Anasayfa » İlişkiler » Selin gerçekten sinir krizinin eşiğindeydi

Selin gerçekten sinir krizinin eşiğindeydi



35 yaşındaki üç çocuk annesi, özel bir eğitim kurumunda yönetici ve evde de bitmek bilmeyen işlerin unvanı belirlenmemiş sorumlusu olarak çalışıyordu. Dokuz yıl önce anne olduğunda, Selinin iş tanımına çocukların doktor randevularını almak, alışveriş listesi hazırlamak ve sosyal aktivite organizatörlüğü de eklenmişti. Selin o yoğun günleri şöyle anlatıyor: “Küçük bir iş yerim yönetmek gibiydi. Ailesine sürekli bağırıp çağıran o asabı annelerden biri olmuştum.”

Selin ailenin lokomotifi görevini tek başına üstlenmişti. Tıpkı diğer birçok kadın gibi… Araştırmalara göre evde fiziksel olarak erkeklerden daha fazla çalışıyoruz ve ofiste biie fazlasıyla “ev işi” (ailece yapılacak sosyal aktiviteleri planlamak, iş çıkışı market alışverişi listesini hazırlamak gibi) hallediyoruz. Columbia Business School ve Wİlliam Paterson Üniversitesi’nde yapılan yeni araştırmalar; kadınların özel günleri ve randevuları hatırlamak, tatil organize etmek, hediye almak, market alışverişi yapmak gibi işlerin çoğunluğunu üstlendiğini saptadı. Tabii bir de eşimize evdeki birikmiş çamaşır dağıyla ilgilenilmesi gerektiğini hatırlatan da biziz. Ve ne yazık ki erkekler bunu bir tür “iyilik” gibi nadiren yapıyorlar, işleri yapan biz olduğumuz gibi, yapılması gerektiğini hatırlayan da yine biz oluyoruz. Bulgulara göre erkekler, sadece kendi çıkarları olduğu zaman kadınlara yapılacak işleri hatırlatıyor. (Örneğin en yakın arkadaşlarının düğünü veya ofisteki yılbaşı partisi gibi.)

Bitmek bilmeyen yapılacak işler listesi, kadınları çileden çıkararak onları yavaş yavaş tüketiyor. Araştırmalara göre bu durum yüksek işlevli anksiyeteye, dikkat dağınıklığına (çünkü zihnimiz sürekli bir yarış hâlinde) ve kendini umursamamaya sebep oluyor (sürekli eşinin ya da evin yapılacaklar listesine kafa yoran bir kadın, tabii ki kendi ihtiyaçlarına odaklanamıyor).

Duygularını tüketmenin de ötesinde, bütün işleri takip etmek ilişkinde de gerginlik yaratabilir ve eşine öfke duymana sebep olabilir. How Not to Hate Your Husband After Kids kitabının yazarı Jancee Dunn durumu şöyle açıklıyor: “Kocama sürekli kızdığım, kısır bir döngüye girmiştim. Evdeki işlerin yüzde 95’i benim omuzlarımdaydı.” (Evet, boğazına kadar öfkeye batmışken bile, evdeki işlerin ne kadarıyla ilgilendiğini hesaplıyormuş.)

Peki, günümüzün modern kadını iş hayatında her zamankinden daha aktifken bu çıkmaza nasıl düştü? Wİlliam Paterson Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Profesör Janet Ahn, “Çünkü hâlâ kadınların gündelik işlerden sorumlu olmaları bekleniyor” diyor ve ekliyor; “Haftada 50 saat çalıştıktan sonra bile, kadınlardan evdeki herkesin işini takip etmesi bekleniyor ve onlar da bu beklentiye cevap vermeye çalışıyorlar.”

Mutlaka Okuyun:  Mutlu Aile İçin Pozitif Cinsellik

Selin elbette kırılma noktasına geldi. O kadar çok işi vardı ki… Spor salonuna gitmeyi bırakmış ve 10 kilo almıştı. Bir gece kocasıyla konuşurken gözyaşlarına boğuldu. Kocası aldığı kiloların sebebini evdeki işlerin stresine bile bağlamamıştı. Ona sadece “Bunların hepsini tek başında yapmak zorunda olmadığını biliyorsun, değil mi? Benimle iş bölümü yapabilirsin” dedi. O zamandan beri Selin işleri paylaştırmaya özen gösteriyor.

Sen de biraz nefes almak istiyorsan, kafandaki soyut listeyi hafifletmek için Selin’in ve onun gibi olan kadınların işine yarayan ipuçlarına göz at.

Görev edindiğin işlerin içinde kaybolmadan önce birkaç not daha almanda fayda var.

1- DURUMU AÇIKÇA KONUŞ

Eşin beynini okuyarak birdenbire ev işlerine katkıda bulunmaya başlamayacak. Üstelikonun ne kadar miskin olduğuyla ilgili sürekli söylenmen, ilişkiniz için pek de sağlıklı değil. (Uzmanlara göre öfkeyi yapıcı olmadan ifade etmek evliliklerdeki en büyük sorunlardan biri.) Onun yerine birlikte bir kahve için ve sana yardımcı olmasının, ortak hayatınıza ne kadar katkıda bulunacağını ona anlat. VVilliam Paterson Üniversitesinden Psikoloji Profesörü Elizabeth Haines, bunun yapılacak en doğru hareket olduğunu belirtiyor: “Bu, yaşadığın duyguların neden kaynaklandığını ona ifade etmenin iyi bir yoludur.”



40 yaşındaki Deniz, eşinden işlere daha fazla yardımcı olmasını istemiş. Böyleliklekkendisinin, dolayısıyla eşinin ve çocuklarının da daha mutlu olacağını, evlerinin daha huzurlu olacağını ifade etmiş. Eşi işlere yardımcı olmaya başlayınca aile bağlarının kuvvetlendiğini hisseden Deniz, daha sakin bir kadın olmuş. Eğer sende bu yöntem işe yaramazsa, eşine ev işlerini paylaşan çiftlerin daha çok seks yaptıklarını kanıtlayan bir araştırma olduğundan bahsetmeyi deneyebilirsin.

2- GÖRÜNMEYENİ GÖSTER

Eşin lavabodaki bulaşık yığınını gördüğü gibi zihnindeki soyut iş listesini göremez. 35 yaşındaki avukat Betül, “İkimiz de çok yoğunduk ama eşim birlikte Game of Thrones izlerken bir yandan da internetten bebek bezi sipariş ettiğimi ve çocukların okulundan gelen e-postalara cevap verdiğimi fark etmiyordu” diyor. Bu konuyu somut olarak masaya yatır: Bütün bir hafta boyunca hallettiğin ev işlerini not al ve eşinle paylaş. Onun da aynısını yapmasını iste. Belki o da senin hiç farkında olmadığın soyut işlerle uğraşıyordur. Betül, “Evdeki bütün işleri benim yaptığımı söylemem Mustafa için hiçbir şey ifade etmedi” diyor ve ekliyor;

“Ama yaptığım işleri kâğıda döküp, liste üzerinden iletişim kurmak gerçekten yardımcı oldu.” Mustafa, Betül’ün hazırladığı listeden kendine görevler seçmiş ve iş bölümü yapmaya başlamışlar.

Mutlaka Okuyun:  Eş Seçimine Bilimsel Yaklaşım

3- İŞLERİ GÜÇLÜ YÖNLERİNİZE GÖRE PAYLAŞIN

28 yaşındaki editör Nİhan’ın yazılımcı ve bilgisayar kurdu eşi Engin, keşfettiği bir şifre ve not paylaşma uygulamasından sonra tüm fatura ödeme işlemlerini devralmış. Nihan durumdan gayet memnun: “Fatura ve muhasebe işlerini artık o takip ediyor çünkü uygulamayı kurcalamaya bayıldı.”

Selin’in eskiden okul müdürü olarak çalışan eşi Hakan, okul projelerini yönetmeye alışkın olduğu için çocukların yaz okulu organizasyonlarının tamamıyla ilgileniyor. Drop the BalI: Achieving More by Doing Less kitabının yazarı Tiffany Dufu ise çocuklarının doğum günü partileri ve oyun günleriyle dolup taşan takvim organizasyonunu, tam bir sosyal kelebek olan eşine devretmiş. “Organizasyon işi benim o kadar çok zamanımı ve enerjimi alıyordu ki… Şimdi eşim bu işi çok daha büyük bir keyifle yapıyor” diyor.

4- “HATİRLATMA”YI UNUT

Çoğu erkek ev işlerini bölüşmek konusunda eşiyle hemfikirdir ama sürekli hatırlatma bekler. Örneğin annesine doğum günü hediyesi almasını söylediğinde, eşin bunu yarın tekrar hatırlatmanı rica edebilir. Şimdi bu durum üzerine bir düşün: İşi üstlenmişolabilir ama yine de kendi kendine hallediyor sayılmaz. Bu durumda doğal olarak sen de kafandaki listeye bir çizik atamazsın. Yapılacaklar listesini ona sürekli hatırlatmak, en az o işleri yapmak kadar stresli olabilir çünkü zihnini sürekli meşgul eder.

Bunun yerine, takvimine hatırlatma kurması için eşini teşvik et.

5- KONTROL TAKINTINDAN VAZGEÇ

Tüm işleri kendi başına halletmeden duramıyor musun? Deniz, “Kontrolün bende olmasını sevdiğim için eşimi ev işlerine dâhil etmediğimi fark ettim” diye itiraf ediyor. Ama zihinsel yoğunluğunu hafifletmek istiyorsan, bu özelliğini törpülemen gerekebilir. Eşin işleri paylaşmaya başladığında -gerekirse- ona genel bir bilgi ver ama daha sonra tüm detayları kontrol etmeye çalışma. Başarısız olsa bile önce işleri tek başına halletmesine izin vermelisin. Dufu konuyla ilgili olarak, “İşleri paylaşmaya isteksiz olmasının birsebebi belki de o daha işe başlamadan evvel senin o işi halletmeye meyilli olman” diyor. Eşin sürekli sana anahtarların veya çocuk bezlerinin yerini soruyorsa, ona bilmediğini söyle ve bırak başının çaresine baksın. Bir işin “tamamlanması”, onun “mükemmel” olmasından daha önemlidir. Selin’in de dediği gibi, “Bebek çantasında bir-iki eksik var diye kimse ölmez, merak etme.”




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*