Toplumsal travma yaşanmasına neden olan olaylar

Toplumsal travma yaşanmasına neden olan olaylar

HAREKETE GEÇME ZAMANI!

Her ne kadar basında tüm yaşananları hatırlatan haberler çıksa da, arkadaş ve dost meclislerinde gündeme gelse de gündelik yaşam geçmişte olduğu gibi aynı hızda akmaya devam ediyor.

Fakat bu travmalar herkes için aynı şekilde sona ermiyor. Sıkıntı yaşayan kişilerin gerektiğinde profesyonel yardım almaktan kaçınmaması gerekiyor. “Bu zamanlarda birlik ve beraberlik duygularını yaşayabilmek, yakınlarınızla daha yakın, birbirinizin yanında olmak, olayları konuşmak isteyenler ile konuşup dinlerken, bunlardan uzak kalmak isteyenlerin kendilerini korumalarına alan vererek destek olmak önem taşıyor” diyen Psk. Zat, bireysel olarak yapılabilecekler konusunda ise şu önerilerde bulunuyor: “Travma, kişinin bedeninin doğal dengesi üzerinde bozucu etkiler yapıyor. Sizi aşırı uyarılma ve korku halinde donduruyor. Bu da sinir sisteminizde ‘takılıp kalma, donma, hareket edememe’ anlamına geliyor. Dolayısıyla hareket etmek, egzersiz yapmak bu durumun ortadan kalkmasına yardımcı olabiliyor.”

Yapılan çalışmalar; yürümek, koşmak, yüzmek, basketbol oynamak ve dans etmek gibi ritmik hareketlerin beyinde meydana gelen bu hareketsizliğin açılmasında bir hayli etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bunu yaparken hem ayakların yere vuruşuna, hem de kişinin nefesi ile hissettiği rüzgara odaklanması gerekiyor.

NE ZAMAN BİR UZMANA BAŞVURMALI?

Her insan hayatında zor zamanlar geçirebiliyor. Eğer içinde bulunduğu süreci yönetemiyorsa bu konuda bir uzmandan yardım almak gerekiyor. Klinik Psikolog Zeynep Zat, kişinin kaygısı azalmadığında, gün içinde tetikleyicilerle (yüksek ses, yeni haberler) karşılaştıktan sonra korku ve kaygı hissettiğinde, ağlama ve öfke nöbetleri olduğunda, diğer insanlarla ilişki kurmayı reddetmek ve benzeri durumlarda bir uzmana başvurmanın önemine değinerek, “Bir diğer deyişle olaya verilen tepkiler yüksek şiddette ve sıklıkta ise uzman yardımının düşünülmesi gerekiyor” diyor.

İLETİŞİMDEN KAÇINMAMAK GEREKİYOR

Yaşanan korku travmasının en kısa sürede atlatılması için izlenecek bir başka yol da iş yerindeki mola sürelerinde çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelmek ya da sevdiklerini aramaktan geçiyor. İnsanlarla kurulan bu ilişki, özellikle böylesi günlerde en çok ihtiyaç olan şey yani kendinizi ve diğerlerini kabul edebilmek… Bu durum, etrafınızdakilerle daha yakın olabilmeye de yardımcı oluyor. Rahatlama duygusu da ancak bu sayede geliyor. Dolayısıyla kişinin kendini, yaşadıklarını ve hissettiklerini yargılamaksızm kabul edip, diğerlerine de bu kabulü göstermek ve yaşatmak yaşananlarla baş etmeye yardımcı olabiliyor. Psk. Zeynep Zat, bu konuda iyi bir dinleyici olduğuna inandığınız bir yakınınızdan destek isteyebileceğinizi söyleyerek, “Bazı yaklaşımlar, yaşananların üzerinden geçmenin beynimizin onu işlemesine yardımcı olduğunu söylüyor. Dolayısıyla yaşananları konuşmak isteyebilirsiniz. Ancak zaman zaman olayın duygusal yükü fazla geldiğinde, konuşmaktan kaçmılabiliyor. Her iki durum da doğal karşılanıyor. Haliyle olaylarla ilgili konuşmak istemeseniz bile iş arkadaşlarınız ile bir araya gelmekten çekinmemeniz gerekiyor” diyor.

Bu gibi durumlarla baş etmede; çalışmak veya kişinin sevdikleriyle bir arada olması da iyi bir yöntem olarak belirtiliyor.

Kişinin yaşananlardan önceki rutinine, normal yaşantısına geri dönmesine yardım ediyor. Bu sayede geçmişte yapmakta olduğu günlük işlerine dönerek, her şeyin kontrolde olduğu hissini yaşayarak daha sakin kalması sağlanabiliyor.





KORKULARLA BAŞA ÇIKMAK ELİMİZDE

Gün geçmiyor ki sinirlerimizi tahrip eden, aklımızın almadığı, bizi üzüntüye boğan bir olayla karşılaşmayalım… Yurdun dört bir yanında şort giydiği için otobüste darp edilen hemşireden istediği yerde durmayan metrobüs şoförüne saldıran yolcuya, insanların en mutlu ve keyifli olduğu yılbaşı gecesini kana bulayan terör saldırısından İzmir Adliyesi’nde yaşanan ve adeta canlı yayında izlediğimiz bombalı eyleme dek türlü olaylar yaşanıyor. Dolayısıyla insanlar yaşamının adeta pamuk ipliğine bağlı sürdüğünü düşünmeye başlıyor. Yaşanan olayların her zaman terör nitelikli olması da gerekmiyor. Birçok kişi sokakta can güvenliğinden endişelenerek kendini dört duvar arasına mahkum edebiliyor. Tüm bu olaylar arttıkça toplumda evde daha çok zaman geçirme, topluluk içindeyken herkesten şüphelenme, AVM, konser, sinema gibi kalabalıklara girememe gibi davranışlara çok sık rastlanıyor. Peki bununla nasıl başa çıkabüiriz? DBE Kurucu Başkanı ve Uzman Klinik Psikolog Emre Konuk, bu durumun “travma” başlığında ele alındığını belirterek, birkaç seans terapiyle çözüme kavuşabileceğini ya da zamanla geçebileceğini söyleyerek, “Ancak bir kısmımızda kalıcı hale de geliyor.

Unutmayalım ki bu da tüm korkular gibi akla, mantığa uymayan, irrasyonel biçimde gelişiyor. Örneğin asansörde kalan kişi asansör korkusu geliştirip asansörden uzak duruyor. Bu anlaşılır bir yaşantı olsa da irrasyoneldir. Çünkü asansör kazaları o kadar seyrektir ki ondan uzak durmak bu durumla temellendirilemiyor. Dolayısıyla araba kazaları, uçaktaki türbülans, kedi-köpek korkuları, kısacası tüm korkuların irrasyonel olduğunu unutmamak gerekiyor. Böyle olduğu için de insanlar genelde söz konusu korkularını aşmaya çalışıyor. Zaten yaşamın da risk almadan yaşanamayacağınm unutulmaması gerekiyor. Bir an geliyor çocuğumuzu artık balkonda yalnız bırakıyoruz, merdivenlerden elimizi tutmadan iniyor, servis gelip onu okula götürüyor. Hepsinde risk olsa da kişi bunu göze alıyor. Tüm ailesiyle birlikte arabayla seyahate çıkabiliyor. Peki 2015’te 375 bin trafik kazasında 5000 kişinin yaşamını kaybettiği, yüzbinlerce insanın yaralandığı veya sakat kaldığı bilinmiyor mu? Bu yüzden araba kullanmaktan ya da seyahat etmekten vazgeçenlerin sayısı ne kadar? Son bir yılda terör saldırısı nedeniyle yaşamını kaybedenlerin sayısı ise 300 civarında. Ama bu tabloya bakarak korkup sokağa çıkmak reddediliyor ya da ülkeyi terk etmeye planları yapılıyor. Daha önce de belirttiğim gibi içinde bulunulan bu durum son derece irrasyonel.”

HAYATINIZA SAHİP ÇIKIN!

Travmatik bir yaşantı ve buna bağlı korkuyla nasıl baş ediliyorsa, bu çekincelerle de aynı şekilde mücadele etmek gerekiyor. Ancak Psk. Konuk’un da belirttiği gibi bu konuda kaçınma davranışı geliştirmek yerine üzerine gitmek önem taşıyor. Yani asansörden, uçaktan korkan kişinin bu araçları kullanmaktan kaçınmaması gerekiyor. Çünkü bu tür davranışlar korkunun aşılmasına yardımcı olmuyor. Son dönemde gerek kitle iletişim araçlarından gerekse sosyal medyadan topluma sunulan “Hayatına Sahip Çık” adlı kampanya da bu fikirden hareketle insanların yaşama katılmasını destekliyor. Siyaset, iş, spor ve sanat camiasından ünlü isimlerin katılımıyla oluşturulan videoyla halka her şeye rağmen, inadına normal yaşama devam edilmesi gerektiği iletiliyor.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir