Anasayfa » Haberler » Spor Yöneticisi Kadınlar Başarılarıyla Göz Dolduruyor

Spor Yöneticisi Kadınlar Başarılarıyla Göz Dolduruyor



Sporda yönetici kadın sayısı son yıllarda artsa da yine de yeterli olmaktan çok uzak. Oysa spor camiası kadınların beceri ve yeteneklerinden büyük fayda sağlayabilir. Nitekim spor yöneticisi kadınlar başarılarıyla göz dolduruyor…

KADINLARIN modern iş dünyasında kendilerine yer bulmasının tarihi fazla eski değil. Spor yönetimi konusunda ise çok daha yeni. Oysa yapılan araştırmalarda kadınların özellikle dikkat, hassasiyet ve koordinasyon isteyen işlerde erkeklere göre daha başarılı olduğu görülüyor. Kadınların profilleri incelendiğinde, dürüst, kararlı, sezgileri güçlü, planlı, insan odaklı ve destekleyici yönetim tarzlarını benimseyen, iyi iletişim kuran ve motive eden bir yapıya sahip oldukları ortaya çıkıyor. Kadınların tepeye tırmanabilecek kadar rekabetçi, atak, hükmedici, sağlam, güçlü ve rasyonel özelliklere sahip olmaları yönetici pozisyonlarda da başarılı olmalarını sağlıyor. Türkiye’de bulunan toplam federasyon sayısı 61.

Bu federasyonlar arasında ne yazık ki sadece üç branşın başında kadın var. Bu branşlar yelken, satranç ve oryantiring. Federasyonların Yönetim kuruluşlarında ki kadın sayısı da çok az. Bu rakam bazı federasyonlarda hiç olmazken, bazısında ise 1-3 ile sınırlı. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Yönetim Kurulu’nda ise kadın yönetici oranı yüzde 20. Spor yöneticisi olan kadınların hepsinin ortak bir dileği ve önerisi var: “Spora daha çok kız çocuğu kazandırabilirsek, kadın yöneticilerin artması kolay olur.”

YELKENİN DÜMENİNDE KADIN VAR

2017 Kasım’da Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) başkanı seçilen ve 2020 yılına kadar görevini sürdürecek olan Özlem Akdurak, tüm federasyonlar içinde başkan olan üç kadından biri. 1989-2007 arasında çeşitli pozisyonlarda yöneticilik yapmış, 2007’de ise Solo Deniz Yatçılık Şirketi’ni kurmuş. 2004’de kadın arkadaşları ile kurduğu “Safinaz” adlı yelken ekibi ile aynı isimdeki tekne ile yarışlara katılmışlar.

“Başkanlık seçimi süresince federasyona bağlı yaklaşık 90 kulübü ziyaret ederek, yol haritamı ve ideallerimi paylaştım” diyen Akdurak, bu süreci dinamik bir yelkenci motivasyonuyla atlatmış.

Doğru rekabet ortamının sağlanması durumunda daha fazla kadının görev almakta istekli olacağını söyleyen Akdurak, Türkiye’deki kadınların başkan seçi-lememesinin önündeki engelleri şöyle özetliyor: “Genel itibariyle sivil toplum kuruluşları (STK) yönetimlerinde bulunan kadın adayların artırılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerekiyor. Kadın yöneticilere çok fazla fırsat tanınmıyor. Buna rağmen çok başarılı kadın sporcu, yönetici, bürokrat, bilim insanı, sanatçı, siyasetçi örneklerimiz var. Gelecekte her türden iş alanında, kadınların yüksek pozisyonlarda daha fazla yer alacağına inanıyorum.”

Diğer sektörlerde olduğu gibi yelken sporunda da kadın yönetici sayısı oldukça az. Oysa kadın sporcu oranı yüzde 42 düzeyinde. “Kadınların kolaylıkla daha fazla görev alabileceği branşımızda, eşitliğe giden yolda kat etmemiz gerek uzun bir yol var” diyen Akdurak, kadınların spor yöneticisi olduktan sonra neleri değiştirebilecekleri konusunda ise şunları söylüyor:

“Kadının her alanda, üretim içinde ve karar merkezlerinin başında özgürce var olabilmesi gerekiyor. Kadının ve erkeğin doğasından gelen farklılıklar üretime yansımalı. Kadının detaya olan bağlılığı, birkaç farklı konuya aynı anda konsantre olabilmesi, kararlarında empati ve duyguya yer vermesi, işbirliği ve takım çalışması konusunda toparlayıcı olması sayesinde Türk sporuna artı değer katacağını düşünüyorum.”

İLK KADIN BAŞKAN

2004-2008 yılları arasında Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Yönetim Kurulu Üyeliği, 2008-2012 döneminde ise Altyapı ve Milli Takımlardan Sorumlu Asbaşkan olarak görev alan Gülkız Tulay, 5 Kasım 2012 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda TSF başkanlığına seçilmiş. TSF’nin ilk kadın başkanı unvanına sahip olan Tulay, ayrıca 2014’ten bu yana Dünya Satranç Federasyonu (FİDE) Asbaşkanı. Tulay’m satranca başlaması, 1998 yılında oğlunun ilgisi sayesinde olmuş. Türkiye’nin ilk satranç eğitim kulüplerinden olan Tarsus Zeka Satranç Kulübü’nü, ardından da Mersin Zeka Satranç Kulübü’nü kurmuş.

Satrancın, stratejik düşünmeyi sağlayan, sporcusuna analiz yeteneği kazandıran, centilmenliği en üst seviyede tutan birleştirici ve bütünleştirici bir spor dalı olduğunu söyleyen Tulay, satrancın bir spordan daha fazlası olduğunu belirtiyor. Kadınların spor yöneticiliği konusundaki düşüncelerini ise şu sözlerle özetliyor:

“Spor yöneticisi olarak kadın sayısının az olmasına, sadece spor çerçevesinden bakmamak gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de kadın istihdamı ve kadınların yönetici pozisyonunda olması konusunda her geçen gün daha iyi örneklerle karşılaşıyoruz. Ancak bu konu üzerinde daha fazla çalışma yapılması gerekiyor. Kadınlar spor yöneticiliği konusunda teşvik edilmeli, yüreklendirilmeli. Federasyon olarak kadınların satrançta daha çok var olmaları için, bu sporu yapmaları, antrenör, hakem veya il temsilcisi olmaları için mücadele veriyoruz.”

SON BEŞ YILDA SAYI ARTTI

Tulay’m göreve başladığı yılda federasyonda bulunan kadın sporcu sayısı 45 bin, kadın hakem sayısı 681, kadın antrenör sayısı 12 bin, kadın il temsilci sayısı ise sadece üçmüş. Son beş yılda gerçekleştirilen yatırımlar ve projeler sonucunda bu rakamlarda büyük değişiklikler gerçekleşmiş. Tulay’ın göreve başlamasından bu yana satranç branşında kadın sporcu sayısı 284 bin, kadın hakem sayısı 1808, kadın antrenör sayısı 23 bin, kadın il temsilci sayısı ise sekize yükselmiş. Şu anda TSF yönetim kurulunda toplam dört kadın üye bulunuyor.

“Satranç sporunda yer alan hakem ve antrenör kadınlarımızın sayısı her yıl artıyor” diyen Tulay, yine de 56 amatör spor federasyonu, Spor Î1 Müdürlüğü ya da Bakanlık incelendiğinde bu rakamın istenilen seviyelerde olmadığını söylüyor. Tulay’m en çok şikayet ettiği konulardan biri, sadece spor alanında değil, Türkiye’deki tüm sektörlerde yeterince kadın yöneticinin bulunmaması. “Bu konuda birbirimize destek olmalı, azim ve çalışkanlığımızla kadınlarımıza ilham vermeliyiz” diyen Tulay, kadın dayanışmasının Türkiye’ye büyük fayda sağlayacağını belirtiyor.

MİLLİ VOLEYBOLCU

Hacer Akyüz 27 Ekim 2016 tarihinde oy çokluğu ile Türkiye Oryantiring Federasyon Başkanı seçilen başarılı spor yöneticisi kadınlardan biri. Ortaokul eğitiminden bu yana sporcu, idareci, antrenör ve hakemlik branşlarında görev alan Akyüz, 1987’de Dünya Ordular Arası Voleybol Şampiyonası’nda altı kez milli forma giymiş. Erzurum bölgesinin ilk voleybol hakemlerinden olan Akyüz, 1993-1995 arasında Badminton Ligi’ne katılarak ‘Birinci Badminton Milli Takım Kampı’na Anadolu’dan davet alan tek kadın sporcu olmayı başarmış. 2011 yılında yayımlanan “Çocuklara Oryantiring Eğitimi” isimli kitaba katkıda bulunmuş. Oryantiring Federasyonu’nun kurulma sürecinde kulüp temsilcisi olan Akyüz, bugüne kadar Oryantiring İl Temsilci Yardımcılığı, Oryantiring Federasyonu Eğitim Kurulu Üyeliği, Oryantiring Federasyonu Yönetim ve İcra Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuş. “Türkiye’nin her ilinde varlığını ve desteğini hissettirecek bir federasyon olmayı hedefliyoruz” diyen Akyüz, kadınların spor yöneticiliği konusundaki pozisyonu konusunda ise şunları söylüyor:



“Diğer tüm toplumsal alanlarda olduğu gibi bu alanda da dünyada ve Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğinin olduğunu iddia etmek güç. Kadınların erkeklerden daha etkin liderlik stratejileri benimsediğine dair ciddi kanıtlar var. Yönetiminde eksik temsil sorunlarını, toplumsal cinsiyet bakış açısıyla sorgulamak doğru olacaktır. Kadın fırsat yaratılsın diye beklememeli, fırsatı kendisi yaratmalı.”

Mutlaka Okuyun:  Bebekliğinde Herkes Onunla Dalga Geçiyordu Şimdi 19 Yaşında

Kadınların, yönetici konumuna ulaşabilmeleri için vereceği mücadele ve kendini ispatlama süreci çok daha zorlu. “Her şeyden önce kadın çalışma yaşamı ile aile hayatını dengelemek zorunda” diyen Akyüz, özellikle çocuk ile ilgili sorumlulukların ikinci planda olmasının imkansız olduğunu söylüyor. Bu sebeple, yapılması gerekenler hakkında şunları söylüyor:

“Öncelikle kadın sporcu sayısının artırılması gerekiyor. Federasyonların yönetiminde, kurullarında, kulüplerinde etkin görev alan kadınlar arttıkça yönetici sayısı da artacaktır. Kadınların her şeyden önce kendilerine inanması, seslerini yükseltmesi, risk alması gerekiyor. Başarılı bir kadın spor yöneticisi olmanın yolunun işi iyi takip etmekten ve her kademesinde bulunmaktan geçtiğine inanıyorum. Başarmak için kaliteyi yakalamak ve bunu sürdürmek gerekiyor.”

Akyüz, göreve geldiğinden bu yana federasyon yönetiminde, kadın temsilci sayısı ve sporcusunda önemli derecede artış yaşanmış.

İLK FIFA KOKARTLI KADIN HAKEM

Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitiren Lale Orta, ilkleri başarmış başarılı bir spor yöneticisi. Şu an da Okan Üniversitesi’nde Doç. Dr. olarak öğretim üyeliği ve Spor Yöneticiliği Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor. Yüksek lisans tezinin başlığı “Türk Spor Teşkilatı İçinde Futbol Hakemliği Statüsü”; doktora tezinin konusu ise “Dünyadaki ve Türkiye’deki Futbol Organizasyonlarına Analitik Bir Yaklaşım”. 1985 yılında Türkiye Futbol Federasyonu’nun açmış olduğu antrenörlük kurslarına katılarak Türkiye’nin ilk kadın futbol antrenörü diplomasına sahip olmuş. Amatör futbol alt yapılarından, kadın milli takım antrenörlüğüne kadar çeşitli görevlerde bulunmuş. “O yıllarda spor akademilerinin futbol branşlarına kız öğrenciler alınmıyordu” diyen Orta, kurslarda gösterdiği başarı ve mücadelenin ardından futbol branşına kız öğrenci almaya başladıklarını söylüyor. Hakemlik ve antrenörlükteki başarısını ise şu sözlerle özetliyor:

“Hakemliğe 1986 yılında başladım ve tam 20 yıl boyunca bir kadın hakem olarak, Türk futboluna hizmet ettim. 1990’da ilk kez Türkiye Süper Ligi’nde Galatasaray-Sarıyer maçında yardımcı hakem olarak görev almayı başardım. O k yıllarda, Türkiye’nin en başarılı 10 Türk kadını sıralamasına aday gösterildim.

1995’te Türkiye’nin ilk Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) kokartlı kadın hakemi olmayı başardım ve dünyadaki 54 kadın hakemden biri oldum. UEFA’nın Top Class hakem listesinde de Avrupa’nın 17 kadın hakemi arasına girdim.”

Orta’nın başarısı bunlarla sınırlı değil. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) her kıtadan bir kişiye verdiği ‘IOC Kadın ve Spor Ödülü’ 52 Avrupa ülkesi adayları arasında Orta da varmış. 2005’te yapılan UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi final maçını yönettikten sonra hakemlik kariyerini sonlandırmış.

Türkiye’de FIFA kokartlı kadın hakemler bulunsa da, daha çok kadınlar kategorilerinde maç yönetiyorlar. Ülkemizde spor yapma kültürünün hala yerleşmediğini söyleyen Orta, spor yöneticilerinin erkek olması nedeniyle, kadınların yer alamadığını ve fırsat verilemediğini söylüyor. Bunun en büyük örneğini ise 62 spor federasyonu içerisinde sadece üç branşta kadın başkan olması ile veriyor.

Türkiye’nin ve dünyanın ilk kadın kulüp başkanı

Sevda Karaali, Çankırı Spor Kulübü’nün ilk kadın başkanı. Bu anlamda Türk spor tarihine ismini yazdıran bir isim. Çünkü bugüne dek spor kulüplerinin başkanlık görevini yürüten kadın bulunmuyor.

Karaali’nin 2009-2010 sezonunda başkan olduğu kulübün yönetim kurulunda halen iki kadın bulunuyor. Kulüp, Türkiye 2. Ligi 3. Klasman Grubu’nda mücadele ediyor.

Türkiye’nin gururu

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi [TMOK] Genel Sekreteri Neşe Gündoğan, Türkiye’de örnek gösterilen başarılı yöneticilerden biri.

1977-1982 yılları arasında atletizm spor dalında orta mesafe koşucusu olarak yarışan Gündoğan, aynı zamanda milli takım forması giyme başarısı göstermiş. Atlanta Olimpiyat Oyunları sonrası, 1996 yılında TMOK Spor Direktörü olarak atanan Gündoğan, 2001 yılında TMOK Yönetim Kurulu’na seçilen ilk kadın yöneticisi. İki yıl sonra da TMOK’un ilk kadın genel sekreteri olarak göreve getirilmiş. Gündoğan, “Avrupa Atletizm Kadın Liderlik Ödülü” başta olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası düzeyde ödül ve nişanın da sahibi.

Yrd. Doç. Dr. Yeşim Albayrak KURU06LU / Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Nişantaşı Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Öğretim Üyesi

“Ust düzey kadın yönetici sayısı yüzde 9”

Spor bugün başlı başına bir sektör olarak kabul edilmesine rağmen kadınlar bu sektörde yönetici pozisyonunda seyrek olarak yer bulabiliyor. Türkiye’deki kadın spor yöneticileri hakkında nicel bilimsel bir çalışma yapılmak istense, sayı yetersizliğinden muhtemelen yarım kalacaktır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülkemizdeki tüm üst düzey kadın yöneticileri oranının yüzde 9 civarı olduğu bilindiğinde, spor sektörü içindeki kadın yönetici sayısının ne kadar az olabileceğini tahmin etmek zor değil. Şu anda üst düzey kadın spor yöneticisi olarak Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Genel Sekreteri Neşe Gündoğan’ı örnek verebilirim.

Spor hem dünyada, hem ülkemizde ‘erkek egemen’ izlenimi veriyor olsa da, ulusal ve uluslararası spor federasyonları içinde başkanlık yapan, yönetim kurulları içinde yer alan kadınları görüyoruz. İş ve özel yaşamı arasında denge kurabilmiş kadınlar, sporda yönetici olarak görev yaptığı süre içinde erkeklerle uyumlu çalışabiliyor.

Ülkemizde kadınları spor yöneticisi olarak daha sık görebilmemiz için, cinsiyeti ön plana koymaktan ziyade, herkesin kendi yeteneği dahilinde spora katılımını teşvik edici bir kültürü milletçe kabul etmemiz lazım.

Semra ESER / Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu (TBHF) Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Öğretim Üyesi

“Sporun toplum geneline yayılması gerekiyor”

Federasyondaki görevimi dört yıldır aktif olarak sürdürüyorum. Ayrıca Narmanspor Kulübü’nde yedi yıldır faaliyet gösterirken, 18 Mart Spor Kulübü’nün kurucu üyeliğini ve üç yıldır da yönetim kurulu üyeliğini yürütüyorum. Beş yıl önce Narmanspor Kulübü’nde buz hokeyi branşını açarak kadın takımımızı kurduk ve aynı yıl Kadınlar Ligi’nde Türkiye üçüncüsü olduk.

Önceliğimiz her zaman kız çocuklarını spora teşvik etmek ve onlara spor ahlakını kazandırabilmek oldu. Kadın buz hokeyi takımımız, kuruluşunun ikinci yılında, Türkiye İkincisi, üçüncü yılında Türkiye birincisi olarak, Erzurumlu kız çocuklarının buz sporlarına olan yeteneğini herkese gösterdi.

Gelecek yıllarda TBHF’de başkan olarak bir kadının seçilmesi bizi çok mutlu eder. Kadın yöneticilerinin artması için sporun toplum geneline yayılması ve bütün çocukların spor yapmalarının sağlanması gerekiyor. Kadın sporcu sayısı çoğaldıkça kadınların spor yönetiminde yer almaları mümkün olacaktır.

AYŞEGÜL KÜÇÜKKURT




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.