Sağlıklı görünüyorlar ama değillermiş…

Sağlıklı görünüyorlar ama değillermiş…

SAĞLIKLI olduğunu düşündüğümüz pek çok günlük yaşam alışkanlığımız var. Bunlar acaba doğru mu? Amerikan aylık aile dergisi Reader’s Digest, bu alışkanlıkları araştırdı ve doğruları ortaya çıkardı. Bakalım sizin de sağlıklı olduğunu düşündüğünüz alışkanlıklar, gerçekten sağlıklı mı?

Beslenme rejimim, günde pek çok küçük öğünden oluşur.

Küçük öğünlerle metabolizmanızın rahat çalışmasına yardım ettiğiniz teorisi, Purdue Üniversitesi bilim adamları tarafından çürütüldü. Çok sayıda gönüllü denek, bu bilimsel araştırmaya katıldı. Sonuçta, günde altı kez küçük öğünler yiyen insanların, günde üç öğünü dolu dolu yiyen insanlardan daha fazla acıktığı ortaya çıktı. Altı öğün yiyen insanlar, üstelik kilo da veremediler. Yine de her insanın bünyesinin farklı olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuza danışıp sağlıklı kilo vermenin yollarını bulmalısınız.

Musluk suyu yerine, şişelenmiş su içmeyi tercih ederim.

ABD’nin Rochester kentinde bulunan ve kâr amacı gütmeyen tıbbi eğitim ve araştırma organizasyonu Mayo Clinic’e göre şişelenmiş su, musluk suyundan daha sağlıklı değil. Her iki su da hemen hemen aynı güvenlik standartlarına sahip. Marketten şişelenmiş ya da ambalajlı su aldığınızda, ne suyu aldığınızı bilmiyorsunuz. ABD’de yapılan bir araştırmada şişelenmiş su markalarının yüzde 18’i, kaynaklarını belirtmekte başarısız oldu. Yüzde 32’si ise suyun şişelenmesi, saflığı, mineral içeriği gibi bilgileri veremedi. Şişelemede artık cam değil, plastik kullanılıyor. Plastik, çok küçük mikro partiküller halinde suya karışıyor. Bu nedenle tercihiniz, cam şişelerden yana olmalı. İşin enerji tarafına gelince. 1.5 milyon plastik su şişesinin yapımı için 50 milyon varil petrol kullanmak gerekiyor.

Banyodan sonra kulak içlerini pamukla temizlerim.

İyi bir iş yapmış olmazsınız. Pamuklu çubukla kulak içlerini temizlemek, kir ve tozu dışarı atmak anlamına gelebilir. Ama kulak salgılarını da silmiş olursunuz. Ayrıca çubuğu daha derine sokmak; kulak ağrısı, işitme kaybı, kaşınma ve başka rahatsızlıklara davetiye çıkarır. Kulak kepçesini istediğiniz kadar temizleyin. Ama kulak içine pamuklu çubuk sokmayın.

Salatalarımda yağsız sos kullanırım.

Sağlıklı bir tercih gibi. Ama midede, salatanın besleyici elementleri yağ olmadan cmi-lemiyor ya da çok zor emiliyor. Sadece salata değil, diğer sebzeler de yağ olmadan hastalıkla savaşan ajanlarını vücuda geçiremiyor. Kanserle, kalp hastalıklarıyla, görüş kaybıyla mücadele eden ka-rotenoidler, yağ olmadan bir işe yaramıyorlar. Bu nedenle yağsız rejiminiz, kalori hesabı yapmanıza değmez. En iyi salata sosu ise, zeytinyağı ve avokadodur.





Ev dışında içecekleri, pipetle (kamışla) içiyorum.

İçeceği pipetle içmek, temiz olduğundan emin olmadığınız bardağa veya metal içecek kutusuna ağız dayamaktan çok daha sağlıklı bir alışkanlık olabilir. Ama içeceği pipetten yudumlarken vücudunuzda altı değişiklik olduğunun farkında mısınız? Her şeyden önce içecekten çok hava yutarsınız. Bu gazlar aşağıdan veya yukarıdan çıkacağından, bir sosyal mekanda zor durumda kalırsınız. Size verdiği şişkinlik de cabası. Pipeti çekmeye çalışırken dudaklarınızın etrafında kırışıklık olur. Hiç istemeyeceğiniz bir durumdur. İçtiğiniz içccck, şekerli veya gazlı ise, dişlerinize zarar vermeden pipetten yemek borunuza gideceğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Dişler zarar görür. Yine pipetten emmeye çalışırken dişlerinize fiziki zarar verirsiniz. Bardaktan içtiğinizin çok daha fazlasını pipetle içersiniz ve kilo alırsınız. Plastik pipetler, polipropilenden yapılır. Bu madde sıvıya karışarak vücudunuza girer.

Şekeri bıraktım. Onun yerine şekerden arındırılmış tatlandırıcı kullanıyorum.

Kulağa sağlıklı gibi geliyor. Fakat bilim öyle söylemiyor. 2017’de ABD’de, 37 farklı kentte yapılan araştırmalar göstermiştir ki, yapay tatlandırıcılar, kişinin kilo almasının en büyük sebebidir. Kişi, kahvesinde şeker kullanmayıp daha az kalori almış olabilir. Ama fazla tüketerek, farkında olmadan bu açığını kapatır. Burada yapacağınız en iyi şey, şeker olsun olmasın, her türlü tatlandırıcıdan uzak durmaktır. Kahvenizi sütle yumuşatın. Ya da maden suyunu limonla için. Tatlandırılmış soda ya da gazoz kullanmayın.

Piyasadaki doğal ürünlere güvenirim.

“Tamamı doğal” veya “Yüzde 100 doğal” etiketli ürünleri alıp mutfağınıza soktuğunuzda sağlıklı beslendiğinizi düşünürsünüz. Oysa bu ürünlerin doğallıkla hiçbir ilgisi bulunmaz. The Wall Street gazetesine göre doğallığı ile övünen bu ürünler aslında değişik işlemlerden geçiriliyor. Mısır şurubu, sodyum benzoat (E 211), genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), yüksek früktoz işlemesi, bu yöntemlerden bazıları. Çünkü üreticiler, yasadaki “ürün tanımlama”da bazı boşlukları fırsat bilip istedikleri yazıyı ürüne basabiliyorlar. Aynı şekilde tavuklar ya da yumurtalar için kullanılan, “özgür dolaşımlı” (free range) veya “kafes dışında” (cage free) gibi tanımlamalar da doğru değil. 2011’de İngiltere’de bin tüketici arasında yapılan bir ankette tüketicinin sadece yüzde 25’inin bu etiketlere inandığı ortaya çıkarılmıştı.

ALEV RİGEL




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir