Çin Koronavirüsü Yenmeyi Nasıl Başardı

Çin Koronavirüsü Yenmeyi Nasıl Başardı

DÜNYA tarihine baktığımızda, şimdiye kadar ortaya çıkan küresel salgınların öncelikle insan sağlığını büyük ölçüde etkilediğini, ardından da ekonomilere ciddi darbeler vurduğunu görüyoruz. Ekonomideki kayıpların telafi edilmesi birkaç yıl alsa da ne yazık ki kaybedilen canları geri getirmek mümkün olmuyor…

Çin merkezi hükümeti salgınla mücadele için ilk etapta 8 milyar yuan’lık bütçe ayırdı. Bütçenin 4 milyar yuan’ı salgının en fazla etkilediği Hubei eyaletine verildi. 14 Şubat itibarıyla, Merkezi hükümet ile yerel yönetimlerin ayırdığı bütçe 90 milyar yuan’ı (13 milyar ABD Doları) aştı.

Çin Bankalar Birliği’nin yanı sıra, banka ve finansal kuruluşlar, salgın nedeniyle üretime ara veren işletmelerin yeniden üretime başlamasını desteklemek amacıyla 794 milyar yuanlık (115 milyar ABD Doları) kredi sağladı. Çin Sigortacılar Birliği, salgın döneminde sigorta kapsamında yeni koronavirüs salgını nedeniyle 100 milyon yu an (14.5 milyon ABD Doları) tazminat ödemesi yaptı. Bunlar işin ekonomik boyutu…

İşin bir de sağlık boyutu ve alınan karantina kararından dolayı eve hapsolan insanların ruh hali boyutu var. Bu noktada gerek Çin hükümeti gerekse de halkın neler yaptığını o ülkede yaşayıp, bizzat deneyimleyenlere sorup araştırdık.

KONTROLLER SIKILAŞTIRILDI

Çin’de gıda alanında faaliyet gösteren Hayat Gıda firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Sezer, restoranların büyük bir kısmının kapalı olduğunu belirterek “Yerel yönetimler kayıpların önlenmesi için bir yandan vergi, sigorta pirimi ödemelerini askıya alırken, mülkiyeti kamuya ait olan binalardan kira da almıyor” dedikten sonra diğer önlemleri şöyle sıralıyor:

“Cadde ve sokakların başına birer kontrol merkezleri kuruldu. Bu merkezler sokağa çıkan insanların vücut ısılarını ölçüp bilgileri merkezi sisteme yolluyor. Herkes için bir karekod (QR) oluşturuldu. Burada herkesin vücut ısısına ilişkin bilgilerin yanı sıra, nereye gittiği, nereden geldiğine ilişkin ayrıntılı bilgiler var. Böylece kişi eğer karantina uygulanan bir bölgeden gelmişse sistem bunu hemen belirliyor.”

Açık olan restoranlarda masalar birbirinden uzaklaştırılarak insanlar arasında sosyal mesafe uygulamasının başlatıldığını belirten Sezer açıklamalarına şöyle devam ediyor: “7’den 70’e herkes alman sıkı tedbirlere uyduğu gibi, denetim konusunda herkes üstüne düşeni yaptı. Drone’lar sürekli devriye gibi sokakları kontrol edip dışarıya maskesiz çıkanları uyarıyor. Halk da sorumluluk bilinciyle maskeşiz birini görünce uyarıyor. Apartmanlar da sıkı denetleniyor. Apartman ve sitelerin giriş çıkışları sıkı kontrol ediliyor. Teması azaltmak için asansörlere fazla kişi alınmıyor, düğmelerin üzeri streçle kaplanıp girişlere dezenfektanlar konuyor.”

“NÖBETLEŞE ÇALIŞIYORUZ”

Son iki gün ülkede Covid-19 vakasının görülmediğini hatırlatan Çin Medya Grubu editörü Cao Yiqun ise, buna rağmen tedbirlerin gevşetilmeden devam ettiğini söylüyor. “Salgının ilk döneminde Çin halkı henüz hazırlıklı değildi” diyen Cao, “Ancak Çin hükümeti derhal devlet gücünü harekete geçirdi, tüm toplumu seferber etti. Wuhan’a ülkenin dört yanından tıp çalışanları gönderildi. Onlar insanların hayatını kurtarmak için canla başla çalıştılar” diye ekliyor. Çalıştığı CRI yönetiminin, çalışanlarını mümkün olduğunca evden çalışmaya teşvik ettiğini belirten Cao alınan diğer önlemleri şöyle anlatıyor:

“Stüdyo işi için en az insan gücünün kullanılmasını istediler. Radyoda nöbetleşe gitme sistemi başlatıldı. Nöbetçilere kantinden yemek paketi alıp ofiste yemesi şartı koyuldu. Bir buçuk aydır evden çalışıyorum, ilk günlerde biraz panik oldum. Çünkü şubat ayının başından bir ASEAN ülkesinden dönmüştüm. Maske, gözlük ve saç tokamı takıp markete gittim. Süpermarkette sebze alanlar vardı. Alınanları tartma işi yarım saat alıyordu, ancak herkes sakin sakin kuyrukta bekliyordu. Bu durum birkaç gün sonra değişti. Hükümetin organizasyonuyla süpermarkette yeterli malzeme ve çalışanlar bulunmaya başladı.”

Evden dışarıya çıkamayınca zamanın yavaş geçtiğine dikkat çeken Cao, “Aslında bu bir tür psikolojik baskı, bunu gidermek için diğer işlere yönelmek gerekir. Bunun farkında olan Çinlilerin çoğu evde mutfakta meşgul olmaya başladı. Bu sürede Online satışta patlama oldu. İnternet üzerinden sipariş veriyorum, herhangi bir kurye siparişimi oturduğum sitenin kapısına kadar getiriyor (kurye içeri alınmıyor), ben de almaya maske takıp gidiyorum.”

EVDE SPOR YAPILIR MI?

Sosyal paylaşım platformlarından birçok yemeğin yapılışını öğrendiğini belirten Cao, “Ayrıca okumaya zaman bulamadığım birçok kitabı aldım ve balkonda güneşte okuyup bitirdim, kitabı okurken içim sakin ve rahat, ayrıca bilgi sahibi olmak zevkli bir şey” dedikten sonra “Evde spor yapılır mı?” diye sorup bunu şöyle yanıtlıyor:

“Bu konuda birçok Çinli iyi örnekler oluşturdu. Hongzhoulu biri iki yatak etrafında, 5 saat boyunca 6 bin 450 tur koştu. Bir Xi’anlı evde oturma odasında 100 kilometre koştu. Benim evde koşu bandı var, her gün üzerinde 50 dakika ile 1 saat arasında hızlı yürüyüş yapıyorum. 1.5 aylık ev deneyimimden yola çıkarak, herkese paniğe kapılmadan, dezenfekte kurallarına uymayı, kitap okumayı, çeşitli lezzetler pişirmeyi denemeyi, spor yapmayı ve günde üç kere pencerelerini açıp evlerini havalandırmalarını öneriyorum.”





Çin Medya Grubu’ndan Cenk Özkömür ise, Çin’de iki aydır tecrit veya karantina dönemi yaşandığını belirterek deneyimlerini şöyle aktarıyor: “Bu tecrübenin ışığında, en önemli noktaların panik yapmamak ve tüm uyarıları dikkate almak olduğunu söyleyebilirim. Alışveriş açısından, markete gitme sıklığını azaltmak için en azından birkaç gün idare edebilecek kadar ürün almak mantıklı. Fakat, bu kesinlikle stoklamak veya yağmalamak anlamına gelmiyor.” Süpermarket haricinde de hiçbir kapalı mekâna gidilmemesi gerektiğini vurgulayan Özkömür, “Evin dışında her yerde kesinlikle maske, bazı durumlarda da eldiven ve gözlük takmakta fayda var. Çinli yaşlılar, genelde açık havada vakit geçiyor, hatta birçoğu da kendi kendilerine egzersiz yapmayı tercih ediyor. Türkiye’de ise komşular arası ilişkiler hâlâ görece sıkı. Komşular ev ziyaretleri yapıyor ki bu dönemde kesinlikle bu ziyaretler kesilmeli” diyor.

RUH SAĞLIĞI DA ÖNEMLİ

“Bu dönemde ruh sağlığımızı da korumamız lazım” diyen Özkömür açıklamalarını şöyle noktalıyor: “Bu yüzden, salgınla ilgili genel durumu öğrendikten sonra, haber okumayı, bilhassa da sosyal medyadaki dedikoduları okumayı kesmeli. Okunacak çok kitap, izlenecek çok film var; hazır evdeyken bunlara vakit ayırmalı. Resmî beyanatların ya da verilerin yüzde 100 doğru olduğuna inanmak gerekmiyor; ancak, dedikodulara, dezenformasyona ve komplolara riayet etmenin de kimseye faydası yok.”

Turizm Danışmanı Semih Erken ise, içinden geçmekte olduğumuz zor günlerin doğru bilgi aktarımı ve dayanışmayla daha kolay aşılacağını söyledikten sonra şu bilgiyi veriyor: “WhatsApp, WeChat, Linkedin, Faccböok gibi platformlar üzerinde oluştu-: rulmuş birçok grubun üyesiyim. Bana gelen bilgileri elimden geldiğince bu platformlar aracılığıyla geniş kitleye ulaştırıyorum. Hiç şüphesiz ben bu hastalığın değil, turizm ve otelciliğin uzmanıyım. Alınan kurallara uyulmamış olsaydı, dışarıda gezenler virüsü daha geniş bir kitleye yayabilirdi.”

Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde ilk virüs vakasının görülmesi üzerine Çin hükümetinin radikal kararlar aldığını belirten Erken, “Radikal kararlara rağmen hükümet ‘yasak’ kelimesini kullanmadı. Tam tersine ‘Lütfen kendi sağlığınız, çevrenizin sağlığı ve virüsün yayılmasını önlemek adına evlerinizden belli bir süre dışarı çıkmayın ‘dedi. Ben de naçizane herkese evde kalın, aman hastalanmayın diyorum. Hastalanmayın, aman bir yerinizi kırmayın. Salgından dolayı zaten yoğun olan sağlık personeli için yeni bir iş çıkarmayın” diye ekliyor.

HERKES SEFERBER OLDU

Salgınla ilgili olmayan tüm sektörlere evden çalışmanın önerildiğini belirten Erken, sağlık personeli alanında yaşanan gelişmeleri şöyle özetliyor: “Sağlık sektöründe çalışanların tümü tam kadro çalışmaya başladı. Daha önce emekli olan veya işten ayrılanlar da yeniden göreve çağrıldı. Maske vc gereldi tıbbi malzemeleri üreten işletmeler işbaşı yaptı. Hatta daha önce farklı üretim yapan fabrikaların bazıları da tıbbi ekipman üretimine geçti. Bu yüzden maske ve dezenfektan konusunda yaşanan sıkıntı kısa sürede giderildi. Günlük yaşamda marketler büyüklükleriyle orantılı olarak içeriye kontrollü müşteri aldı. Restoranların çoğu evlere servis hizmetlerini artırdı. Site yöneticileri, apartman yöneticileri, mahallenin ihtiyar heyeti muhteşem kurallar uyguladı. Aynı evden her gün sadece bir kişi dışarı çıkabiliyordu.”

AVM, market, restoran ve apartmanlarda tüm giriş çıkışlarda herkesin kaydının alınıp, ateşinin ölçüldüğünü belirten Erken şunları söylüyor: “Sorumlu davranma hali birdenbire her yere yayılıverdi. İhtiyar heyeti, yaşlı olup dışarı çıkamayan komşularının alışverişini yaptı. Gençlerden oluşan gönüllü ordusu kuruldu. Gönüllüler vardiya usulü çalıştı. İnternet üzerinde birbirinden ilginç hikayeler duyuluyor. Keman, piyano öğrendiğini söyleyenlere dair paylaşımlar yapıldı. Ürünlerine yoğunlaşan talepler elektronik oyun şirketleri, evde oynanabilen aile oyunları üreticileri, online film platformları, hobi ve spor araç-gereçleri satanların ciroları katlandı.”

Erken, evde boş boş oturmak yerine, uzun zamandır kafasında tasarladığı otel konsepti hakkında 600 sayfalık bir analiz yazdığım, otelin inşaatının da üç hafta önce başladığı bilgisini vererek şu önerileri yapıyor: “Lütfen panik yapmayın. Kendinizi ve çevrenizi izole edin, bağışıklık sisteminizi güçlü tutun. Psikolojinize, ruh sağlığınıza dikkat edin. Sadece resmi kanallardan gelen bildirilere odaklanın. Olumlu paylaşımlar yapın.”

Çin bu 10 şeyi yaptı

1 – Salgınla mücadelede halk, hükümetin aldığı sıkı önlemlere harfiyen uydu.

2 – Salgının kontrolünde devlet memurlarının yanı sıra, gönüllülerden yararlanıldı.

3 – Teknolojiden yararlanılarak hem sıkı takip hem de temassız teslimat sağlandı.

4 – Karantina bölgesi dışına çıkılıp çıkılmadığını kontrol etmek için herkes için karekod [QR] üretildi.

5 – Çarşıya çıkan, AVM’ye giden ve şehre giriş yapanların vücut ısıları ölçülüp QR kodlarına yüklendi.

6 – Kurye şirketleri teslimatları insanlarla teması olmayan yapay zekâlı robotlarla yaptı.

7 – Teknoloji şirketleri eve kapanan insanlara eğlenceli uygulama ve çözümler geliştirdi.

8 – Restoran, metro istasyonu ve asansörlerde insanlar arasında ‘sosyal mesafe’ kuralı uygulandı.

9 – Taksilerin koltuklan, asansörlerin düğmeleri streçle kaplandı, şoförler müşterilerine dezenfektan verdi. Site yöneticileri, apartman yöneticileri, mahallenin ihtiyar heyeti dışarıya çıkamayanların alışverişini yaptı.

10 – Teknoloji şirketleri atağa geçerek eve kapananların can sıkıntısını yenmek için internette yemek tarifi verip, yapboz, zekâ küpü ve satranç gibi oyun seti siparişlerini kolaylaştırdı.

KEREM KÖFTEOGLU




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir