Sıfır Yer Çekimi Kanser Hücrelerinin Öldürüyor

Sıfır Yer Çekimi Kanser Hücrelerinin Öldürüyor

KANSER ikinci ölüm sebebi (Birinci kalp hastalıkları). Her dört ölümden biri kanserden oluyor. 100’den fazla kanser türü var. Vücudumuzun her parçası, kontrolsüz büyüyen ve yayılan hücrelerden etkileniyor (Sadece kalp, kansere çok çok nadiren eğilimli). Dünya Sağlık Teşkilatı WHO’ya göre sigara, kanser bağlantılı ölümlerin yüzde 22’sini oluşturuyor. Bu hastalık, küresel ekonomiye büyük bir yük. 2018 rakamlarına göre bu yük 1.4 trilyon dolar. İnsanoğlu, henüz kanser karşısında kesin bir zafer kazanabilmiş değil.

Alman haber ajansı Deutsche Welle’ye göre Avustralyalı bir bilim insanı, yeni bir buluşla ortaya çıktı. Buna göre sıfır yer çekimi kanser hücrelerinin yüzde 80-90’ını öldürüyor. Avustralyalı araştırmacıların planları, bu hücreleri uzaya göndermek. Alman-Avustralya ortak çalışması sonucunda tesadüfen keşfedilen bu durum, umut verici. Elbette ki kanser hastaları uzaya gönderilmeyecek. Ama yer çekiminin olmadığı ortamların dünyada yapay olarak oluşturulması ilaçsız-ameliyatsız bir çözüm getirecek.

ÇARE AĞIRLIKSIZ ORTAM

Sydney Teknoloji Üniversitesinden biyoloji araştırmacısı Joshua Chou, “Çevremde pek çok kişi kanser olmaya başladı. Bu hastalıkta gözle görülür bir artış var. Bu da beni kanserli hücreleri incelemeye yöneltti. Uzayda kemik kaybı üzerinde çalışırken tesadüfen kanserli hücrelerin, ağırlıksız bir ortamda hızla yok olduğunu fark ettim. Bu, benim için inanılmaz bir keşifti. Kanser tedavisi için gümüş bir kurşun bulmamız gerekmiyor. Çünkü çok çeşitli kanser türü var ve hastaların bünyesi bu türlere farklı tepkiler veriyor” diyor. Chou, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bilmek istediğim şey, kanser hücrelerinin ortak bir yanının olup olmadığıydı. Hastaların vücudunun farklı yerlerinden kanser hücreleri aldım. Bunlar; akciğerler, karın bölgesi ve göğüstü. Mikro-çekim şartlarında inceledim. 24 saat gibi kısa bir sürede hücrelerin yüzde 80-90’ı ölmüştü.”

Öğrencilerinden biri olan Anthony Kirollos ile birlikte çalışmalarını sürdüren Chou, 2020’de bu hücreleri Uluslararası Uzay îstasyonu’na göndermeyi planlıyor. Mikro-yerçekimi ortamında böyle bir başarı elde ediliyorsa, tamamen çekimsiz ortamda hücrelerin ne olacağını merak ettiğini söylüyor. Joshua Chou, bunun için yeni teknolojiler geliştirmemiz gerektiğini, hücreleri canlı olarak uzay istasyonuna götürüp dünyaya geri getirmenin kolay bir süreç olmayacağını sözlerine ekliyor.

YERÇEKİMİ BİYOLOJİSİ

Chou, bu alanda yalnız değil. Almanya’da dünyaca tanınan yerçekimi biyolojisi uzmanı, Magdeburg Üniversitesi profesörü Daniela Grimm de konuyla ilgili araştırmalar sürdürüyor. Grimm, 2017’de tiroid kanseri hücrelerinin uzay ortamında nasıl davrandığıyla ilgili deneyi yönetmişti. Küçük bir kutuda bulunan tiroid tümörü hücreleri, Çin’in Dragon uzay gemisiyle uzaya gönderilmişti. Grimm, Avustralyalı meslektaşlarıyla benzer sonuçlara ulaşmaktan son derece mutlu olduğunu kaydediyor.

Yaklaşık 20 yıldır, hücrelerin nasıl üç boyutlu hücre kümeleri haline geldiği araştırılmaktaydı. “Sferoid” adı verilen bu kümeler, biyomolekül araştırmalarında kullanılıyordu.

Kanseri Önlemenin 7 Yolu

1- Birinci ve en etkili yol, sigarayı bırakmak. Sigara, kanser oluşumunda en büyük faktör. Hemen hemen her dört vakadan biri, sigara kaynaklı. Bazı kişilerin tütünü içmek yerine çiğnediğini biliyoruz. Bu, çözüm değil. Tütün çiğnemek de pasif sigara içicisi olmak da kanser nedeni olabiliyor. Sigara içmiyor olabilirsiniz, ayrıca sigara dumanı olan ortamda bulunmamaya da özen gösterin.

2- Kanser taraması yaptırmayı ihmal etmeyin. Özellikle 55 yaş üzeri kesimde bu tehlike hayli yakın olabilir. Bazı kanser hücrelerinin, semptom oluşturmadan görülebilir halde olduğunu unutmayın. Özellikle cilt ve göğüs kanseri, taramada ortaya çıkabilir ve erken teşhisle tedavisi kolaylaşır. Fakat kanser taramasının bütün kanser türleri için geçerli olduğunu söyleyemiyoruz.





3- Aktif olun ve kilonuzu kontrol altında tutun. Aşırı kilolu olmakla, bazı kanser türleri arasında bağlantı olduğu biliniyor. Sağlıklı yiyeceklerle beslenirseniz, kanser riskini önemli oranlarda azaltabilirsiniz. Yediklerinizin çoğunluğunu sebze ve meyve oluşturmalı. Bunlar, koruyucu etkisi olan besinlerdir.Kırmızı ve işlenmiş eti aşırı tüketmek, kolon kanseri riskini artırır.

4- Enfeksiyondan sakının. Bulaşıcı hastalıklardan kendinizi koruyun. Kısaca hasta olmamaya çalışın. Bunun için de bağışıklık sisteminizin güçlü olması gerekir. Bulaşıcı hastalıklar, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 22 oranında kanser sebebidir. Sanayileşmiş ülkelerde bu oran, sadece yüzde 6’dır. Hepatit B ve C, karaciğer kanserine yol açabilir. Aşılar konusunda doktorunuza danışın.

5- Alkollü içecekler tüketmeyin. Dünya Sağlık Teşkilatı VVHO’nun raporları, alkol tüketiminin kanser riskini artırdığını gözler önüne sermektedir. Alkol, pek çok kanser türünün tetikleyicisidir. Alkolün yanı sıra gazlı, boyalı içecekler de tüketmemelisiniz.

6- Havayı, suyu, toprağı kirleten maddelerden uzak durun. Bunu söylemek kolay ama uygulaması hayli zor. Giderek kirlenen bir dünyada yaşamaya çalışıyoruz. Hava, su ve toprağı, kanserojen maddeler kirletiyor. Buna, kimyasal maddeler bulaşmış toprakta yetişen sebze ve meyveler de dahil. Sobasında kömür yakılan evlerin içi de tehlikeli.

7- Güneş ışınlarının dozunu iyi ayarlayın. Cilt kanseri, yaygın kanser türlerinden biri. Bundan sakınmak ise çok kolay. Bütün yapacağınız şey, güneşte fazla kalmamak. Güneş, vücudun üretemediği D vitamini için gerekli. Bunun için size en fazla yarım saatlik bir güneş ışını yeterli. Daha uzun süre ışınlara maruz kalacaksanız, şapka, elbise, güneş gözlüğü gibi koruyuculardan yardım alabilirsiniz.

Yerçekimi Mucizesi

■ İngiliz matematikçi, fizikçi ve astronom Isaac Nevvton’un 1666’da yerçekimi kanunlarını ortaya koymasından bu yana yerküremizin bizi kendine çektiğinin bilimsel olarak farkındayız. Newton’un başına elma düşmemişti. Bu, bilimi sevdirmek için uydurulmuş küçük bir ayrıntıydı. Nevvton’un, elmanın ağaçtan düştüğünü görmesi yeterliydi.

■ Dünya gibi her gök cisminin bir çekimi vardır. Örneğin dünyada 75 kiloysanız, Mars’ta 28.4 kilo, güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter’de 190 kilo çekersiniz.

■ Ekvator çizgisi üzerinde dünyanın dönüşünden kaynaklanan merkezkaç kuvvetinin gücü maksimum seviyededir. Bu da, yerçekimini azaltan bir faktördür. Kuzey ve güney kutuplarında ise yerçekimi daha fazladır. Çünkü merkezkaç kuvvetli sıfır ya da sıfıra çok yakındır.

■ Dünyamız o kadar harika bir gezegendir ki, Kanada ve Peru’nun bazı bölgelerinde yer çekiminin daha az olduğu tespit edilmiştir. Ama sebebi bilinmemektedir. Aslında çekim gücü, bölgeden bölgeye değişir.

■ Bizden 384 bin kilometre uzakta olan Ay’ın çekim gücü, dünya sularında gelgitlere neden olur.

■ Uzaya çıkan astronotlar, eğer uzay gemileri hareketsiz kalsaydı dünyanın çekim gücünü hissederlerdi. Ama büyük bir hızla dönen uzay gemileri kendi merkezkaç kuvvetlerini yaratır ve astronotları sıfır yer çekiminde tutar. Yine de bir mikro-yerçekimi mevcuttur.

■ İnsan iskeleti, yerçekimine karşı koymamız için gelişmiştir. Yerçekimsiz bir ortamda beyin, yük taşıyan kemiklere ihtiyaç olmadığını düşünür ve kalsiyumu vücuttan çıkarmaya başlar. Uzayda bir yıl kalan kozmonotlarda yüzde 2.5 oranında kemik kaybı tespit edilmiştir.

■ Uzaya gönderdiğimiz roketlerin, yer çekimini yenmesi için saniyede 11 kilometrelik bir hıza ulaşması gerekir. Kaçış hızını tutturamazlarsa dünyaya düşerler.

■ Dünyanın çekim gücü, kütlesine göre büyük bir çekim gücü değildir. Evinizdeki buzdolabının motorundaki mıknatıs bile daha kuvvetlidir. Ama burada dünyanın büyüklüğü önemli.

ALEV RİGEL




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir