En Güzel Avrupa Kasabaları Hangileriymiş?

En Güzel Avrupa Kasabaları Hangileriymiş?

Avrupa’nın En Güzel Kasabaları

AVRUPA’NIN en güzel kentleri deyince saymaya başlayabilirsiniz: Paris, Roma, Viyana, Brüksel, Amsterdam vs. Ama biz bu kez kasabalarından söz edeceğiz. Farkı ne diye sorarsanız, kesin bir cevap veremeyiz. Halen 193 ülke, kasaba tanımıyla ne anlatılmak istendiğini tartışıp duruyor. Çünkü her ülke, kasabayı farklı tarif ediyor. Genel olarak nüfusu 10 bin ile 100 bin arasında olan yerleşim birimlerine kasaba deniyor (Türkiye’de 2 bin ile 20 bin arası). En basit tarif, kentten küçük, köyden büyük olmaları, öyle kasabalar var ki, görüntüleriyle turistleri büyülüyor, küçük de olsa endüstriyel etkinlikleriyle insanı hayran bırakıyor, coğrafi konumlarıyla çevrecilerin gönlünde taht kuruyor. CNN International, bu kasabaları bir bir belirlemiş.

Giethoorn / Hollanda

Bakalım Amerikalıların gözüyle en güzel Avrupa kasabaları hangileriymiş?

Giethoorn / Hollanda

Buraya Hollanda’nın Venedik’i diyorlar. Çünkü her tarafı akarsularla, kanallarla çevrili. Motorlu araç girmesi yasak. Sadece yürüyebilir, kanallarda tekne ile dolaşabilirsiniz. Burayı 1958’de, HollandalI film yapımcısı Bert Haanstra ünlü yaptı. Komedi filmi Fanfare’ı burada çekmişti. Evler, tam 176 köprü ile birbirine bağlanıyor. Acıktınız mı? Michelin yıldızlı restoranı bile var.

Guimaraes / Portekiz

Portekiz tarihini görmek, öğrenmek mi istiyorsunuz? Guimaraes’e gidin yeter. 12’nci yüzyılda Portekiz’in başkentiydi. Eski saraylar, görkemli şatolar, eskilikten artık taşları ufalanmaya başlamış kaleler, birkaç yüzyıllık evler. Tarih adına ne ararsanız mevcut. Kasabada yeni çakılmış bir çivi bile göremezsiniz. Restoranları, pastaneleri, müşterilerine yüzyıllık tariflerle yapılmış ürünler sunuyor.

Roscoff / Fransa

Ülkenin en güzel liman kasabası. Limanlar genelde köhne ve pis oluyor. Ama Roscoff da böyle şeyler göremezsiniz. Fransa’nın Bretanya bölgesinde yer alan liman, bir zamanlar deniz ticareti açısından hayli hareketliydi. Buradan İngiltere’ye pembe soğan ihraç ediliyordu. Bugün böyle bir şey yok. Deniz suyu o kadar temiz, tuzluluk oranı o kadar uygun ki, deniz suyuyla tedavi klinikleri var. özellikle Talasemi (Akdeniz Anemisi) tedavisi için ideal bir merkez. Kasabayla Ingiltere’nin Plymouth limanı arasında feribot seferleri yapılıyor.

Anghiari / İtalya

Toskana-Umbria arasındaki bu kasabayı helikopter ya da drone ile yukarıdan seyrederseniz, kıvrımlı taş yollarıyla geometrik yapısına hayran kalırsınız (Drone kullanmak her yerde serbest değil. Mutlaka yerel yöneticilere sorun). Ama bu yaya yollarını, süs olsun diye yapmamışlar. Rönesans dönemi savaşçıları, kolay hareket etsin, rahatça koşsun diye inşa etmişler. Günümüze sadece geometrik desenlerin güzelliği kalmış. Kasabanın tamamı müze. Ama siz yine de yeterli bulmuyorsanız, ayrı bir müze binası da var.

Nafplio / Yunanistan

Eski bir başkent daha. Yunanistan’ın ilk başkenti, Nafplio’ydu. Bugün Ege Denizi’ne bakan güneşi, pırıl pırıl kumsalı ile, İtalyanların “citta slow” dedikleri, yaşamın sakin ve yavaş geçtiği bir kasaba. Ziyaret edebileceğiniz üç kalesi ve bir arkeoloji müzesi bulunuyor.

Mostar / Bosna Hersek

16’ncı yüzyılda Osmanlı imparatorluğu tarafından yapılan ve “Stari Most” olarak da bilinen Eski Köprüsü, Balkan İslam mimarisinin en güzel, en ince eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Neretva nehri üzerindeki bu köprü, geleneksel olarak yerli halkın suya atlama yarışmaları için de kullanılıyor. 1993’te Balkan Savaşı sırasında zarar gören köprü, 2004’te aslına uygun olarak yeniden inşa edildi.

Mazara del Vallo / Sicilya

İtalya’nın Sicilya adası, pek çok kültürün erime potası olarak biliniyor. Fenikeliler tarafından üç bin yıl önce kurulan Mazara del Vallo, adanın en sevimli balıkçı kasabalarından. Özellikle Kasbah bölgesi, kuzey Afrika mimarisiyle benzerlik gösteriyor. Kasabada Tunus halkının çoğunlukta olduğu kolayca fark ediliyor. Bu nedenle restoranlarının menüsünde makarnadan çok kuskus var.

Clovelly / Birleşik Krallık

Güneybatı Ingiltere’nin Devon bölgesinde şirin bir balıkçı köyü. Oldukça dik yolları nedeniyle kasabayı eşeklerle dolaşabiliyorsunuz. Motorlu araç kullanmak mümkün değil. Mal taşımak için tekerlekli kızaklar kullanılıyor. Ama bunun için hayli güçlü olmanız gerekiyor. Eğer fazla kiloluysanız, kasabayı gezmeye gitmeyin. Eşeklere eziyet etmeyelim.

Dinkelsbühl / Almanya

Almanya’nın “Romantik Yolu” olarak bilinen güzergahı üzerinde tarihi bir kasaba. Pasta gibi yapılmış ahşap evleri, içinden çıkmak istemeyeceğiniz harika kafeleri ile tam bir sessizlik, huzur mekanı. Ortaçağ’dan kalma duvarlarla çevrili. Pek çok tarihi film, burada çekilmiş. Motorlu araçlara izin var. Ama sadece yerli halka. Dışarıdan gelen yerli ve yabancı turistler, araçlarını kasaba dışındaki park yerlerine bırakmak zorunda.

Korcula / Hırvatistan

Uzaktan bakınca ada gibi görünen bir yarımada üzerine kurulu. Adriyatik Denizi’nin incilerinden. Yerel halk, ünlü gezgin Marco Polo’nun (1254-1324) burada doğduğunu ileri sürüyor. Elbette ki Venedikliler bu iddiayı reddediyor. Ama Venedik, yüzyıllardır Korcula’yı yönetimleri altında tutmuş. Beyaz boyalı ve turuncu kiremitli çatıları olan evler, neredeyse Standard. Başka renk kullanılmıyor.

Kenmare / İrlanda

İrlanda’nın güneybatı ucu. Toprakların okyanus suyuyla kaynaştığı Kerry bölgesi. Burası İrlandalıların en sevdiği yer. Kenmare’deyiz. Dağlar ve okyanus arasına sıkışmış gibi görünen Kenmare, ülkenin en beğenilen restoranlarıyla tanınıyor. Menülerde, elbette ki deniz ürünleri başı çekiyor. Diğer kasabalarda olduğu gibi burayı da yaya dolaşmak en ideal yöntem. Biraz fazla trafiği var da.

Piran / Slovenya

Adriyatik sahilinin bir başka incisi. Kama görünüşlü Istrian yarımadasına kurulu olan Piran, İtalya ve Hırvatistan arasında sandviç gibi sıkışmış görünse de Piran’dan başka birkaç manzaralı kasabaya ulaşmanız da çok kolay. Buraya da Slovenya’nın Venedik’i deniyor. Hatta Venedik’teki San Marco Çan Kulesi’nin aynısı Piran’da da bulunuyor. Ne de olsa Piran da yüzyıllardır Venedik kontrolünde kalmış.

Reine / Norveç

Norveç’te her yerden uzak, küçük, deniz kenarında bir kasaba mı arıyorsunuz? Çok var. Ama en güzeli Lofoten Adaları’ndaki Reine. “Lofoten’lerin Neşesi” olarak bilinen Reine, kırmızı kabinleri (evler o kadar küçük ki kabin deniyor), her zaman beyaz bir örtüyle kaplı olan devasa ve korkutucu dağların eteklerinde yer alıyor. Lofoten takımadalarının en güzel manzaralı noktası.

Regencos/İspanya

Ülkenin Katalonya bölgesinde Costa Brava (Vahşi Kıyı), tam bir turist bölgesi konumunda (Fransa sınırından Ispanya’nın Barcelona kentine kadar olan sahil şeridi bu adla anılıyor). Ama burada turistlerin pek bilmediği bir kasaba var: Regencos. Bu sessiz kasabanın sakinleri, zaten turistler tarafından keşfedilmeyi hiç istemiyor. Sürrealist ressam Salvador Dali’nin (1904-1989) burada yaşayıp çalıştığını bilseler belki kasabayı istila etmekte gecikmeyecekler (Dali’nin doğum yeri, Figueres kasabasıdır). Dünyanın en güzel mekanlarını Mekan – Tatil – Seyahat kategorimizde bulabilirsiniz.

ALEV RIGEL




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.