Tarımsal üretim miktarı ve kalitesini artırmak

Tarımsal üretim miktarı ve kalitesini artırmak

11. Kalkınma Planı’nda öncelikli gelişme alanı olarak belirlenen tarım sektörü, stratejik sektörlerin başında geliyor. Gıda güvenliği sağlanmasının yanı sıra turizmden sanayiye, ticari hayattan ekonomiye birçok alanı besleyen tarım sektörünün, değişen doğa ve pazar koşullarına ayak uydurması, rekabet gücünü artırması için yeni çeşitlerin geliştirilmesi hayati önem taşıyor. Tarımda “ürün çeşitliliği ve markalaşma” ile “uluslararası rekabet edebilirliğin artırılması” Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önemli hedefleri arasında yer alıyor. 1991’de tarımsal üretim miktarı ve kalitesini artırmak, yeni çeşit, ırk ve teknoloji geliştirmek, genetik kaynakları korumak ve sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla kurulan Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM), bu anlamda büyük sorumluluk üstleniyor. 4 Temmuz 2019 itibarıyla TAGEM’e bağlı Araştırma Enstitülerince gerçekleştirilen milli çeşit listesinde Türkiye’nin tescilli ilk yerli çekirdeksiz limonundan ilk yerli karanfiline, yerli patatesten muza kadar bin 539 çeşit bulunuyor. Milli çeşitleri tescil ederek üreticinin hizmetine sunan Araştırma Enstitülerinde hemen hemen bütün meyve türlerinde yeni çeşitlerin ıslah edilmesi konusunda projeler yürütülüyor. Tarımsal üretime kaliteli ve verimli tohumlar geliştiren TAGEM’de Ar-Ge ve yeni tarım teknolojilerinin sektöre kazandırılması çalışmalarını da sürdürüyor.

YILDA BİN 500 PROJE YÜRÜTÜLÜYOR

TAGEM, 35 ilde Türkiye’nin tamamını temsil eden farklı ekolojik kuşaklar altında kurulmuş olan milli botanik bahçesi dahil 48 araştırma enstitüsü, bu enstitülerde 6 bin 336 çahşanı, 200 bin dekar arazisi, 284 adet laboratuvarı, 24’ü tamamlanmış olan 41 ileri Ar-Ge Merkezi ve yaklaşık 408 milyon TL Ar-Ge bütçesi ile güçlü bir altyapıya sahip Türkiye’nin en büyük araştırma organizasyonu. Bünyesindeki 6 bin 336 personelin 18’i doçent, 485’i doktora ve bin 290’ı yüksek lisans diplomalı. Toplam 2 bin 248’i araştırmacının çalıştığı TAGEM, akademik gelişmeye açık, yabancı dile hakim araştırmacı yapısı ile ulusal ve uluslararası kapsamda araştırma projeleri yürütme kapasitesinde. TAGEM araştırmacıları tarafından yılda yaklaşık bin 500 proje yürütülüyor. Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği korumak, tasnif etmek, kaybolmalarmı engellemek amacıyla kurum bünyesinde kurulmuş olan tohum, hayvan, mikroorganizma, açık alanda ağaçlara ve bazı diğer bitkilere ait arazi gen bankaları olmak üzere toplam 34 gen bankası bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre, bu gen bankalarında 4 bin türe ait örnek muhafaza ediliyor. 2010’da faaliyete başlayan Türkiye Tohum Gen Bankası, 250 bin örnek saklama kapasitesiyle dünyanın sayılı gen bankalarından. Genetik kaynakların kayıt altına alınarak korunması kapsamında, İzmir ve Ankara’daki gen bankalarında yaklaşık 121 bin materyal muhafaza ediliyor. 10 bine yakın meyve ve asma gen kaynağı, 100 bin civarında yumrulu ve soğanlı bitki korunuyor. İki enstitüde 88 bin hayvan gen kaynağı muhafaza ediliyor.

BİN 539 ÇEŞİT TARIM ÜRÜNÜ

TAGEM’de Ar-Ge ve yeni tarım teknolojilerinin sektöre kazandırılmasının yanı sıra, tarımsal üretime kaliteli ve verimli tohumlar geliştiriliyor. Bu kapsamda ekmeklik buğday üretiminde kullanılan tohumlukların yüzde 70’i, makarnalık buğday üretiminde kullanılan tohumlukların yüzde 98’i, çeltiğin yüzde 95’i, nohutun yüzde 98’i, mercimeğin ve kuru fasulyenin yüzde 100’ü TAGEM’in geliştirdiği tohumlukla arasında yer alıyor. Tarımsal üretim miktarı ve kalitesinin artırılması amacıyla kurumun araştırma enstitülerinde yeni çeşit ve yöntemler geliştirilerek üreticilere sunuluyor. 4 Temmuz 2019 itibarıyla araştırma enstitülerince gerçekleştirilen milli çeşit listesinde bin 539 çeşit bulunuyor. Bu çeşitlerin 549’unu meyve, 242’sini sebze çeşitleri oluşturuyor. Milli çeşit listesinde 213 serin iklim tahılları, 82 sıcak iklim tahılları, 168 endüstri bitkisi bulunuyor. Milli çeşitler arasında 275’i ihale edilirken, TAGEM’e bağlı Araştırma Enstitüleri’nde hemen hemen bütün meyve türlerinde yeni çeşitlerin ıslah edilmesi konusunda projeler yürütülüyor. Birçok çeşit tescil ettirilerek üreticinin hizmetine sunuluyor.

İLK ÇEŞİTLER ÇEKİRDEKSİZ LİMON

Yeni tescil edilmiş çeşitlerden “Alata, Gülşen ve Uzun” isimli üç adet çekirdeksiz limon çeşidi Türkiye’de mutasyon ıslahıyla geliştirilerek tescil edilen ilk çeşitler, yurtiçi üretim ve pazarlama hakları özel sektöre devredilmiş bulunuyor. Ayrıca çeşitleri, uluslararası piyasada ilgi görmüş ve yurtdışı üretim ve pazarlama hakları için görüşmeler devam ediyor. Enstitüsü tarafından iki yeni muz çeşidi Alata Azman ve Grand Cavendish geliştirilmiş olup, üretim ve pazarlama hakkı özel sektöre devredilmiş bulunuyor.

Türkiye’nin yaş meyve ihracatında en önemli türlerinden olan kirazda yapılan ıslah çalışmaları sonucu Burak kiraz çeşidi Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü adına tescil edilerek çeşidin üretim hakları özel sektöre devredildi.

Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından Tczeren 35, Efenar 35, Doktor Ercan 35 nar çeşitleri ve Altın 35 ayva çeşidi Enstitüsü adına tescil edilerek çeşidin üretim hakları özel sektöre devredildi. Türkiye’de tescil ettirilen üzüm çeşitlerinin (yüzde 74) bağcılık konusunda çalışan araştırma enstitülerine ait. Son üç yılda melezleme ıslahı yoluyla geliştirilen 14 adet sofralık yeni üzüm çeşidi (Gönülçelen, Cengizbey, Emirali, Gümil, Kebeli, özer Beyazı, Süleymanpaşa Beyazı, Spil Karası, Manisa Pembesi, Lidya, Mesir, Ece, Efem ve Beyra) 2016’da tescil ettirildi. Emirali, Gümil ve Özer Beyazı çeşitlerinin oldukça geç dönemde olgunlaşmaları ve muhafazaya uygun olmaları üzüm yetiştiriciliği açısından önem arz ediyor. Gönülçelen çeşidi çekirdeksizlik, gevrek meyve eti, misket aroması, cazip kabuk rengi gibi sofralık açıdan üstün özelliklere sahip olup, yüksek verimli bir çeşit. Cengizbey çeşidi, üzüm piyasasmda çok fazla görülmeyen siyah-çekirdeksiz özelliği ve verimli oluşu ile ön plana çıkıyor. Kebeli ve Süleymanpaşa Beyazı çeşitleri ise çekirdeksiz ve yüksek verimli olmaları ile üzüm üreticileri açısından iyi birer alternatif oluşturuyor. “Efem” ve “Beyra” üzüm çeşitleri uluslararası sofralık üzüm piyasasmm talep ettiği irilikte ve orta mevsim yetiştiriciliği yapılan çeşitlerden daha kaliteli olmaları ile sofralık üzüm ihracatını artırmada iddialı olduğumuz çeşitler arasında yer alıyor.

KIŞLIKTA YERLİLİK ARTACAK

Sebze ıslahı konusunda yapılan çalışmalar sonucunda özellikle yazlık sebze ıslahında Türkiye’de bir dönüm noktası olan “Türkiye Fİ Hibrit Sebze Çeşit ve Nitelikli Hat Geliştirme Projesi” ile araştırma enstitüleri, üniversiteler ve özel sektör işbirliği kapsamında domates, biber, patlıcan, hıyar, karpuz, kavun, kabak ve lahana türlerinde toplamda 320 nitelikli hat ve 42 çeşit geliştirildi. Bugüne kadar 212 hat ve 31 çeşit özel sektöre devredildi. Kışlık sebze tohumculuğunda ise yerlilik oranını artırmak için 2018 Aralık’ta başlayan TÜBÎTAK1007 destekli “Kışlık Sebze Yetiştiriciliğinde Hat ve Çeşit Geliştirme” projesine Bakanlık önem veriyor. Proje ile kışlık sebze türlerinden Türkiye’nin üretiminde ilk 10 sebze türü içinde yer alan ve yetiştiriciliğinde yabancı
kökenli hibritlerin yoğun olarak kullanıldığı soğan, havuç, marul, kırmızı baş lahana ve brokolide gen havuzlarının genişletilmesi ve amaca uygun yeni hat veya çeşitler geliştirilerek kışlık sebze tohumluğunda yerli hibrit tohum kullanım oranının yüzde 30’lara çıkarılması hedefleniyor.

Süs bitkilerinde yapılan Ar-Ge çalışmaları sonucunda Türkiye zengin gen kaynaklarından yararlanılarak doğal geofitleri koruma altına alındı ve lale, ters lale, şakayık, iris, zambak ve karanfilde ilk yerli süs bitkisi çeşitleri geliştirildi. İlk yerli karanfil türü “Likya Kaya” adıyla 2018’de tescil edilmiş olup, 2019 Nisan’da üretim hakkı özel sektöre devredildi.

X BÖLGELERE UYGUN ÇEŞİTLER

Milli çeşitlerin geliştirilmesi kadar, doğru çeşidin doğru yere tavsiye edilmesi de büyük önem taşıyor. Türkiye coğrafi konumu itibarıyla farklı ekolojik özelliklere sahip bölgelerden oluşuyor. Kurak olan Konya ovası ve civarı, yüksek yağış alan Karadeniz Bölgesi, yazlık ekim yapılan Doğu Akdeniz, Ege ve hem yazlık hem kışlık ekim yapılabilen geçit bölgeler mevcut. TAGEM Araştırma Enstitüleri tarafından bu bölgelere uygun yüksek verimli ve kaliteli çeşitler geliştiriliyor. Bir diğer ıslahçılar geliştireceği çeşidin sektörün talebini karşılayacak özelliklere sahip olmasına da dikkat ediyor. Örneğin, buğdayda çeşit geliştiriyorsa ekmeklik mi, makarnalık mı, bisküvilik mi, irmiklik mi bitkinin kullanım alanına göre çeşit geliştiriyor. Ayrıca kullanım alanı ve yetiştirileceği bölgelere göre hastalıklara dayanıklı olması çeşidin en önemli özelliklerinden biri. Tüm bu şartlara göre ıslahçılar çeşit geliştirme çalışmalarını yürütüyor.

“ÇİFTÇİ VERİMLİ TOHUMDAN KAÇINMAZ”

Küresel iklim değişikliklerinin tarımsal üretimi etkilediğini ve etkilemeye devam edeceğini vurgulayan Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, “Tarım alanları her geçen gün daralıyor. Tarımsal girdi maliyetlerindeki artışlar çiftçiyi zorluyor, işte böyle bir ortamda verimli ve kaliteli çeşitlerin artırılması çok önemli. Geliştirilen yeni çeşit ve yöntemlerin üreticilere sunulması, kullanımının yaygınlaştırılması gerekiyor” dedi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporunda 2050’ye kadar dünya nüfusunun yaklaşık 10 milyar insana ulaşmasının beklendiğinin ifade edildiğini söyleyen Kiraz, şunları kaydetti: “Raporda ekonomik büyümenin makul seviyede gerçekleştiği bir senaryoda bu nüfus artışının tarımsal üretime talebi yüzde 50 civarında arttıracağına dikkat çekiliyor. O nedenle sınırlı kaynakları işleterek, verimli ve kaliteli tohum geliştirerek, önümüzdeki 30 yıllık dönemi iyi değerlendirmeliyiz. Bu konuda bitki ıslah çalışmaları büylik önem taşıyor. Çiftçi açısından söylüyorum; çiftçi verim alacağı tohumdan kaçınmaz. Çiftçiye yeni geliştirilen çeşitler ve yöntemler doğru anlatılmalı. TAGEM’in, üniversitelerin geliştirildiği tohum çeşitlerinin duyurulması ve çiftçinin ikna edilmesi gerekiyor. Tarla günleri düzenlenerek çiftçiye ulaşılabilir. Ayrıca ge-,<“”lîştirilen yeni çeşit sayısının artırılması, bu çeşitlerin çoğaltılarak üreticiye hızlıca ulaştırılması konusunda yeni destek mekanizmaları devreye girmeli.”

ÖZEL TEŞVİK TALEBİ

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRK-TOB) Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Akcan, yerli ve verimli tohum için Ar-Gc’ye destek verilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayarak, tarımsal desteklerin toplamı üzerinden belli bir dilimin Ar-Ge faaliyetlerinde bulunan özel sektör ve kamu araştırmacı kuruluşlarının özellikle yerli ıslah çalışmalarına kaynak olarak aktarılması gerektiğini kaydetti. Özel şirketlerin bitki ıslahı ve çeşit geliştirme konusunda Ar-Ge altyapısı kurmaları hususunda kamu desteği sağlanması gerektiğini belirten Akcan, Türkiye’deki ıslahçı-araştırmacı kuruluşların bölgede ve dünyada daha rekabetçi imkânlara kavuşabilmeleri için hayata geçirilmesi gereken diğer unsurları şöyle sıraladı: “TTJRKTOB alt birliklerinden biri olan Bitki Islahçıları Alt Birliğince (Bİ-SAB) düzenlenen bitki ıslahçısı eğitimlerinin daha kurumsal bir yapıda yürütülmesi amacıyla Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) ve BİSAB tarafından hazırlanacak bir proje kapsamında ulusal ve uluslararası hizmet verebilecek bir merkez kurulmalı. BİSAB’a üye özel sektör tarımsal araştırma kuruluşları ile TAGEM’e bağlı araştırma kuruluşları arasında yürütülecek işbirliği projeleri artırılarak desteklenmeli. Uluslararası araştırma enstitüleri ile gerek eğitim ve gerekse yerli özel sektör araştırma kuruluşlarına materyal temini konularında iş birliği yapılmalı. Milli Ar-Ge çalışmaları sonucu geliştirilen yeni yerli çeşitlerin çiftçiler tarafından kullanıminin sağlanması için ayrı bir teşvik sistemi kurulmalı.”

HAK KAYBINA DİKKAT

TAGEM, geliştirdiği tescilli yeni çeşitlerin tohumluk üretim ve pazarlama haklarını satıyor. Bu zamana kadar geliştirilen bin 539 milli çeşitten 275’inin ihalesi gerçekleştirildi. Son olarak Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü adına tescilli Nusrat, Adalı, Halis, Acar, Altuğ ve Kaynarca ekmeklik çeşitlerinin tohumluk üretim ve pazarlama haklarının her çeşit için ayrı ve birbirinden bağımsız olmak üzere araştırma katkı payı ve/veya ıslahçı hakkı bedeli yüzde oranı karşılığında açık teklif usulü üe satışı gerçekleştirilecek. Söz konusu ihale Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından yapılacak.

Bakanlıktan alman bilgiye göre tohumluk üretim ve pazarlama haklarının satıldığı çeşitlerin satış sözleşmelerinde, “Yüklenici (firma) sözleşme süresi içerisinde mücbir sebepler dışında iki yıl üst üste tohumluk üretmediği takdirde çeşit üzerindeki haklarını kaybediyor. Üretim yapılmayan bu yıllara isabet edecek tohumluk miktarı için tohumluk rayiç bedeli üzerinden enstitüye ıslahçı hakkı bedeli öder” şeklinde hükümler bulunuyor. Ayrıca çeşitlerin satış sözleşmelerinde sözleşme süresi içerisinde asgari miktarda üretmesi gereken tohumluk miktarını üretme zorunluluğu da bulunuyor.

AR-GE’YE 67.4 MİLYON TL DESTEK

TAGEM, AB, FAO ve diğer uluslararası kuruluşlarla sürekli işbirliği halinde bulunuyor. Tarım Bakanlığından yapılan açıklamada TAGEM’in Avrupa Birliği projelerinden de en çok istifade eden ve bu kapasiteye sahip olan Türkiye’deki tek kurum olduğu vurgulanarak, TÜBİTAK’tan da en çok proje alan kurum olduğuna dikkat çekildi. Açıklamaya göre TAGEM bugüne kadar uluslararası projeler kapsamında 36 adet Horizon 2020 projesi, IPA Programları kapsamında beş adet bölgesel kalkınma projesi, FAO destekli 22 proje, CGIAR Enstitüleri (İCARDA, CIMMYT, IRRI ve IFPRI) ile yürütülen projeler, ikili işbirlikleri kapsamında KKTC ile 26 proje, AB, Orta Asya, Kuzey Afrika, Balkan Ülkeleri İslam İşbirliği Teşkilatı ve JICA Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı ile proje yürüttü. Ulusal projeler kapsamında ise, yatırım bütçeleri dahilinde 14 ana proje altında yaklaşık bin 600 alt proje, TÜBİTAK’la 160, TAEK işbirliği ile 27, BOREN ile dokuz, TKİ ile dokuz ve TİKA işbirliği ile farklı ülkelerde çok sayıda proje ve eğitim çalışması devam ediyor. TAGEM altyapı imkanları sayesinde, Ar-Ge yapan, yöneten ve destekleyen bir kurum durumunda. Bu kapsamda 2007’den itibaren, özel sektör ve üniversite işbirliği ile yürütülen 420 özel sektör ve üniversite Ar-Ge projesine toplam 67.4 milyon TL destek verdi.

Geliştirilen En Yeni Çeşitler

Tarımsal üretim miktarı ve kalitesinin artırılması amacıyla TAGEM Araştırma Enstitülerinde yeni çeşit ve yöntemler geliştirilmesi çerçevesinde yürütülen çalışmaların bazıları şöyle:

BİTKİSEL ÜRETİM ARAŞTIRMALARI

  • Tohumculukta bugüne kadar tescil edilen çeşitlerin yüzde 31’i olan 940 adet ürün Bakanlığa bağlı araştırma enstitülerde geliştirildi.
  • Sebzecilikte, 2004’te başlatılan “Türkiye Fİ Hibrit Sebze Çeşitlerinin Geliştirilmesi ve Tohumluk Üretiminde Kamu-Özel Sektör İşbirliği Projesi” ile yerli hibrit sebze çeşitlerinin kullanım oranı son 14 yılda yüzde 10’dan yüzde 60’a çıkarıldı.
  • Türkiye’de İlk defa sekiz adet yerli patates çeşidi geliştirildi, tescil edildi ve ticari kullanıma sunuldu.
  • Son 10 yılda 88 meyve çeşidi, 84 üzüm çeşidi tescil ettirilerek üretime sunuldu.
  • Bahçe bitkilerinde tescil edilen çeşitlerin meyvecilikte yüzde 49’u, bağcılıkta yüzde 74’ü, sebzecilikte yüzde 4’ü, tarla bitkilerinde yüzde 25’i TAGEM’e ait.
  • İnsan gıdası olarak diyet amaçlı kavuzsuz arpa üretimi başarıldı ve tescil ettirildi.

HAYVANSAL ÜRETİM ARAŞTIRMALARI





  • Et tavukçuluğunda bir adet damızlık hat geliştirildi ve tescile sunuldu.
  • Yumurta tavukçuluğunda dört adet damızlık hat geliştirildi ve üç tanesi tescil ettirildi.
  • Süt veriminde bir laktasyonda yüzde 32 artış sağlandı.
  • Sütten kesim ağırlığında yüzde 15 canlı ağırlık artışı sağlandı ve kasaplık çağ bir ay öne çekildi.
  • İkizlik oranında ortalama yüzde 20 artış sağlandı.
  • Ülkemizde ilk olan yerli etçi tavuk “Anadolu T” isimli damızlık hat geliştirildi.
  • Su ürünlerinde yetiştiricilik sektörüne yeni türler kazandırıldı [Karadeniz Alabalığı, Kalkan vb.) ve Türkiye’de ilk defa su ürünlerinde yedi tür tescil edildi.
  • Şap hastalığına karşı aşı üretim teknolojisi geliştirildi ve hastalığa karşı etkin bir mücadele sağlandı.
  • Yeni doğan buzağı, kuzu ve oğlaklar için kombine antiserum geliştirildi.
  • Yerli rulo balya silaj makinası geliştirildi ve faydalı model olarak tescil ettirildi.
  • “Halk Elinde Anadolu Mandasının Islahı Ülkesel Projesi” kapsamında mandacılığın geliştirmesine yönelik çalışmalar yürütüldü. Bu sayede son altı yılda ülkemizde manda sayısı yüzde 109 arttı.
  • 2004-2017 yıllarında, yedi büyükbaş, 29 koyun, altı keçi, beş kanatlı, üç ipekböceği, bir arı, bir tavşan, üç köpek, iki kedi ve beş güvercin olmak üzere evcil hayvan ırk, tip ve hibritlerinden 62 ırk tescil edildi.

Diğer Araştırmalar

  • Tarım makinaları ve teknolojileri Ar-Ge ve inovasyon projesi ilk defa başlatıldı.
  • Gıda güvenilirliğinin sağlanmasına yönelik yeni analiz yöntemleri geliştirilerek validasyonları sağlandı.
  • Türkiye’nin ilk ulusal gıda kompozisyon veri tabanı TürKomp oluşturularak, kullanıma sunuldu.
  • Tuz içermeyen ve tüketime hazır sofralık zeytin üretimi yapıldı ve patent başvurusunda bulunuldu.
  • Yem bitkileri ve baklagiller için azot ihtiyacını karşılayan yerel mikrobiyal gübre üretildi ve tescile sunuldu.
  • Başta toprak işlemesiz tarım teknolojisi olmak üzere koruyucu toprak işleme yöntemleri çiftçimize kazandırıldı.

“Tarımda ürün çeşitliliği ve markalaşma desteklenecek”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tarımın stratejik ve Türkiye için vazgeçilmez bir sektör olduğunu vurgulayarak, tarım sektörünün 2023’e kadar yıllık ortalama yüzde 3.1 oranında büyümesini hedeflediklerini açıkladı. Bakanlık olarak gıda güvenliğini sağlamasının yanı sıra turizmden sanayiye, ticari hayattan ekonomiye birçok alanı besleyen tarım sektörünü geçmişte olduğu gibi gelecekte de destekleyeceklerini belirten Pakdemirli, her zaman üreticilerin yanında olacaklarını kaydetti. Pakdemirli, tarımda gelinen noktayı daha ilerilere taşımak amacıyla Ekim ayında toplayacakları 3. Tarım Şurası’nda alınacak kararlar ile gerekse 2019-2023 yıllarını kapsayan ll’inci Kalkınma Planı kapsamında yapacakları çalışmalarla 2023 hedeflerine ulaşmayı arzu ettiklerini söyledi. Türkiye’nin tarımsal hasıla bakımından Avrupa’nın ve dünyanın en önemli ekonomilerinden biri haline geldiğini belirten Bakan Pakdemirli, “Uyguladığımız politikalar ve verdiğimiz desteklerle tarım sektörümüz, zaman zaman yaşanan kuraklık ve doğal afetlere rağmen son 16 yılın 12’sinde pozitif büyüme gösterdi. ‘fÜİkemizin tarımsal hasılası, son 16 yılda cari fiyatlarla yüzde 478 oranında artarak 213.4 milyar TL’ye yükseldi. Sektörde yaşanan büyüme ihracata da olumlu yansıdı. 2002’de 3.7 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2018’de 17.7 milyar dolara yükseldi. 2018’de tarım ve gıda ürünlerinde dış ticaret fazlamız 4.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2019’un tarım sektörü açısında verimli ve bereketli geçmesini bekliyoruz” dedi.

AR-GE’NİN ETKİNLİĞİ ARTIRILACAK

Bakan Pakdemirli, tarım sektöründe 2019-2023 dönemi için yapacaklara çalışmalara ilişkin olarak şu bilgileri verdi: “Tarımsal ürünlerle ilgili ürün çeşitliliği ve markalaşma ile uluslararası rekabet edebilirliğin artırılması desteklenecek. Tarımsal araştırma faaliyetlerinde kamu, üniversite, özel sektör ve sanayi kesimi arasındaki koordinasyon ve işbirliği geliştirilerek tarımsal Ar-Ge çalışmalarının etkinliği ve niteliği artırılacak. Hayvancılıkta sığırlarda üremeye bağlı kayıpları azaltacak ve damızlık materyal ihtiyacının yurtiçinden karşılanmasına destek sağlanacak. Ekonomik ömrünü tamamlamış ve verimliliği azalmış çay ve fındık gibi uzun ömürlü ve katma değeri yüksek bitkisel ürünlerin verimliliğini artırmak üzere ekim alanlarının yenilenmesi desteklenecek. Örtü altı yetiştiriciliğine yönelik modern seraların kurulmasının yanında mevcut seraların modernize edilmesi, büyütülmesi, paketleme tesisleri ve depo yapımı için yatırım ve işletme finansman desteği sağlanacak. Tarımda djjitalleşme, yapay zeka ve veriye dayalı iş modelleri geliştirilecek. Tarımsal destekler artırılacak, su kısıtını gözeten, üretimde kalite, çiftçi maliyet ve geliri, arz ve talep dengesi odaklı dinamik bir yapı oluşturulacak. Tarım arazilerinin korunması, etkin kullanımı ve yönetimini sağlayacak adımlar atılacak. Atıl arazileri tarımsal üretime kazandırmak için arazi bankacılığı sisteminin kurulmasına yönelik düzenlemeler yapılacak, sözleşmeli üretim özendirilecek. Tarım arazilerinin miras ve satış yolu ile bölünmesi önlenecek, mirasçılara arazi ediniminde finansal destek sağlanacak.”

ÜRÜN MUHAFAZA DESTEKLERİ

“Arazi toplulaştırma çalışmaları sulama yatırımları ile entegre bir şekilde yürütülecek. 2023’e kadar 2 milyon hektar alan sulamaya açılacak. Kenevir başta olmak üzere lifli bitkilerin endüstriyel kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla düzenlemeler yapılacak.

Küçük aile işletmelerinin büyükbaş hayvancılıkta 10, küçükbaş hayvancılıkta 300 hayvan kapasitesine ulaştırılması için barınakların modernizasyonu ve genişletilmesi, hayvan, alet ve ekipman alımı desteklenecek. Tarımsal ürünlerde soğuk zincirin tesisine yönelik lojistik altyapı iyileştirilecek.

Gıda kayıp ve israfının önlenmesi için tüketici bilinci artırılacak. Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaştırılması amacıyla ürün muhafaza ve analiz destekleri artırılacak. Yeni potansiyel su ürünleri yetiştiricilik alanları belirlenerek girişimcilerin kullanımına açılacak, çeşitli devlet destekleri ile üretim teşvik edilecek.”

Ziraat Mühendisi İsmail DÜZENCİ / Ata Fidancılık Sanayi. Ticaret Yöneticisi
“Avrupa’ya ayva yedirebileceğiz”

Yumuşak, sulu bir ayva çeşidi olan ‘Altın 35’in üretim ve pazarlama hakkını Ata Fidancılık’ın da ortağı olduğu Bona Fidan aldı. Altın 35, Menemen Araştırma Enstitüsü’nün yaptığı ayva ıslah çalışmaları sonrasında ortaya çıkan birçok ayva çeşidinden biri. Tescili yapılmış. Diğer çeşitlere göre yüzde 40 daha verimli tür, yarı bodur ağaç formunda. Sık dikmeye elverişli. 20 gün daha erken hasadı olabiliyor. Piyasadaki ayvalardan yemek kalitesi ve tat olarak da ayrışıyor. Görüntü olarak elma tipinde. Çok yumuşak ve sulu. Öyle ki kuru olması ve boğaz alması nedeniyle ayva tüketmeyen Avrupa’ya dahi Altın 35 ile ayva yedirebileceğiz. Şu ana kadar 800 fidan ürettik.

İlk fidan satışlarımızı bu yıl aralık ayında yapacağız. 8 bin fidanımız satışta olacak. Menemen Araştırma Enstitüsü, Selçuk’ta örnek bir bahçe kurmuş. Bu sene hasatta bahçeden çıkacak ürün önemli. Bu ürünü tüccar ilk kez eline alacak, ilk kez tüketiciye ulaşacak. Olumlu sonuçlar gelirse, 8 bin fidanı satmakta zorlanmayız. Fide fiyatının aşağı yukarı 15 TL olmasını bekliyoruz.

Savaş AKCAN / Türkiye Tohumcular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
“Çeşit ıslahında önemli başarılar gösterildi”

Bitkilerin genetik yapılarındaki ve doğal yayılışlarındaki varyasyonlardan yararlanılarak kalıtım yoluyla istenilen özelliklere sahip yeni çeşitler elde edilmesi olarak tanımlanan bitki ıslahı, insanoğlunun en temel ihtiyacı olan gıda teminine yönelik olduğu için yüzyıllardır en çok uğraş verilen bilim alanlarının başında geliyor. Ülkemizde 1930’lu yıllarda başlayan bitki ıslahı çalışmaları neticesinde tarla bitkilerinden sebze ve meyveye kadar pek çok alanda farklı bitki türlerinde biyoteknolojik yöntemlerin de kullanıldığı ıslah çalışmaları yürütülüyor.

Ülkemiz ıslahçıları tarafından geliştirilen buğday ve arpa çeşitlerinin üretimdeki oranı yüzde 95, çeltik (pirinç), nohut ve mercimekte yüzde 100, serada yetişen sivri biber, badem ve hıyarda yüzde 85, sera domatesinde yüzde 35, tarlada yetişen domateste yüzde 50, patlıcanda yüzde 55, hıyarda yüzde 100 olup hali hazırda ülkemiz bitki ıslahçıları tarafından geliştirilen pek çok çeşitli dünyanın pek çok bölgesine ihraç ediliyor. Sektörümüzdeki en eski araştırma şirketinin dahi henüz 50 yılını doldurmamış olmasına rağmen, çeşit ıslahında gösterilen başarılar son derece önemli.

Cevdet ÇEKOK / Çekok Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
“Yeni kivi ve elma çeşidi geliştiriyoruz”

Tarımda, meyvecilikte değişen doğa ve pazar koşullarına ayak uydurmak, rekabet gücünü artırmak için yeni çeşitler çok önemli. Geçmiş yıllarda özellikle meyvecilikte çeşitler 10-15 senede bir değişiyordu. Uluslararası piyasada rekabetin artmasıyla bu süre kısaldı. Tüketici alışkanlıkları çok çabuk değişti. Bu nedenle son yıllarda yeni çeşit üretmek sizi rekabette bir adım öne çıkarıyor. İklim koşullarında değişiklik yaşanıyor. Böyle bir ortamda değişen iklim koşullarına uygun çeşitler kullanmak verimliliği daha y fazla artırıyor. Şirket olarak dünyadaki bu yenilikleri, gelişmeleri takip ediyoruz. Kendi çiftliklerimizde yeni çıkan bu ürünleri deniyoruz. Örneğin İtalya’daki bir üniversite ile bölgemizde yetişebilecek ürünler hakkında bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Onların önereceği ürünleri getirip çiftliğimizde yetiştirmeye çalışıyoruz. Şu anda kivi ve elma ile ilgili yeni çeşitleri deniyoruz.

Veteriner Dr. Ahmet YÜCESAN / Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (ETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı
“Verimli kombine ırklar yetiştirilmeli”

Türkiye’de yapılan hayvancılık modelini ikiye ayırmakta fayda var. İlki geleneksel yapıda, bilimsel değeri olmayan, sadece aileden gelme yöntemlerle yapılan hayvancılık modeli. İkincisi ise dünya ülkelerinde yapılan hayvancılık uygulamalarının Türkiye’ye ‘kopyala yapıştır’ şeklinde getirilerek uygulanması. O modeller başka coğrafyaların kendine özgü geliştirdiği örnekler olduğu için maalesef Türkiye’nin iklimiyle, toprağıyla, coğrafyasıyla uyuşmuyor. Adaptasyon sağlanamadığı için istenen verim ve kalite sağlanamıyor. Onun için Türkiye’ye özgü hayvancılık modelinin yaygınlaştırılması, genetik kaynakların geliştirilmesi için çalışmaya ihtiyaç var. Böyle bir çalışmanın hayvancılığın, kırmızı et ve süt üretiminin geliştirilmesine katkısı olur. Örneğin Türkiye’de şu anda ağırlıklı olarak süt hayvancılığı yapılıyor. Doğal sonuç olarak Türkiye’de ihtiyacın yüzde 15 üzerinde süt üretimi gerçekleştiriliyor. Mevcut hayvan yapısı süt üretimine uygun olduğu için her sene yüzde 25-30 kırmızı et açığımız oluyor. Son 10 yıldan bu yana ithalatla açığımızı kapatıyoruz.

İşte yapılacak genetik çalışma burada devreye girecek. Türkiye’nin ihtiyacı olan büyükbaş hayvanlar, ülkenin coğrafyasına, iklimine uygun kombine verimli ırklar. Böyle bir çalışma yapılması hayvancılığımız açısından çok faydalı olur.

Ömer GÜNDEŞLİOĞLU / Turkish Flovver Group (TFG) Yönetim Kurulu Üyesi
“İlk tescilli karanfil 2020’de satılacak”

Çiçekçiler Birliği Dış Ticaret A.Ş. Antalya’da kuruldu. 1997’de Sektörel Dış Ticaret Şirketi-SDŞ unvanını alan şirketimizin üyeleri çiçek yetiştiricisi ve ihracatçısı şirketler. Üretimden, paketlemeye, serfıkasyondan, sevkiyata uluslararası mezat standartlarını benimsemiş olan şirketimiz; ülkemiz kesme çiçek sektörünün uluslararası alanda tanınırlığını arttırmak ve marka değeri kazandırmak adına “TFG-Turkish Flower Group” markası ile faaliyetlerini yürütüyor. Avrupa’ya 143’üncü sevkiyatımızı yaptık. Hollanda-Royal FloraHolland ve Almanya-Veiling Rhein-Maas mezatları ile anlaşmalı üretim yapıyoruz. Bu ülkeler dışında ürettiğimiz kalemleri Katar’dan Ispanya’ya, Rusya’dan İngiltere’ye kadar geniş bir coğrafyaya ihraç ediyoruz. Türk kesme çiçek sektörünün uluslararası alanda isim yapmış ürünü olan karanfilin yanı sıra uluslararası pazarda talep gören 18 tür 62 çeşit ürün, firmalarımız tarafından üretiliyor. Ülkemizde kesme çiçek sektöründeki önemli sorunlardan biri, üretim materyali temininde dışa bağımlı oluşumuzdur. Bu nedenle, her yıl oldukça yüksek ıslahçı hakkı ödenerek, yurtdışından anaç-fide-çelik halinde bitki ithal ediliyor.

Sektörde yaşanan bu olumsuzluk, bitkisel materyal üretimine yönelik yeni tekniklerin benimsenmesini ve çeşit geliştirmeye yönelik ıslah çalışmalarını zorunlu kılıyor. Bu sebeple Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından teşviklerimizle geliştirilip tescili alınmış olan “Likya Kaya” karanfil çeşidinin üretim hakkını da TFG olarak aldık. Türkiye’nin ilk tescilli karanfilinin deneme üretimini başlattık. 2020 yılında ticaretine başlamayı hedefliyoruz.

Hüseyin YILMAZ / Türkiye Damızlık Manda Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı
“Manda ıslah çalışmalarıyla süt ve et verimi arttı”

Manda ıslahına yönelik projeler sayesinde manda varlığımız artmaya başladı. 1980’li yıllarda 1 milyon baş düzeyinde olan Türkiye’nin manda varlığı, yıllar itibarıyla gerileyerek 2012’de 80 bin başa kadar inmişti. Manda ıslah projeleriyle bugün manda hayvan varlığı 200 bin başa yükseldi. Hedefimiz ilk etapta 1 milyon baş hayvan varlığını yakalamak. ‘Halk Elinde Anadolu Mandasının Islahı Ülkesel Projesi’ kapsamında mandacılığın geliştirmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Proje ikinci beş yıla girdi. Ayrıca Hayvancılık Genel Müdürlüğü ile yaptığımız ‘Manda Islah Sistemi Soy Kütüğü Projesi” çalışmamız var. Daha önce manda yetiştiriciliğinin yapıldığı bilinen 2-3 il varken, bu projeler çerçevesinde bizim birliklerimiz aracılığıyla 45 ile kadar yükseldi. Şu anda mevcut olan üretimimize büyük talep var. Ürünümüz yok satılıyor. Manda ıslah çalışmaları sonrasında hem hayvan varlığı artarken süt ve et verimi de artış gösterdi. Süt ve et üretiminde yüzde 30-35 oranında artıştan söz edebiliriz.

Hazım Ferhat ERŞAHİN / Erşahin Fidancılık Tarım İşletmesi Yöneticisi
“İlk tescilli yerli çekirdeksiz limon 2020’de üretilecek”

Türkiye’nin ilk tescilli çekirdeksiz yerli limonu olan ‘Alata, Gülşen ve Uzun’un yurtiçi üretim ve pazarlama hakkını iki yıl önce aldık. Şu an Mersin Davuttepe’de 300 metrekarelik alana bu cinslerin virüsten ari bir şekilde damızlık seralarını kurduk.

İlk damızlık aşaması bitti. Eylül’de ilk aşılar vurulacak. İlk üretim 2020’de başlayacak. İlk satışları 2020 Eylül’de iki yerli üreticiye yapacağız. Bir müşterimize 2 bin 200, diğerine bin 500 fide satacağız. Çekirdeksiz limonda üretim ve pazarlama hakkının yurtdışına verilmesini istemiyoruz, biz üretelim onlara satalım istiyoruz. Ağırlıklı Uzun ve Gülşen üzerinde çalışacağız. Uzun çeşidi, piyasanın en kalın kabuklu küt dikeni olacak. Bu da limonun raf ömrünü uzatacak. Gülşen çeşidi birim meyve ağırlığı diğer cinslerden daha fazla. Biz bu güz, 10 bini Gülşen, 10 bini Uzun olmak üzere 20 bin fideye aşı vuracağız. Ondan sonra talebe göre üretimi artıracağız. Bilhassa Avrupa’dan çok talep olacağına inanıyoruz. Çekirdeksiz limon fideleri için ilk çıkış fiyatımız 15 TL olacak.

600 dönüm bahçemiz var. Kendi çekirdeksiz limonlarımızı da üreteceğiz. İsrail menşeli çekirdeksiz limon bahçemiz de var. Narenciye çeşitlerini üretiyoruz. Şimdi tropikale de geçiyoruz. Avokado anaçları yetiştiriyorum. İnşallah 2020’de avokado fidanı üretip satacağız.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir