Gözde kaçış noktası: Yeni Zelanda

Gözde kaçış noktası: Yeni Zelanda

ZENGİNLERİN, olası bir felakete karşı kendilerine sığınak yaptırdıkları haberlerini zaman zaman basında görüyoruz. Dünyanın iyiye gitmediğine inanan kötümserlerin, genelde bir hiçliğin ortasına, toprağa gömülü, giriş çıkışı kaim çelik kapılarla donatılmış, içi erzakla dolu sığınaklar yaptırması moda oldu. Yiyecek içeceği, elektriği suyu kaç gün süreyle idare edebileceklerini hesaba katmadan kendilerinin güvende olduğunu sanıyorlar. Orta gelir grubundaki Amerikalılar bile kilerlerine onlarca konserve, bidonlarla su ve diğer ihtiyaç maddelerini yığıyor.

Bunu da yeterli bulmayan Amerikalılar şimdi Kanada’ya ve özellikle de Yeni Zelanda’ya kaçmanın yollarını arıyor. Ülkenin emlak acentelerine gelen talepler, bu eğilimin en somut göstergesi. Her geçen gün daha çok Amerikalı, Yeni Zelanda’da bir sığınak satın almaya çalışıyor. Milyarderlerden, orta halli Amerikalılara kadar her gelir yelpazesine hitap eden sığınaklar bulunuyor. Bu durum, Yeni Zelanda vatandaşlarını da tedirgin ediyor. Dünyanın bir felakete doğru sürükleneceği konusunda kötümserliğe kapılıyorlar.

FELÂKET PARANOYAKLIĞINI YENİ ADRESİ

Yeni Zelanda’nın da gözde sığınak noktaları var. Bunlardan biri Queenstown. Bu kent, Batılılarm “Eski güzel günler” (Good Old Days) dediği yıllarda bile yabancılar için cazip bir kaçış mekanıydı. Dünyanın telaş içindeki yaşamından bıkanlar, paraları da varsa, Queenstown’da başlarını dinlemeyi, dışarıdaki stres dolu hayattan uzaklaşmayı tercih ediyordu. Artık siyasi ve ekonomik kargaşaya ek olarak koronadan da kaçma düşüncesinde olanlar arasında, Silikon Vadisi milyarderlerinden, beyaz perdenin ünlü isimlerine, tanınmış TV sunucularından Wall Street milyonerlerine, şirket CEO’larından ünlü şarkıcılara kadar her kesimden Amerikalı bulunuyor. “Yeter ki Queenstown’a veya Yeni Zelanda’nın diğer sakin kentlerine yerleşelim. Sığınak olması şart değil” düşüncesi ağır basıyor.

Hal böyle olunca Yeni Zelanda’nın inşaat şirketleri de kolları sıvadı. “Biz korku satmıyoruz. Hazırlıklı olma güvencesini satıyoruz” sloganıyla faaliyet gösteren bu şirketler, bir oturma odası, bir yatak odası, mutfak, kiler ve banyodan oluşan en basit sığınağı 39 bin 500 ABD Doları’ndan satıyor. Daha çok oda, daha çok rahatlık istiyorsanız fiyat milyon dolarlara kadar çıkıyor. Milyon dolarlık sığınaklarda daha çok odanın yanı sıra, küçük bir enerji santrali, birkaç otomobillik garaj, oyun salonu ve birkaç basit ekim yapabileceğiniz bir sera bile bulunuyor. Enerji sorunu genelde güneş panelleriyle çözülüyor ama ne kadar su depolayacağınızın garantisi yok. Daha uzun süre hayatta kalmanız, doğanın cömert davranmasına, bol yağmur yağdırmasına bağlı. Bu evlerin hepsinin toprak altında olması şart değil. “Buradaki zorluk, müşterilerin normal bir yaşam mekanı yaptırıyormuş gibi kişisel taleplerde bulunması” diyor, bir inşaat şirketinin yöneticisi Gary Lynch. Kendisi, 18 yıllık şirket tarihinde toplam bin 400 sığınak yaptıklarını kaydediyor. Ve ekliyor: “Herkesin amacı, ailelerini korumak, aile üyelerinin kendi kendilerine yeterli olmasını sağlamak. Beklentileri de, daha uzun bir zaman diliminde yaşamlarını devam ettirebilmek.”

Lynch’in şirketi bu yıl bir düzine ev satabilirse, geçen yıl elde ettikleri kârı ikiye katlayabilecek. Müşterilerin yüzde 90’ı ise Amerikalı (Bir düzine sığınak sayıca az görünebilir ama Lynch’in ‘ şirketi, inşaat işiyle uğraşan tek şirket değil).

YOKSA BİR PAZARLAMA HİLESİ Mİ?

Geleneksel olarak Yeni Zelanda’da inşaat sektörü hayli hareketsiz. Ülkede hem nüfusun az artması hem de katı yasaların yeni inşaatlara çok zor izin vermesi nedeniyle, yapım şirketleri nüfusun çok küçük bir kesimine hizmet vermeye çalışıyor. Fakat 2017’de başlayan talep patlaması, yasaların gevşetilmesine neden olmuş.

Potansiyel müşterilere sadece sığınakların planları gösteriliyor. Yapımı bitmiş sığınak veya evler, müşteri mahremiyeti göz önüne alınarak gizli tutuluyor. Yapım şirketleri, sığınakların sadece Queenstown’da olmadığını, Yeni Zelanda’nın her yerinde inşa edilmiş olduğunu hatırlatıyor. Üstelik oyuncular arasında sadece yerli şirketler değil, Amerikan şirketleri de var.

Gözde kent Queenstown, aslında 40 bin nüfuslu küçük bir yerleşim yeri. Burada yapılmış olan evlerin yüzde 25’i boş. Eskiden emlak satışlarında alıcıların yüzde 5’e yakın bölümü, Yeni Zelanda vatandaşı değildi. Son zamanlarda bu oran, yüzde 10’u geçti. Yeni Zelanda için oldukça yüksek bir oran. Çünkü ülkede, yabancıların mülk edinmesini zorlaştıran yasalar var. Hükümet, kendi vatandaşları arasında bile ilk kez ev alacaklara öncelik tanıyor. Bu nedenle yabancıların emlak satın almasıyla ilgili hiç bir istatistik tutulmamış. Oranlar, tahmini. Gerçek oranlar çok daha yüksek olabilir.

Ülkede ev almak için sadece paranız olması yetmiyor. Hükümete, ekonomik etkinlikleri, faunayı (hayvan nüfusunu) ve florayı (bitki örtüsünü) koruyacağınıza dair teminat vermelisiniz. Aksi halde çok ağır cezalarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

İşin ilginç yanı, bir Queenstown’lıya, yer altına inşa edilmiş bir sığınak görüp görmediğini sorduğunuzda size gülerek karşılık vermesi çok muhtemel. Sığınak sayısı ya sanıldığı kadar çok değil ya da bu yapıları gizlemeyi iyi başarıyorlar. Queenstown halkı, “Burada yer altına inşa edilmiş mahzenler, sadece yiyecek depolamak için kullanılıyor. Felakete karşı sığmaklar olduğu söyleniyorsa bu, yapım şirketlerinin bir pazarlama oyunundan başka bir şey değildir” görüşünde birleşiyor.

Uzun beyaz bulut diyarı

• İki büyük adadan meydana gelen Yeni Zelanda, Japonya büyüklüğünde. Ama Japonya’da 127 milyon kişi yaşarken Yeni Zelanda’nın nüfusu sadece 5 milyon [İnsanların büyük bölümü Avrupa kökenli]. Dünyada nüfusu en az olan ülkelerden biri. Ülkeye Maori dilinde “Uzun beyaz bulut diyarı” deniyor.

• Yeni ZelandalIlar otomobili çok sever. Ülkede 2.5 milyon motorlu araç bulunur. Otomobil sahipliği oranı en yüksek ülke [Ama araç sahipleri dikkatli olmalıdır. Endemik türlerden Kea kuşu, otomobilinizi bir gecede hurdaya çevirebilir).

• Yelkenliler kenti olarak tanınan Auckland, tekne sahipliği açısından dünya rekortmeni. Kişi başına tekne sayısı dünyanın en yüksek kenti.

• 1953’te şerpa [dağcılıktaki becerileriyle tanınmış Himalaya insanı) Tenzing Norgay ile birlikte dünyanın en yüksek dağı Everest’e

ilk tırmanan ve bu nedenle “Sir” unvanına layık görülen dağcı Edfriund Hillary, Yeni ZelandalI idi (1919-2008). Dünyanın ilk ticari “bungee” atlayışı da 43 metrelik esnek bir halatla 1988’de bu ülkede yapıldı.

• 1919’da atomu parçalarına ayıran ilk bilim insanı Sir Ernest Rutherford da Yeni ZelandalI.

• Yeni Zelanda, dünyada kişi başına en çok Olimpiyat madalyası kazanan ülke.

• Ortalama yaşam süresi, 82 yıldır.

• Dünyanın uçamayan tek papağan türü Kakapo ve yine uçamayan kuşu (ülkenin resmi olmayan sembolü) Kiwi ile dünyanın 1.5 metrelik en kısa yunus türü Yeni Zelanda denizlerinde yaşar. Ülkede hiç yılan bulunmaz. Tehlikeli ya da zehirli bir hayvan da yoktur.

• Sıfıra yakın yozlaşma oranı, Danimarka ile birlikte dünyanın en düşük ülkesidir.

• Ülkede mandıralar, her yıl kişi başına 100 kilo tereyağı ile 65 kilo peynir üretir. Kişi başına da altı koyun düşer (1960’lı yıllarda bu rakam, kişi başına 20 koyunmuş). Yeni Zelanda’da yaşayan canlıların sadece yüzde 5’inin insan olduğu şakaları yapılır.

• Dünyanın en berrak suya sahip gölü “Mavi Göl”, bu topraklardadır. Suda görüş mesafesinin 80 metre olduğu söylenir.

• Dunedin kentindeki Baldvvin Caddesi, dünyanın en dik yokuşudur. Eğimi 38 derecedir. Bu eğim, Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir. Her yıl bu 350 metrelik yokuşu tırmanma yarışı yapılır.

• Hiç bir vatandaş, denizden, gölden ya da akarsudan 128 km’den daha uzak değildir.

• “Yüzüklerin Efendisi” filmleri Yeni Zelanda’da çekildi ve ülke ekonomisine 200 milyon dolar katkıda bulundu.

• Ülke topraklarının üçte birlik bölümü, ulusal park kapsamında koruma altındadır.

• Yeni Zelanda, Pasifik Okyanusu’nun Ateş Çemberi üzerinde yer alır. Topraklarında 53 yanardağ bulunur.

Bilim insanlarına göre hiç biri yakın zamanda patlayacak gibi görünmemektedir.

ALEV RIGEL




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir