Kan Bağışında Bulunmak

Kan Bağışında Bulunmak

Kimler Kan Bağışı Yapamaz

Bir insanın yaşamına dokunmak, ona şifo olmak elbette çok değerli. Ancak bazen çok istese de kişi kan veremeyebiliyor. Uzmanlar, aşağıdaki koşullardan herhangi birinin görüldüğü kişilerin kan gönüllüsü olamayacağını belirtiyor:

  • Büyük tansiyonunuz 18 ve üzerinde ya da 9’un altındo; küçük tansiyonunuz ise 10 ve üzerindeyse ya da 5’in altındaysa,
  • Antibiyotik ilaç kullanıyorsanız,
  • Ateşiniz 37,5’in üzerindeyse
  • Hamileyseniz,
  • Vücut ağırlığınız 50 kilonun altındaysa,
  • Bağış yapacağınız gün kendinizi iyi hissetmiyorsanız ya da balgamlı öksürüğünüz vorso,
  • Son s ekiz hafta içinde kan bağışı yaptıysanız,
  • Sıtma yo da deli dana hastalığı açısından yüksek risk taşıyan bölgelere seyahat ettiyseniz yo da bu ülkelerde yaşadıysanız kon bağışı yapamıyorsunuz.

kan

Acil Kan Aranıyor

Bu anonsu her duyduğunuzda, günün birinde size veya yakınlarınıza da kan gerekebileceğini unutmayın. Vereceğiniz yarım litre kan ile hem kendinize hem de başkalarına şifa olun.

Kızılay verilerine göre, ülkemizde her dört saniyede bir ünite kana ihtiyaç duyuluyor. Bağışlanan her bir ünite kan ise üç kişinin hayatını kurtarıyor. Ancak Türkiye’deki gönüllü kan bağışçısı sayısı nüfusun yalnızca yüzde 3,6’sını oluşturuyor. Oysa vücudumuzda dolaşan fazladan yaklaşık 5 litre kan bulunuyor. Bunun bir kısmını bağışlamanın ise bize zarardan çok yararı var. En başta sizden alınan kanlar, hiç tanımadığınız insanlara şifa olabiliyor. Ayrıca kan bağışı daha sağlıklı olmanızı ve kendinizi iyi hissetmenize de yardım ediyor. Nasıl mı? İşte size birkaç örnek…

Kalp güçleniyor

Kon bağışı yapmak kalbinizin sağlıklı olmasını sağlıyor. Bu noktada, kandaki demir oranı büyük önem taşıyor. Örneğin; 50 yaş altı kadınlar için günde 18 mg’dan, 50 yaş ve üstünde ise günde 8 mg’dan fazla demir alımı kanda birikme yapıyor. Kadın vücudu adet döneminde biriken fazla demiri boşaltabiliyor. Fakat menopoz dönemi ve sonrasında, bu mineral vücutta depolanamayacak kadar fazla olabiliyor. Aynı durum orta yaş ve sonrasındaki erkekler için de geçerli!

Kanındaki demir seviyesi yüksek olan kişilerin kardiyovasküler hastalıklara yakalanma ve kalp krizi geçirme riski de aynı oranda artıyor. Uzmanlar, kalbe neyin zarar verdiği konusunda kesin sonuçlar elde edemese de aşırı demir yüklenmesinin koroner arterler için toksik etki doğurabileceğini öngörüyor. Kan vermek ise demir seviyesini aşağı çekmeye, böylece daha sağlıklı bir kalbe sahip olmaya yardımcı oluyor.

Öte yandan demir seviyesinin yüksek olması çoğu kişi için büyük bir problem olmamakla birlikte, kan vermek de kalp sağlığını korumak için yapılacaklar listesinin üst sıralarında yer almıyor. Kalp sağlığını korumak için aktif olmak, kolesterol seviyesini kontrol altında tutmak ve sağlıklı gıdalarla beslenmek gerekiyor. Bunlara kon bağışını da ekleyince, sağlık için fazladan bir yarar daha sağlanabiliyor. O halde neden kon bağışlamıyorsunuz?

Kanınız detaylıca taranıyor

Bu durum yıllık kontrollerinizi ihmal etmek için bir mazeret değil ama kan bağışladığınızda tam bir taramadan geçebildiğinizi unutmayın! Çünkü kan bağışçılarından alman örnekler başka kişilere verilmeden önce kapsamlı bir analizden geçiriliyor. Böylece kişi yüksek tansiyondan düşük hemoglobin değerine, hepatitten HlV’e kadar birçok açıdan kendinde bir sorun olup olmadığını öğrenebiliyor.

İç huzuru sağlıyor

Belki günlük programınız kan bağışı için vakit ayırmanıza uygun değil!

Oysa yalnızca bir-iki saat, hem kendiniz hem de toplum için yararlı bir iş yapabilmenize yetiyor. Çünkü kitle iletişim araçları ve sosyal medyada sıkça paylaşılan kan anonsları belki bir bebeğin, belki bir kazazedenin, belki de bir kanser hastasının tedavisini sürdürebilmek için yapılıyor. Bir hastanın şifa bulmasına yardım etmenin verebileceği mutluluğu düşünebiliyor musunuz?

Değerler bir haftada normale dönüyor

Kan boğışladınız ve vücudunuzdan bir ünite yoni yaklaşık 500 mİ kan alındı. Bu kaybın nasıl yerine konduğunu hiç düşündünüz mü?

Kan bağışlayan bir kişinin kanındaki beyaz ve kırmızı hücrelerin sayısı o anda düşmeye başlıyor. Bu durumdo, böbreklerdeki özel hüzrelere kan dolaşımına erythropoietin hormonu salgılanması için sinyal yollanıyor.  Bu hormon yeni hücrelerin oluşumunu ateşleyerek, kemik iliğine doğru yolculuğa çıkıyor.

Kemik iliği her saniye 2 milyon kırmızı, 115 bin de beyaz hücre üretiyor. Bu sayede belki birkaç günde belki de bir haftada kan değerleri normale dönüyor. Eğer kişinin vücudundaki demir stoğu azso, kırmızı kan hücrelerinin yenilenmesi için bu minerale olan gereksinim süreyi uzatabiliyor.

Plazma yani kanın akışkan kısmı, eksiklerini daha çabuk tamamlayabiliyor. Uzmanlar, düzenli sıvı tüketimi oldukça birkaç saat içinde kişinin eski haline dönebileceğini belirtiyor. Dolayısıyla kan bağışı yaptıktan sonra bol su içmek önem taşıyor.

Ayşegül Uyanık Örnekal




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir