumurta, salatalık, domates, biber çeşitlerinden yiyebilirsiniz, hatta bulabilirseniz, gıda tüzüğüne uygun üretilmiş doğal sucuk yemenizde bir sakınca yoktur. Bu yediğiniz yiyecekleri nasıl pişirdiğinizin de çok büyük bir önemi yok.

Bedeninizi ne yemeli diye düşünerek değil, içgüdüsel olarak besleyin. Size önerdiğimiz gibi sadece peynir, zeytin, yeşillik, yumurta ile değil, adamakıllı bir kahvaltı yapmaya çalışın. İlla her gün aynı şeyleri yemeyin. Bir gün omlet yapın, seviyorsanız bir gün sucuklu yumurta, kullanıyorsanız zeytinyağından kaçınmayın, bazen çok güzel soslu bir omlet pişirin, bazen yumurta haşlayın, arada bol domates, salatalık… Kısaca kahvaltınızı çeşitlendirin ve tekdüzelikten kurtarın. Hayal gücünüzü ve içinizdeki arzuyu kullanın, canınız ne istiyorsa ve ne kadar istiyorsa hepsini yiyin. Ne çok ne de az doyun. Bu arada çerez, yani çiğ fındık, ceviz ve badem yemeyi de unutmayın.

Eğer midenizde bir ülser problemi varsa yağda kızarmış yiyecekleri çok tüketmeyin. Tansiyon probleminiz varsa çok tuzlu peynir tercih etmeyin. Kolesterolünüz çok yüksekse tereyağı ve yumurtanın sarısından biraz uzak durun. Meyve seviyorsanız vücudun vitamin ihtiyacını karşılamak için mevsim meyvelerinden bir avuç kadarını, sabah kahvaltısı içerisinde de yiyebilirsiniz. Ama sakın kahvaltıdan 1-2 saat sonra ara öğün olarak yiyeyim demeyin. Yiyecek ne varsa hepsinin tek bir öğünde yenilip bitirilmesi lazım ki yediklerimizin tamamını da tek seferde ve eksiksiz sindirebilelim.

Kahvaltıda içecek olarak çay, kahve, süt, ayran, %100 meyve suyu, su, kefir, bitki çayı vb tüketebilirsiniz. Ama içeceğinizin içinde şeker olmamasına özen gösterin. Çay gibi içecekleri şekersiz içemiyorsanız tatlandırıcı kullanmayın. Tatlandırıcı kullanmak yerine kullandığınız şeker miktarını yavaş yavaş azaltın. Hiç sıkıntı yaşamadan birkaç hafta sonra tamamen şekersiz içmeye başladığınızı göreceksiniz. Çaya şeker koyma ihtiyacınız tadını şekerli sevmenizden değil, yeterince beslenememenizden. Tıpkı kilolu insanların hamur işine düşkün olması gibi… Siz kaliteli ve yüksek kalorili beslenmeye başlayıp yediklerinizi iyi sindirdiğinizde, çaya da şeker koyma ihtiyacınız kalmayacak.

Tatlandırıcıyı önermememizin nedeni, tatlandırıcının vücudu kandırmasıdır. Tatlandırıcıdan şekerin tadını ve hazzını alırız ama içinde enerji yoktur. Bu nedenle tatlandırıcı yerine sadece içeceğin tadını hafif değiştirecek kadar şeker ilâve etmemizin de bize zararı olmaz. Bu, ağız tadıdır. Ama aynı çayı 2, hatta 3 şekerli içmemiz ve sürekli çay isteği, gizli gizli tatlı isteğidir. Kahvaltımızı çeşitlendirmek için bir dilim ekmekten fazlasını yemeyelim. Sakın ben bir dilim ekmekle tost yaparım, içine de peynir domates koyarım diye düşünmeyin. Buradaki ana prensip, kahvaltı menüsü içindeki ekmek türünün, suda kolay eriyen karbonhidratların oranının 1/5’ten az olmasını sağlamak.

Kahvaltıda neler yemeliyiz

Eğer kahvaltı menünüz içinde suda çabuk eriyen gıdalar çok az ise vücudunuz mecburen diğer yediğiniz gıdalardan enerji elde etmeye çalışacak ve böylelikle vücudunuza şekerin yanında protein, yağ, vitamin ve mineraller de girecektir. Hatta vücudumuz yavaş yavaş bu yediğimiz ekmek harici gıdaların sindirimini kolaylaştırmak için sindirim enzimi de üretmeye başlayacak ve gün geçtikçe ekmeksiz doymama, makarna, pilav olmadan yemek yiyememe probleminiz kaybolacaktır. Hem yedikleriniz ile daha iyi doyduğunuzu hissetmeye başlayacak hem de tatlı türü isteklerden uzaklaşacaksınız. Ayrıca bu mantıkta kahvaltı yaptığınızda, kahvaltı genelindeki kalori değeri yüksek olduğu için harçlık isteyen çocuk örneğindeki gibi mideniz daha az açılacak ve siz de daha az miktarda yiyecekle doymuş olacaksınız.

Daha az yiyecekle doymaya başladığınız noktada, ilk ve en önemli sınavı geçmiş olacaksınız. Çünkü daha az miktarda yiyecekle doymanızın bir anlamı da sindirim sisteminizin daha verimli çalışmasıdır. Sindirim sistemi daha verimli çalıştığı için, yediğiniz gıdaların tamamına yakınını sindirerek daha az gıda ile daha yüksek enerji elde etmiş olacaksınız. Bu da daha sağlıklı bir vücuda sahip oluyorsunuz demektir. Daha sağlıklı bir vücut, orijinal bedenine dönmek isteyecektir.

Hemen dört dörtlük uyum sağlayacağım diye düşünmeyin, vücudunuza biraz zaman tanıyın. Biz insanlar yaşam şartlarına en iyi uyum sağlayan canlı türüyüz. Düşünsenize, hem ekvatorda, hem kutuplarda, hem yüksek dağların tepesinde, hem de deniz seviyesinde yaşayabilen ender canlılardan biri insandır. Başlarda zor gelse bile, yavaş yavaş vücudunuzun bu yeni düzene nasıl alışabildiğim hayretle izleyeceksiniz. Bu nedenle kahvaltının, bu önerdiğim şekilde yapılmasına alışmak da çok kolay olacaktır. Hatta bir süre sonra bu kahvaltı türünün en iyi uygulayıcısı bile olabilirsiniz.

Demek ki vücudun kendisi için gerekli olan tamir malzemesini alabilmesi ve ideal bedenine dönebilmesi için sabah kahvaltısında yumurta, peynir, zeytin salatalık, domates, fındık, ceviz, badem gibi yiyeceklerden doyana kadar yememiz gerekiyormuş. Ama aynı zamanda bu saydığım yiyeceklerin daha iyi sindirilebilmesi için suda eriyen diye tabir ettiğimiz ve çok kolay şekere dönüştürülebilen ekmek, hamur işi, reçel ve baldan da uzak duracakmışız.

KAHVALTIDA YEDİKLERİNİZİ SİNDİRMEDEN ÖĞLEN YEMEĞİ YEMEYİN!



Artık çok iyi biliyoruz ki eğer yediklerimiz sindirilemezse o zaman bize enerji veremezler ve biz doymamış oluruz. Sindirimi kolaylaştırmak için öncelikle kahvaltıda yediklerimizi mutlaka çok iyi çiğnememiz gerekiyor. Çünkü iyi parçalanmış besinler çok daha rahat sindirilir.

İkinci önemli konu ise, sindirime yardımcı olmak için hareket etmektir. Kahvaltıdan yaklaşık 1 saat sonra yapılan düzenli yürüyüş sindirim sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Çalışanlar için kahvaltılarını evde yapmalarını tavsiye ediyoruz. Eğer kahvaltılarını evde yaparlarsa hem istedikleri kadar güzel bir kahvaltı yapmış olurlar hem kahvaltıları ‘telefon çaldı’,‘müşteri geldi’ gibi nedenlerle kesintiye uğramaz hem de kahvaltıdan sonra yapacakları iş seyahati yani işe gidiş süresince hareket ederek, yaptıkları kahvaltıyı sindirmeye başlamış olurlar.

Genelde sabah aç karnına yapılan yürüyüşün kilo verdirdiği düşünülür.

Ben bu yürüyüşü kahvaltıdan 1 saat sonra yaparsanız daha rahat sindirirsiniz derim. Çünkü yemek yemeden yapılan bir yürüyüş, vücudumuzda bulunan yedek enerjilerden harcar. Yani birikimimizi harcatır. O birikim ise asla düşündüğünüz gibi göbek veya kalçada bulunan beyaz yağlar değildir.

Sabah aç karnına yaptığınız hareketlerde veya sporda, karaciğer veya kasta bulunan glikojen depolarından harcarsınız. Bu glikojen depoları bizim can havli dediğimiz, hani kadınların bileklerine taktığı, ani para ihtiyacı olunca en az kayıpla sattıkları altın bileziklere benzer. Eğer bir müddet para kazanamazsanız birikimlerinizi kullanırsınız. Eğer birikiminiz yoksa eşinizin bileziklerini harcarsınız. Hiçbir zaman gidip evde hiç kullanmadığınız eski mobilyalarınızı paraya çevirmeye çalışmazsınız, çünkü bunların kolayca satılamayacağını ve çok para etmeyeceğini bilirsiniz. Elinizde paraya çevireceğiniz hiçbir şey kalmazsa, ancak o zaman onları satmaya çalışırsınız. Vücudumuz da enerji yokken, yani açken hareket ettiğinde o kötü yağlan kullanamaz.

Böylece sabah yaptığımız kahvaltı enerjiye dönmeye başlar ve bu enerji ile arada acıkmamız engellenir. Yediğimiz tüm yiyecekler sırası ile sindirilir ve ara öğün yemediğimiz için sindirim işlevi kesintiye uğramaz. Öğlen yemeğine kadar sindirim sisteminin düzenini bozacak bir yiyecek maddesinin midemize girmemesi gereklidir. Yani bir fındık tanesi bile yemememiz gerekir. Sabah kahvaltı ile öğlen yemek arasında çok abartmamak koşulu ile çay ya da kahve içebiliriz. Bu içeceklerin sayısı da 1 ya da 2 bardağı geçmesin. Eğer çay veya kahveyi şekersiz içemiyorsanız, tatlandırıcı kullanmak yerine, şeker miktarını gittikçe azaltarak için veya çay, kahve içmemeye çalışın.

İlk günler eski alışkanlıklarımız nedeniyle bir şeyler atıştırmak isteyebiliriz. Bu istekle mücadele edelim. Çünkü kahvaltıda yediklerimizin tam olarak sindirilmesini istiyorsak, arada hiç atıştırmamamız gerekir. Susadıkça su içmeye önem verelim.

Bazen de eski alışkanlıklara bağlı olarak su içme isteğimiz fazla olmaz veya çok çay ve kahve içtiğimiz için su içmek istemeyiz. Çay ve kahve içtiğinizde vücut, içtiğiniz miktarın 3 katı kadar su tutar. Bu su yüzünden de susuzluk çekmeyiz ve su isteği azalmış olur. Zaten bu nedenle çay harareti keser derler. Ama çay içmemiz nedeniyle vücudun tuttuğu bu su, ara dokularda kaldığı için vücut tarafından kullanılamaz. Yani vücut kullanamadığı suya boşuna sahip olur. Eğer çay ve kahveyi azaltırsanız, su içme isteğini tekrar kazanırsınız. Vücuttaki su depolanmak yerine kullanıldığında da kötü yağların temizliği gerçekleşir ve böylelikle küçülebiliriz.

Bazı hastalarımız, işi gereği her müşteri ile çay içmek zorunda olduğunu söylüyor. Biz de onlara her müşteri ile çay istemelerini ama çayın yanında bir bardak da su istemelerini öneriyoruz. Çaydan bir yudum alın ve suyun tamamını bitirin. Hiç bir müşteri sizin çayınızı bitirmenizi beklemez. Böylece siz de az çay içmiş olursunuz.

Çayı çok seven hastalarımıza da bedenlerini daha çok sevmelerini öneriyoruz. Çaydan bir yudum alınca zaten isteğinizi köreltebiliyorsunuz. Üzerine de bir bardak su içerek, daha az çay içmeniz mümkün.

KAHVALTI SAATİNİ ÖĞLE YEMEĞİ SAATİNE GÖRE AYARLAYIN, GEÇ KALMAYIN!

Vücudun küçülmek için kullandığı yapı elemanlarından proteinler ve yağlar, sindirimi en güç olan besinlerdir. Bu elemanların sindirim süresi bazen 12 saati bile bulabilir. Vücudumuz bu besinleri, erken uyuduğumuz zamanlarda genellikle gece saat 23.00-02.00 arasında ürettiği hormonlar vasıtası ile kendisini yapılandırmak için kullanır. Demek ki bu besinlerin bu saatlerden önce sindirilmiş ve kullanıma hazır hale gelmiş olması gerekir. Bu nedenle, öğle yemeğimizin en geç saat 14 e kadar yenmiş olması gerekiyor. Öğle yemeği en geç saat 14 e kadar yenmiş olacaksa, bu öğünden en azından 5-6 saat önce de sabah kahvaltımızın yenmiş olması gerekiyor.

Sabah kahvaltısı ve öğle yemeği arasının en azından 5 saat olması, her iki öğünün de tam anlamı ile sindirilmesi için uygun zaman aralığıdır. Bu nedenle, sabah kahvaltımızın da en geç saat 9’a kadar bitmiş olması gerekir. Bu saate uyabilmek için de çalışanlar veya öğrencilerin mutlaka kahvaltılarını evde yapıp ardından yola çıkmaları önerilir. Ayrıntı gibi görünse de bu ufak önerilerimiz sizin bu sisteme daha kolay alışmanızı ve bir an önce küçülmeye başlamanızı sağladığı için uymanız önemlidir.

Sabah kahvaltımızı doyana kadar yedik, arada hiçbir şey yemeden öğlene kadar daha az çay, daha çok su içtik. Şimdi öğle yemeği vakti! Aralarda acıkırsak ne yapacağız diye bir soru aklınıza gelebilir. Benim 150.000 se-anslık deneyimime göre her sabah kahvaltıda 1 dilim ekmek ve yanında bol çerez yemişsek acıkmamız mümkün değil ama yine de acıkırsak ucunda ölüm yok ya deyip birkaç tane fındık, ceviz, badem yiyin. Ama bunu gün geçtikçe yapmamaya çalışın veya mükemmel bir öğlen yemeği düşünün ve onun hayali ile bir süre daha dayanın, su için, açlığınızı yatıştırın. Nasıl olsa öğlen yemeğinde kimse sizin elinizi tutmayacak, tam doyana kadar yemenizde bir sakınca yok.



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*