Kapat !
Anasayfa » Yaşam » Makale » Kadın olmak, dişi olmak nedir? Nasıldır?

Kadın olmak, dişi olmak nedir? Nasıldır?



Kadın Olmak

“Kadın olmak, dişi olmak nedir? Nasıldır?” diye sorsam pek çok farklı yanıt verebilirsiniz. Ama tam olarak kadın olmanın ne olduğunu, nasıl olduğunu bilmeden… HİSSETMEDEN…

İşte ben de 29 yaşında genç bir kadınken bu soruyla karşılaştım. Çok yakın bir dostumun uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için katıldığı terapilere eşlik ettiğimde; arkadaşımın kız kardeşi rolünü alırken bîr şeyleri sorgulamaya başladım. Bir gün Sorgulo-Fark Et-Dönüştür seminerleri vereceğimi hiç bilmeden…

Terapi seansının birinde terapiste, “Bağımlılık haricinde başka konular için görüşebilir miyiz?” diye sormuştum. Kendimin bazı şeylere ne kadar bağımlı olduğundan bihaber olarak… “Elbette” demişti eski bir eroin bağımlısı olan ve “Bir bağımlıyı ancak başka bir bağımlı anlar ve kurtarır”a adayan Dr. Lale…

Kadın Olmak

Randevumu dün gibi hatırlıyorum.

Bana üç soru sordu:

“Anneni üç kelimeyle nasıl tarif edersin?”

“Babanı üç kelimeyle nasıl tarif edersin?”

“Sen nasıl bir kadınsın?”

Beynimde şimşek gibi çakan bu çok basit ama güçlü sorulara yanıtım Lale’ye, nasıl bir kadın olduğumu algılatmıştı. Kadın olduğunun farkında olmayan, hatta kadın olarak tanımlanmaktan utanan bir kadın… Yani, dişiliğini ifade etmeyen, bastıran ve dişi olmanın güzelliğinden, gücünden yoksun bir kadın. Ama görünüşte güzel, akıllı, alımlı, başarılı bir kadın…

“Nasıl bir kadınsın?” Cesur ve güçlü bir soru…

Bu soruya yanıtım ise gene bir soru olmuştu…

“Nasıl yani? Sen nasıl bir kadınsın?”

Dr. Lale, “Ben güzel bir kadınım, duygularımı çok yoğun yaşarım ve sevgilime duygularımı ifade ederim. Sevgilimle ilişkimde tutkuluyumdur, adeta bir geyşa olurum. Cinselliğimi doyumla yaşarım.” demişti.

Balyoz gibi bir şeyin bedenime çarpmaya başladığını hissederken, hele ki Lale’nin yaşadığı cinselliği rahatlıkla dillendirmesi beni rahatsız etmişti. Dr. Lale’nin bu tanımlamasına karşılık, “İyi bir insanım, kıskançlığım yoktur. Annem, “Arkadaşların için ciğerin gözüküyor.” der. Kız arkadaşım çoktur ama bazı kız arkadaşlarımdan daha yakın olduğum erkek arkadaşım da boldur. Çalışkanımdır; bugünün işini yarma bırakmam. Babam, ‘Üşenenin çocuğu olmaz.’ der. Dürüstüm ve güvenilirim.” dedim bir çırpıda. Çok güzel dolu dolu bir tanımlama yaptığımı sanarken, Dr. Lale’den şoke eden cümle geldi. “Hande ben sana nasıl bir insan olduğunu sormadım. Nasıl bir kadın olduğunu sordum!..”

Her şeye her zaman bir yanıt bulan ben, f/ssss söndüm ve sustum. Hakkını ararken kaplana dönüşen, eril enerjisiyle çatır çatır konuşan ben, bir anda kısık bir sesle “Bilmiyorum…” diyebildim.



Bilmiyorum nasıl bir kadınım ben… Kadın mıyım ben? Kadın olarak nitelenmek ayıp değil mi? Kızım ben… Kız mıyım? Genç bir kız mıyım? Genç bir kadın mıyım? Kimim ben? Neyim ben?

Yaşadığımız toplumda, kadın olmak ve kız olmakla ilgili o kadar çok kültürel şartlanma var ki… “Kız elinden bir kahve içelim.” sözüyle büyüdük çoğumuz… Türk kahvesi yaparken bile kahvenin köpüğünün bol olması, şekerinin kıvamında olması kız olmana bağlı sanki. O köpükler bir olmasın hele, işte o zaman suçlusun! Bakire değilsen suçlusun korkusu…

Nüfus kâğıdımda, cinsiyetim için “bakire” yazıyordu. Cinsiyetimizin, bakire olup olmamamızla belirlendiği bir toplumun kadınlarıyız. Erkeklerin nüfus kâğıdında “bakir” yazıyor muydu acaba? Hala İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde bile kadınlar evlenirken, beyaz gelinlikli bellerine kırmızı kurdele bağlanıyor bekâret kemeri gibi… Kadının değeri, bakire olmasıyla özdeşleştiriliyor. Kadın bakire değilse eğer cinselliğini doyasıya yaşıyorsa değersiz mi demek? Sevgili Ayşe Arman başarılı, yaratıcı, değerli bir gazeteci, elbette bana göre… Yatak odası hikâyelerini paylaşması onu değersizleşti-riyor mu? Lütfen sorgulayın… Eğer öyleyse, yıllardır neden en çok okunan gazeteciler arasında?

Sorular, sorgulamalar beynimde bir ağrı başlatırken Dr. Lale’nin ikinci balyoz sorusu geldi. “Hande çok zekisin sorularıma yanlış cevap vermemek için soruya soruyla cevap veriyorsun. Hata yapmaktan korkuyor musun?”

Bilmem, korkmuyorum herhalde… Yoksa korkuyor muyum? insan kendini ne kadar tanıyor? 29 yaşında genç bir kadın olan Hande, yetişkin kadın kimliğini acaba neden yadsıyor? Yıllar içinde farkındalığım geliştikçe, bilinçaltı denen mekanizmayı ve onun bizleri korumak, yaşamda tutmak adına özümüzde var olanı gerçekleştirmemize nasıl da engel olduğunu fark ettim. Bilinçaltım, kadın olursam, dişi olursam yaşamım tehdit altında olur kodlamasını almıştı. Bilinçaltıma göre kadın olmak tehlikeliydi.

O yüzden de kadın olmanın güzelliğinden, gücünden yoksundum bir zamanlar…

Terapiden çıkınca, “Hande sen çok iyi bir kızsın, ben sana göre değilim…” ile biten eski ilişkilerimi hatırlamaya başladım. Ya madem ben bu kadar iyiyim, güzelim de niye terk ediyorsun be adam?..

Kolay olan, erkekleri suçlamak; dilimize adeta pelesenk olmuş, “Zaten adam gibi adam yok, bütün iyi adamlar kapılmış, kalanlar da gay” deyip işin içinden çıkmak, kadın buluşmalarının yegâne avuntusu…

Artık kendimle yüzleşmeye, kadın ve dişi olmaya kararlıydım. Meraklı bir çocuğun kovasını doldurma heyecanı ve doyumlu bir ilişki yaşamanın isteği ile başladım Kadın Olma macerama…

Belki siz de şimdi bu satırları okuyup aynı soruları kendinize sorarken ve sorgularken bulacaksınız kendinizi…

Umuyorum ve diliyorum ki öyle olsun!..



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*