“Dünya Günü” (Earth Day)

“Dünya Günü” (Earth Day)

GEÇTİĞİMİZ hafta 22 Nisan’da, “Dünya Günü” (Earth Day) kapsamında Avrupa ve ABD’de etkinlikler düzenlendi. Etkinlikler o kadar cılızdı ki, pek ses getiremedi. Avrupa’mn değişik noktalarında okullar, 5-12 yaş arası çocuklara çevreyi koruma bilgileri verdi, ağaçlandırma çalışmaları yürüttü, havayla ilgili ölçümler yaptırdı, vahşi hayatı inceleme kursları düzenledi, yeşil kentlerle ilgili keşif ve eğitim egzersizlerini ders konusu olarak işledi. Bu tür etkinlikler, genelde Moldova, İsviçre ve İrlanda ile sınırlı kaldı.

CNN International televizyonuna göre ise iklim değişikliği ile ilgili savaşı kaybetmek üzereyiz. Sadece savaşı kaybetmekle kalmıyoruz, iklim değişikliğinin ne gibi tahribata sebep olacağı hakkında tahminde bile bulunamıyoruz. Geçen yıl 37 gigatonluk, fosil yakıt emisyonu atmosfere yayıldı. Bu, 37 milyar tonluk bir büyüklüğü ifade ediyor (atom bombası gibi nükleer silahlar için bile gigatonun binde biri olan “megaton” ölçüsü kullanılıyor). 11 yıl içinde bu emisyonu yarıya indirmek zorundayız. Ama emisyonda azalma eğilimi bile görülmüyor.

KÜÇÜK TEDBİRLERLE BÜYÜK TASARRUFLAR

Bu yıl, “Dünya Günü”nün en ilginç gelişmesi, Birleşmiş Milletler’in “Tembeller için Dünya’yı Kurtarma Rehberi” (The Lazy Person’s Guide to Saving the World) hazırlaması oldu. Büyük işlerle uğraşmak zorunda değilsiniz. Küçük tedbirler bile büyük tasarruflar anlamına gelebiliyor. Rehberde özetle neler var, bakalım:

■ Herhangi bir elektrikli cihazı, kullanmadığınız zaman prizden çıkarın. Unutmayın, pek çok elektrikli cihaz, kapattığınız zaman da elektrik harcar. Çok enerji harcayan cihazlar kullanmaktan kaçının, örneğin akkor lamba yerine LED lamba kullanın. Akkor lambanın 100 wat iken verdiği ışığı LED lamba 4-5 wat’la verir. Elektrik faturanız da rahatlar. Yüksek faturaları ödeme gücünüz olabilir. Ama dünya kaynakları hepimizin.

■ Kağıt işlerinden uzak durmaya çalışın. Elektrik, su, doğal gaz, telefon idareleri, bankalar, devlet daireleri, talep ettiğiniz zaman size kağıda yazılı bildirimler yerine elektronik bildirimler gönderiyor. Böylece yüz binlerce tonluk kağıttan tasarruf etmiş, yüz binlerce ağacı kesilmekten kurtarmış olursunuz.

■ ihtiyacınız kadar alışveriş yapın. Haftalık alışverişlerden daha fazlasını yapmayın. Marketlere, bir ihtiyaç listesiyle gidin. Gereksiz şeyler almayın. Marketlerin size daha çok alışveriş yaptıracak stratejileri vardır. Sizi, özellikle çabuk bozulacak ürünleri, daha çok satın almaya yönlendirirler. Bozulmayacağını, depo yapabileceğinizi sandığınız o kadar çok ürün vardır ki. Kolonya bile uzun vadede bozulur. B Banyo küveti kullanmayın. Duşta da 5-10 dakikadan daha uzun süre kalmayın. Duşta suyu, ekonomik kullandığınızı zannedersiniz. Ama 15-20 dakikalık duşta, bir küveti dolduracak kadar su harcanır.

■ Saçlarınızı doğal olarak kurutun. Kurutma makinesi kullanmayın. Yıkadığınız çamaşırları da asarak kurutun. Kullandığınız kurutma makineleri hem çok enerji harcar, hem de çamaşırlarınızı yıpratır.

■ Sebze/meyve artıklarını çöpe atmayın. Bazı artıkları, yağ, soğan ve salça ilavesiyle suda kaynatıp blender’dan geçirdiğinizde ne kadar lezzetli çorbalar elde ettiğinize inanamayacaksınız. Meyve artıkları da çürütülüp doğal gübre olarak kullanılabilir.

■ Daha az et, tavuk ve balık yiyin. Hepsini dönüşümlü olarak haftada bir tüketirseniz, dengeli de beslenmiş olursunuz. Etlere, sebzelerden daha çok kaynak harcanır.

■ Yürüyün, bisiklete binin ya da belediye otobüslerini kullanın. Otomobilinizi tek başınıza sürmeyin. Otomobil seyahatinizden, mümkün olduğu kadar çok kişinin yararlanmasını sağlayın.

■ Mutfağınıza plastik kap-kacak, styrofo-am bardak, hatta karton bardak bile sokmayın. Tekrar tekrar kullanacağınız cam bardakları tercih edin. Cam bardaktan bir şeyler içmek sağlıklıdır da.

Bütün bunları üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz. Ama bu kadar basit tedbirleri bile almıyoruz. ABD ve Çin, “Paris İklim Anlaşması”nı imzaladı ama mutabakat kağıt üstünde kaldı. ABD’de ve Avrupa’da on yıl önce iklim değişikliğinin ekonomiye zarar verdiğini söyleyen politikacılar, bugün ağız değiştirdi. Ingiltere’nin başkenti Londra’da geçtiğimiz hafta binlerce insan, “dünyayı kurtarın” yürüyüşü yaptı. 850 kişi tutuklandı.

Belki hatırlarsınız. Ingiliz asıllı Amerikalı belgesel yapımcısı ve yönetmen Robert Stone, 2009’da kendi yazdığı, prodüktörlüğünü yaptığı, yönettiği “Dünya Günleri” (Earth Days) belgeselini hazırlamıştı. Bir milyon 200 bin dolara mal olan bu belgesel, sadece 23 bin dolardan biraz fazla gişe hasılatı yaptı. Bütün bunlar, umut kırıcı olmuyor mu?

“Babam hüsran içinde öldü”

AVRUPA’NIN dünya çapında yayın yapan, merkezi Fransa’nın Lyon kentinde bulunan televizyon kuruluşu Euroncws, Dünya Günü’nün 1970’teki kurucu babası, ABD senatörü Gaylord Nelson’ın kızı Tia Nelson ile bir söyleşi yaptı. Tia, 2005’te 89 yaşında hayatmı kaybeden babasının son 60 yılında bir iklim aktivisti olarak kendini doğayı korumaya adadığını söyledi. Ancak hayal kırıklığı yaşadığını da sözlerine ekledi. Tia, görüşlerini şu sözlerle aktardı…

“Dünya Günü”, sizin için ne ifade ediyor?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, babamı çok özlüyorum. Hem bir evlat olarak hem de kendini doğaya adamış bir aktivistin kaybı olarak. O bize, bireylerin nasıl fark oluşturabil-diğini kanıtladı. Bütün dünyanın bu konuya eğilmesini sağladı ama çok fazla ilerleme kaydedildiğini göremeden hüsran içinde aramızdan ayrıldı.

Babanızın, Dünya Günü için uzun vadeli amacı neydi?

Babam, çevre korumanın pek düşünülmediği 1960’lı yıllarda dünyamızın karşı karşıya olduğu tehlikeyi kamuoyuna anlatmaya çalıştı. Santa Barbara’da büyük bir petrol sızıntısı olmuştu.

Kendisi de incelemelerde bulunmak için bölgeye giden tek senatördü. Ancak gazeteler ve dergiler için o dönemde Vietnam Savaşı’nı protesto eden eylemleri haber yapmaktan başka bir konu yoktu. Savaş karşıtlığı da önemliydi ama Kaliforniya eyaletinin Santa Barbara kentindeki petrol sızıntısına ya hiç yer vermediler ya da çok az yer ayırdılar. Çevresel tehlikeler kimsenin ilgisini çekmiyordu. Babam böyle bir ortamda çevresel felaketlere dikkat çekmeye çalıştı ve bu konunun, vatandaşın kafasında sürekli taze tutulmasını sağladı (28 Ocak 1969 günü, Kaliforniya’nın tatil kenti Santa Barbara açıklarında bir petrol platformunda patlama olmuş, 12 milyon litreden fazla petrol, sahile yayılarak on binden fazla yunus, deniz kuşu ve denizaslamnın ölümüne neden olmuştu).

Bu süreçte olumlu ya da olumsuz tepkiler aldınız mı?





Sokakta beni durdurup neler yapılması gerektiği konusunda bana sorular soruyorlar. Aslında çok basit ve çok küçük önlemlerle büyük iyileşmeler sağlanabilir. Bireyler, çevre konusunda bilinçlendikçe işler daha iyiye gidecek.

Babanızın çevreciliği, sizi nasıl şekillendirdi?

îlk Dünya Günü ilan edildiğinde, 12 yaşındaydım. Ortaokuldaydım ve bütün okulu hep birlikte temizlemiştik. Sonrasını fazla hatırlamıyorum. O zamanlar Bobby Kennedy’yi çok severdim. Okulumun tatil olduğu aylarda babamdan beni de işe götürmesini isterdim. Onun sayesinde Senato’nun koridorlarında gezerdim. Kennedy nereye gitse ben de peşinden giderdim. Konuşmalarını dinler, yaptıklarını gözlemlerdim. Fikirleri, dünya görüşü, bende büyük etki yaratmıştı. Dünya Günü ilan edildiğinde Kongre, kısa bir tatile girdi ve bütün üyeler, kendi eyaletlerine gidip etkinliklere katılma imkanı buldu (“Bobby” lakaplı Robert Kennedy, ABD Başkanı John Kennedy’nin kardeşiydi. Senatör ve Adalet Bakanı olarak görev yapmıştı. 1968’de bir suikast sonucu hayatım kaybetti).

İşlerin düzeleceğinden umutlu musunuz?

1970’lerde kamuoyunda söz sahibi olan etkili politikacılar, iklim değişikliğinin, ekonomiye zarar verdiğini söylüyorlardı. İklim değişikliğine insanların neden olduğunu kabul ediyorlardı. Ama bugün, daha önce söylediklerini inkar etmeye başladılar. İnsan etkinliklerinin iklim değişikliğiyle ilgisi olmadığını savunur oldular. Dünya Günü’nün 50’nci yılı (2020) yaklaşıyor. Ama biz, fazla bir yol kat ettiğimizi düşünmüyoruz. Genç kitlelerin daha duyarlı davrandığını görüyorum. İklim değişikliğinin zararlarına karşı şimdiye kadar görmediğim bir gençlik tepkisi mevcut. Bu da sevindirici bir gelişme.

Sıkı bir iklim aktivisti misiniz?

Sizinle kısa bir test yapalım. Ne kadar iklim aktivistisiniz, bir görelim. İklim değişikliğiyle ilgili aşağıdaki soruları cevaplamaya çalışın. Hepsini bilirseniz, bravo size…

SORULAR

1) Daha az besin maddesi israf etmek, sera gazı emisyonlarını azaltır. Doğru mu, yanlış mı?

2) Aşağıdakilerden hangisi sera gazıdır?

  • C02 [Karbondioksit)
  • CH4 (Metan)
  • Su buharı
  • 0, (Ozon)
  • NO (Azot oksit)
  • Hepsi

3) Sera etkisi nedir?

  • BM’nin kabul ettiği iklim değişikliği raporunun adı
  • Evinizi yeşile boyamış olmanız
  • Meyve sebze yetiştirmek için inşa ettiğiniz sera
  • Gazların atmosferde kapana kısılıp sıcaklık üretmesi

4) İklim değişikliği aşağıdakilerden hangisine sebep olur?

  • Buzullar erir, okyanuslar her zamankinden daha asidik olur.
  • Dünya yüzeyinin sıcaklığı her yıl rekor seviyede artar.
  • Kuraklık, sıcak dalgaları ve kasırgalar gibi aşırı hava koşulları oluşur.
  • Küresel olarak deniz seviyeleri yükselir (Geçtiğimiz yüzyılda 17 cm yükseldi)
  • Yukarıdakilerin hepsi

5) İklim değişikliğiyle mücadeleye yardım etmek için ne yapabilirsiniz?

  • Fosil kaynaklı yakıtlardan kaçınırız
  • İklim değişikliğinin arkasındaki bilimi anlamaya çalışırız
  • İklim değişikliğini önemseyen kuruluşları destekleriz
  • Yukarıdakilerin hepsi

6) Bilim adamlarının büyük çoğunluğu, iklim değişikliğine insanların neden olduğu konusunda hemfikirdir. Doğru mu, yanlış mı?

7) Dört yıl önce Fransa’nın başkentinde, iklimle ilgili olarak varılan “Paris Anlaşması”nda görüş birliği sağlanan konu nedir?

  • Biyo-çeşitliliği korumak ve yağmur ormanlarının tahrip edilmesine son vermek.
  • Küresel ısınmayı, sanayileşme öncesi seviyesinin 2 derece altına düşürmek ve ısınmayı 1.5 derece ile sınırlamak
  • Su seviyesinin yükselmesini 90 cm ile sınırlamak
  • Yüzde 100 temiz ve yenilenebilir enerji hedefini takip etmek.

8) En çok karbondioksiti hangi ülke atmosfere salmaktadır?

Çin / ABD / İngiltere / Rusya

9) Nakliye sektörünün, sera gazları emisyonundaki payı ne kadardır?

Yüzde 1 / Yüzde 14 / Yüzde 33 / Yüzde 70

10) Öyleyse hangi sektör, en çok sera gazı salimim gerçekleştiriyor?

İnşaat / İmalat / Elektrik santralleri / Isınma ürünleri

11) 1880’lerden bu yana hava sıcaklığı kaç Fahrenheit derece artmıştır?

0.5 derece / 1.69 derece / 5 derece

CEVAPLAR

1) Doğru. Dünyada üretilen besin maddelerinin üçte biri, sofralarımıza bile gelmeden çöpe gidiyor. Üretim, hasat, nakliye, paketleme, israf aşamalarında küresel olarak her yıl 3.3 milyar tondan fazla karbondioksit gazı atmosfere salınıyor.

2) Hepsi. Sera gazları, insan etkinliklerinden ortaya çıkar.

Bu gazlar içinde su buharı, karbon dioksit, metan, azot oksit ve ozon da yer alır.

3) Gazların atmosferde kapana kısılıp sıcaklık üretmesi. Dünya güneşten ışık ve ısı alır. Bir kısmını emer, geri kalanını uzaya geri gönderir. Atmosferde bazı gazlar

kapana kısılırsa daha çok ısı emilir ve gezegenimiz daha çok ısınır.

4) Yukarıdakilerin hepsi. İnsan kaynaklı bu sorunlar, bazı bilim adamlarına göre, yoksul ülkeler ve toplumlar için çok daha fazla yıkıcı olacak.

5) Yukarıdakilerin hepsi. Fosil yakıtlardan kaçınmak demek; temiz enerji şirketlerine yatırım yapmak, onları desteklemek demektir. Ve bu alanda ne kadar çok şey bilirsek, mücadelede o kadar bilinçli hale geliriz.

6) Doğru. İklim bilimcilerin yüzde 97’si böyle düşünmektedir. Dünya çapında 200’den fazla bilimsel organizasyon da, yüzde 97 ile aynı görüştedir.

7) Küresel ısınmayı, sanayileşme öncesi seviyesinin 2 derece altına düşürmek ve ısınmayı 1.5 derece ile sınırlamak. Bilim insanları, ısınmadaki artışın dünya ikliminde felaket olarak nitelenebilecek değişikliklere sebep olacağına inanmaktadır.

8) Çin. Küresel olarak atmosfere salınan karbondioksitin yüzde 30’undan Çin sorumludur. İkinci sırada ABD yer alır. ABD’nin payı da yüzde 15’tir.

9) Yüzde 14. Hava, kara, deniz ve demiryollarında genelde benzin ve mazot gibi fosil yakıtlarla çalışan nakil araçlarının sera gazlarındaki payı 7Jde l’dir.

10) Elektrik santralleri ve ısınma ürünleri. Sera gazları emisyonundaki payları yüzde 25’tir. Tarım, ormancılık ve diğer sektörler de ikinci sırayı alır ve yüzde 24 oranında sera gazı salarlar.

11) Küresel ısınma artışı, 1.69 Fahrenheit derecedir. Bu da, 0.94 santigrad dereceye karşılık gelir. İşin ilginç yanı ısınma, kutuplara yakın bölgelerde, ekvator bölgelerine oranla daha fazladır.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir