İklim değişikliği nedeniyle doğal afetlerin sayısı artıyor

İklim değişikliği nedeniyle doğal afetlerin sayısı artıyor

TÜRKİYE, küresel iklim değişikliğinden etkilenen ülkelerden biri. Aşırı hava olayı olarak adlandırılan şiddetli yağış, sel, hortum, dolu, fırtına, yıldırım, sıcak hava dalgalan, kuraklık, çığ, don ve orman yangınlarının sayısında geçtiğimiz yıllara oranla yaşanan artış, bunu net bir şekilde gösteriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) kayıtlarına göre, 1990’ların başında yılda ortalama 50 olan aşırı hava olayı sayısı, 1998’den sonra artmaya başladı. Aynı kayıtlara göre, aşırı hava olayı sayısı 1998-2007 arasında yılda ortalama 223’e, 2008-2018 arasında ise 542’ye ulaştı.

2018 ise 840 aşırı hava olayıyla meteorolojik ölçümlerin yapıldığı yaklaşık 80 yıllık dönemde bir yıl içinde en fazla bu tür olayın kaydedildiği yıl oldu. Aşırı hava olaylarının yüzde 36’sınm fırtına ve hortum, yüzde 31’inin şiddetli yağış ve sel, yüzde 16’sının ise dolu olduğu görülüyor. Antalya’daki hortum ve Bodrum’daki sel felaketleri, 2018’de ve 2019’un ilk aylarında meydana gelen olaylar arasında dikkat çekiyor. Para Dergisi olarak, “İklim değişikliği Türkiye’yi önümüzdeki yıllarda nasıl etkileyecek, Antalya’da neden sıklıkla hortum meydana geliyor, Bodrum’da yaşanan sel felaketleri bize ne anlatıyor ve bu olaylar tarımı nasıl etkiliyor?” sorularının cevabını araştırdık…

“BİRÇOK SEKTÖRÜ ETKİLİYOR”

İstanbul Üniversitesi-Cerralıpaşa, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Küresel Isınma Kurultayı Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Türkiye’nin iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekerek başlıyor sözlerine. İklim değişikliğine bağlı olarak aşırı hava olaylarında rekor kırıldığım söyleyen Tolunay, “Meteorolojik ölçümlerin yapıldığı dönemdeki en kurak yıl yağışların ortalama yüzde 24 azaldığı 2008’di.

2009 ise yağışın en fazla olduğu yıl olarak tarihe geçti.

2010 bugüne kadar-ki en sıcak yıl olurken, 2018 burun farkıyla en sıcak ikinci yıl oldu” diyor. Tolunay, doğal olarak oluşan kuraklık, sel, fırtına ve hortum gibi meteorolojik, hidrolojik ya da iklimsel afetlerin iklim değişikliğine bağlı olarak daha sık olduğunu ve şiddetlendiğini aktarıyor.

“Uluslararası Afet Veri Bankası kayıtlarımı göre, ülkemizde 1900-2015 yılları arasında sel ve taşkınlarda bin 400’ün üzerinde insan hayatını kaybetti ve 2 milyona yakın insan olumsuz etkilendi” diyen Tolunay, Germanvvatch tarafından yayınlanan Küresel İklim Risk Endeksi raporuna göre ise, Türkiye’de sadece 1998-2017 yılları arasındaki aşırı hava olaylarında 587 kişinin hayatını kaybettiğine vurgu yapıyor. Tolunay, iklim değişikliğinin can kayıplarının yanı sıra tarımdan ormancılığa, sanayiden turizme kadar birçok sektörde ekonomik ve ekolojik olumsuzluklara da yol açtığım anlatıyor ve sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Gıda fiyatları artışında tarım alanlarının ve seraların, sel, fırtına, hortum ve don gibi afetlerden zarar görmesinin etkisinin olduğu söylenebilir. Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSÎM) tarafından sadece 2017’de afetlerden zarar gören çiftçilere yapılan 833 milyon TL’lik ödeme, iklim değişikliğinin tarımı da olumsuz etkilediğini gösteriyor.”

“HORTUM DAHA SIK YAŞANACAK”

Tolunay, hortumun neden son yıllarda gündemimizde sıkça yer aldığıyla ilgili de bilgi veriyor. “Hortumlar, ülkemizde çoğunlukla kıyı bölgelerinde, az da olsa iç bölgelerde her zaman oluyordu. Ancak iklim değişikliğine bağlı olarak atmosferin alt ve üst tabakalarıyla deniz ve karaların daha fazla ısınması, buharlaşmanın ve buna bağlı olarak havadaki nemin artması hortumların daha fazla oluşmasına ve şiddetinin artmasına yol açtı” diyen Tolunay, Avrupa Aşırı Hava Olayları Veri Bankası kayıtlarına göre, Türkiye’de 2000’lerin ortalarına kadar yılda birkaç hortum gözlenirken, son 10 yılda her yıl ortalama olarak 40 kadar hortum görüldüğünü aktarıyor. Tolunay, hortum haberlerinin sıklıkla Antalya ile gündeme gelmesiyle ilgili ise “Antalya Körfezi, diğer kıyılardan daha fazla hortum oluşumuyla öne çıkıyor. Akdeniz’in oldukça sıcak bir deniz olması ve hava kütlelerinin daha fazla nem içermesiyle kıyıdan itibaren yükselen Toroslar’ın etkisiyle hava kütlelerinin soğuması hortum oluşumlarını artırıyor” diyor.





“Son yüzyıl içinde bölgesel olarak değişse de yıllık ortalama sıcaklıklar yaklaşık olarak 1 QC kadar arttı. Bu artış, su yüzeylerinden ve karalardan buharlaşmanın da artmasına neden oldu. Buharlaşarak atmosfere ulaşan su, yağış şeklinde tekrar yeryüzüne dönüyor. Buharlaşmanın fazla olduğu alanlarda kuraklık, yağışların düştüğü yerlerde ise sellerle karşılaşıyoruz” diyen Tolunay, iklim değişikliği ve yanlış kentleşmenin sel ve taşkınları artırdığını, sel ve taşkınların da can ve mal kayıplarına neden olduğunu ifade ediyor. Bodrum’da da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Tolunay, “özellikle kıyı bölgelerimiz, denizlerden buharlaşan suyun tepelik ve dağlık araziyle karşılaştığında yükselerek soğuması sonucunda daha fazla yağış almaya başladı ve gelecekte bu durum daha da sık yaşanacak” diyor.

“AVRUPA’DA EN SIK GÖRÜLEN YER”

Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Kahraman ise, hortumların tarih boyunca Türkiye’nin günde minde geçici olarak yer aldığını söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Halkın algısı, Türkiye’de hortum olmadığı ya da istisnai sayıda olduğu yönündeydi. 2004’te meydana gelen Ankara-Çubuk hortumu sonrasında ‘Türkiye’de ilk hortum felaketi’ başlıkları atılmıştı. Aslında 2000Tİ yıllardaki ölümlü hortumların çoğunda ilk defa meydana geldiği yönünde bir algı vardı. Ancak internet ve akıllı telefon devrimi bu algıyı kalıcı olarak yıktı. Ölümlü hortumların daha sık yaşanması, İstanbul’da gözlenen hortumlar ve/veya fotojenik şekilde görüntülenen hortumlar daha çok gündeme gelir oldu.”

Uzun yıllar boyunca derledikleri kayıtlarla Türkiye’nin ilk hortum klimatolojisini 2014;te yayınladıklarını söyleyen Kahraman, bu çalışmanın Türkiye hortum iklimi üzerine ilk ve halen tek bilimsel çalışma olduğunu sözlerine ekliyor. Gerçekleşmiş tüm hortumları bilmenin mümkün olmadığını dile getiren Kahraman, “Hortumların son yıllarda gündemimizde yer almasının en önemli nedeni, biraz daha farkına varmış olmamız, iklim değişiminin hortum sayısına elbette etkisi olacak ama bunu konuşmadan önce mevcut durumu iyi anlamalıyız” diyor. “Antalya-Anamur arası sahil hattı, yaptığımız çalışmada gösterdiğimiz üzere, Avrupa ve Akdeniz çevrelerinde en sık hortum görülen bölgelerin başında geliyor” diyen Kahraman, bu bölgede hortum oluşumu için gerekli koşulların daha sık oluştuğunu aktarıyor. Kahraman, sadece yüksek deniz suyu sıcaklıklarının değil, topoğrafik etkilerle değişen rüzgar şartlarının buradaki hortumlarda önemli rolü olduğunu ifade ediyor.

SUÇLU PLANSIZ ŞEHİRLEŞME

İklim değişiminin Türkiye’ye etkilerinden de söz eden Kahraman, “Özellikle batı ve güney bölgeleri için ‘daha sıcak ve daha az yağışlı’ demek yerinde olur. Sıcaklık ve yağış değişimi dışındaki tahminler -ki aslında bunların yerel tahmini de oldukça güç-fazlaca spekülasyon içerebiliyor. Özellikle ekstrem hava olaylarının herhangi bir çalışma yapılmaksızın iklim değişimine bağlanması ezberi, hem bu çok önemli kavramı basitleştiriyor hem de bilgi kirliliğine neden oluyor” diyor. Kahraman, elde ettikleri bulgulara göre, bu yüzyılın sonlarına doğru kıyı bölgeleri için şiddetli konvektif fırtınaların artmasının mümkün göründüğünü söylüyor.

Bodrum’da yaşanan sel felaketleriyle ilgili de bilgi veren Kahraman, sellerin hem meteorolojik hem hidrolojik hem de ant-ropojenik yönleri olan olaylar olduğunu anlatıyor ve yüksek miktarda yağışın nispeten uzun süreli olabildiği bölgelerde topografya ve arazi kullanımının belli şartlan taşıması sonucunda sellerin kaçınılmaz olduğundan söz ediyor. “Özellikle şehir sellerinin nedenini, 1000 yılda bir ya da 100 yılda bir dediğimiz yağış miktarlarında aramak anlamlı değil. Bu şiddette yağışlar, her zaman her yerde olabilir” diyen Kahraman, üzerinde durulması gereken konunun plansız şehirleşme olduğuna dikkat çekiyor.

İkilim değişikliğinin nedeni

Tüm dünyayı ilgilendiren en önemli sorunlardan biri olan küresel iklim değişikliğinin ortaya çıkmasında pek çok etken rol oynuyor. WWF-Türkiye’nin internet sitesinden aldığımız bilgiye göre, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), küresel iklim değişikliğinin ana nedeninin sera gazı emisyonlarında insan faaliyetleri sonucunda gözlenen artış olduğunu ortaya koyuyor. Başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yakılması, atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki ana sorumlu olarak kabul ediliyor. IPCC’ye göre, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 56’sı fosil yakıt kullanımında ortaya çıkan karbondioksite ait. Ormansızlaşmanın payı ise yüzde 17.

ŞEBNEM CAN KILINÇARSLAN




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir