Kapat !
Anasayfa » Sağlık » Diyet » Vücudun beslenme ritmini tutturan, obeziteyi yener!

Vücudun beslenme ritmini tutturan, obeziteyi yener!



Vücudun beslenme ritmini tutturan, obeziteyi yener!

Vücudumuz günlük enerji gereksinimini gün içinde öğünlerde yediği yemekler ile almak zorunda. Bu nedenle açlık hissi yaratarak kişinin yemek yemesini sağlamaya çalışıyor. Bu açlık hissindeki artış veya azalış, günlük enerji ihtiyacının karşılanması ile orantılıdır. Vücut günlük enerji ihtiyacının karşılanıp karşılanmadığını, ancak sindirim işlemi bittikten sonra anlayabilir. Yani sindirim işlemi sonlandığında, aldığı kalori miktarının ve cinsinin yetip yetmediğine karar verebilir. Ne kadar yememiz gerektiğine karar verirken, yani acıkırken, vücut son yediği öğünlerdeki ortalama kalori miktarına göre hareket ediyor. Siz son günlerde çok kalorili ve besleyici gıdalar ile beslenmişseniz, yine aynı tür gıdaları alacağınızı öngörerek mide kapasitenizi ona göre açıyor ve sadece o miktarda gıda ile dolmasını bekliyor. Böylece gereğinden fazla yemenizi ve doğanın dengesini bozmanızı engelleyebiliyor.

Beslenme alışkanlığı tekdüze değil, çok değişken olduğundan, beyin belli bir kalori dengesi tutturmakta zorlanıyor. Siz bir gün Kayserili gibi mantı, bir gün Trakyalı gibi ot, bir gün Egeli gibi zeytinyağlı, ertesi gün Adanalı gibi kebap yerseniz bedeniniz ne yapsın! Hangi beslenme tipine göre acıksın? Halbuki bebekken hep belli bir mama türü ile beslendiğinden vücudunuz dengesini korumakta zorlanmıyordu.

Vücudun beslenme ritmi

Düşünsenize, doğada bize benzer metabolizma ile çalışan filler, inekler, ceylanlar, kuzular, kaplanlar, daha birlerce değişik canlı var. Bunların hiçbiri aslında bizden zeki değil. Ama beslenme alışkanlıklarına baktığımızda hep benzer kalitede yemek yediklerini görüyoruz. Etoburlar ve otoburların hepsi de çok sağlıklı görünüyor. Hiçbirinde obezite görülmüyor. Sadece insanoğlu, diğer canlıların içgüdüleri ile yenebildiği şişmanlık gibi bir hastalığı, bu kadar zeki olduğu halde yenemiyor. Çünkü insanoğlu her türlü gıdayı, besin olarak tüketmeyi çok seviyor.



Eğer siz başka bir yiyecek bulamadığınız için birdenbire normalde yediğiniz yemek kalitesi ve içerdiği ortalama kalori miktarının dışında bir yiyecek ile öğünü geçiştirirseniz vücut şaşırır. Bu yediğiniz yiyeceğin sindirilmesinden istediği miktarda enerji elde edemez ve sizi tekrar acıktırır. Üstelik bu defa mide kapasitenizi daha fazla açar, daha çok yemek zorunda kalırsınız. Buna benzer olaylar fazlaca tekrarlandığında vücut ne kadar acıkması gerektiğine karar veremez. Dolayısıyla bazen lüzumsuz fazla acıkmış ve fazla yemiş olabilirsiniz.

Aynı olay öğünlerinizi düzenli yerken, nedensiz olarak arada atıştırma yaptığınızda da başınıza gelir. Arada atıştırdığınız yiyecek nedeniyle değil, daha önce yediğiniz ve henüz sindirilmemiş gıdaların sindirimi, ara öğün nedeniyle devam edemez. Vücudunuz da yeterince enerji elde edemediğini düşünür ve sizi yine daha erken acıktırır.

Her iki durumda da acıkma ve doyma ritminiz bozulur ve siz düzgün enerji alamazsınız. Ritim bozulduğunda sisteminiz iyi çalışmaz ve bedeniniz, vücut bütünlüğünüzü koruyacak yeterli malzeme olmadığı için kas, bağ ve kıkırdak dokularında geceleri tamirat yapamaz. Eğer zayıfsanız şişmanlarsınız. Şişmansanız ve küçülmeye çalışıyorsanız da bu işlem durur.

Sistemin iyi çalışması için bu nedenle öğünlerde benzer kalitede yiyecekler ile beslenmek ve bu kaliteyi çok değiştirmemek gerekir. Asla arada geçici olarak sadece onun açlık hissini bastıracak bir şey yenmemelidir. Hatta öğününüz gecikse bile aç durmak, arada atıştırmaktan daha iyidir. Ama asla öğün atlamayı aklınızdan geçirmeyin. Nasıl bir aslan avını kaçırdığında gidip de atıştırmalık meyve veya benzeri bir yemek yemiyor, ısrarla avım kovalıyorsa, biz de aynen böyle yapmalıyız. Yani vakit bulamazsak atıştırmak yerine vakit bulduğumuz an öğünde yememiz gereken yemekleri yemeliyiz. Açlığı yatıştırmak yerine vakit bulunca onu doyurmak çok daha önemlidir. Ama sık sık vakit bulamadım bahanelerine de sığınmayalım, o zaman da yemek ritmimizi bir türlü kuramayız.

Obeziteye karşı başarısız olmamızın bir nedeni de çok ehlikeyif olmamız. İnsan, bir gazete sayfasındaki diyetin veya bir hapın onu zayıflatacağına inanabilir, çünkü inanmak kolayına gelir. Bir diyetisyenin çarşamba günü ne yiyeceğine veya ne kadar yiyeceğine karar vermesine de izin verir, çünkü bu da kolaydır. Evdeki kedi ve köpeklerimizin ne yiyeceklerine onlar adına biz karar verdiğimizde, onları bile obez yapıyoruz. Sonra bizden kaçıp sokakta kendi yemek kararlarını vermeye başlayınca sağlıklı ve fit oluyorlar.



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*