Kapat !
Anasayfa » Sağlık » Şifalı Bitkiler » Acai Çileği Suyunun Faydaları

Acai Çileği Suyunun Faydaları



ACAİ ÇİLEĞİ VE “GİZLİ ANTİOKSİDAN GÜCÜ”

BREZİLYA’NIN KUZEYİNDEKİ DELEM ŞEHRİNİN NÜFUSU İKİ MİLYONDUR. BURADA VAŞAYANların kanser, damar sertliği ya da Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma oranlarının aşırı düşük olduğunu öğrenmek çok ilginç bir tespit. Nasıl mı? Çünkü şehirdeki tam 3.000 noktada “acai satış noktası” bulunuyor ve insanlar buralarda sıraya girip acai (a-sighyee) palmiyesinin meyve özünden yapılmış sulu bir karışım satın alıyor. Çamura benzeyen bu koyu mor sıvıdan her gün 200 bin litre tüketiliyor. Bu, şehirde içilen süt miktarından çok daha fazla. Acai çileği suyunu ithal etmeye başlayan Kuzey Amerikalı reklamcılara göre bu meyvenin müthiş antienflamatuar, antibakteriyel, antimutagen ve hepsinden önemlisi antioksidan özellikleri var! Dağıtıcılardan biri, “Doğanın mükemmel meyvesi” sözleriyle övgüler yağdırıyor. Bir diğeri, “Amazon’un viagrası” diye böbürleniyor. Maçın süresini biraz daha uzatmalarına yardımcı olacak bir mucize arayan Kuzey Amerikalılar’ın “gezegende yenilebilir tüm meyveler arasında en fazla antioksidan içeren” acai çileğinden yapılmış bir şişe meyve suyuna 40 dolardan fazla para vermelerine şaşmamak gerek.

ACAİ ÇİLEĞİ

Antioksidanlarla ilgili rahatlıkla söyleyebileceğimiz tek bir şey var, o da ürünlerin satılmasını sağlıyorlar. Üzerine süslü bir “antioksidan kaynağı” etiketi yapıştırdığınız yiyecek, içecek ya da besin takviyesi yok satıyor. Bunun nedeni, uzmanların antioksidanların oksijen alımı sonucunda vücudumuzda biriken tatsız serbest radikalleri etkisiz hale getirdiğini kanıtlamaları. Bu serbest radikaller insanlarda meydana gelen pek çok hastalıkla bağlantılı. Bu yüzden de faaliyetlerinin önünü kesersek çok daha iyi durumda olacağımızın mantıklı bir nedeni var. Meyve ve sebzeler beslenme düzenimizde temel antioksidan kaynaklarıdır ve yaygın kanıya göre bitkisel ürünleri yüksek miktarda tüketen topluluklarda görülen sağlıklılık oranından sorumlu olan da bu antioksidan içeriktir. Ancak antioksidan takviyeleri kullanılarak yapılan denemeler beklenen olumlu sonuçları vermede üst üste başarısız oldular. Meyve ve sebzeler, potansiyel fizyolojik aktiviteye sahip düzinelerce bileşik içeriyor ve görünen o ki sağlıklı olmak için gereken de tüm bunlardan oluşan bir harman yapmak. Başka bir deyişle, bütünün kendisi parçalarının toplamından daha büyük olur.

Meyve ve sebzelerdeki antioksidanların beslenme düzenimiz için önemli olduğu su götürmez bir gerçektir ancak bu bileşikleri az ya da çok içeren tek bir yiyecek ya da içeceğin geçerliliği tartışmalıdır. Önemli olan aldığımız toplam antioksidan miktarıdır. Ağırlıkla orantılı olarak bakılacak olursa acai çileğinde elmadan daha yüksek yoğunlukta antioksidan olabilir ancak elmaya yüklenmek kesinlikle çok daha kolaydır. Bununla birlikte bir başka önemli konu daha var. Bir yiyeceğin antioksidan potansiyeli laboratuar ölçümlerinde belirlenir. Yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri alfa-keto-gamma-me-tiolbütrik asidin (KMBA) -tekerleme gibi değil mi?- varlığıyla kimyasal bir reaksiyon sonucu serbest radikallerin üretilmesine dayanır. Serbest radikaller KMBA’ya saldırır, onu parçalar ve bu işlem sonucunda etilen gazını serbest bırakır. Etilen, gaz kromatografisi olarak bilinen bir yardımcı teknik tarafından tanımlanabilir ve miktarı ölçülebilir. Antioksidan içeren bir besin özünü karışıma katmak serbest radikalleri etkisiz hale getirir ve böylece salınan etilen gazının miktarı düşerek ölçülebilir “antioksidan potansiyeli” sağlanır.



Acai çileğinin özellikle iyi bir antioksidan kaynağı olduğuna dair iddiaları destekleyen bu tür ölçümlerdir. Ancak bir laboratuar tüpü, insan bedeninden çok daha basit bir sistemdir. Vücuda giren bir besindeki antioksidanların kan dolaşımı tarafından ne kadar iyi emildiğini bilmiyoruz. Aynı şekilde karmaşık bir ortama sahip olan insan vücuduna girdiklerinde serbest radikaller üzerinde laboratuardakiyle aynı nötralize etme etkisini gösterip göstermediklerini de bilmiyoruz. Etkinlikleri ne olursa olsun herhangi bir hastalığı önlemek için yeterli olup olmadıklarını ise kesinlikle bilmiyoruz. Bunu bilmenin tek yolu kontrollü bir deney yapmaktır. Bir grup insana belli bir miktar acai suyunu düzenli olarak verin, benzer bir başka grup ise plasebo alsın, sonra bunları yıllar boyunca takip edip hastalığın izlediği yolu gözlemleyin. Bunu hiç kimse yapmadı, bu yüzden acai için sağlıkla ilgili öne sürülen her iddia yalnızca bir varsayımdan ibaret.

Tabii ki bu, acai çileğinin sağlığı destekleyen olası özellikleriyle ilgili araştırmaların devam etmemesi gerektiği anlamına gelmez. Yüksek antioksidan potansiyeline sahip her besin araştırılmayı hak eder. Örneğin Florida Üniversitesi’nde son yıllarda yapılan bir çalışma acai çileği özünün kültür kabındaki lösemi hücrelerinin büyük bölümünü yok ettiğini ortaya koydu. İlginç ama hiç de olağandışı değil. Mango ve üzüm özleri de aynı etkiyi gösterir. Her halükarda bunların vücuttaki lösemi hücreleri üzerinde bir etkilerinin olup olmadığını ortaya çıkarmak için çok uzun bir yol kat etmek gerekir. Ama bazı ahlaksız reklamcılar bu tarz çalışmaları, acai suyunun “antikanser” etkisini köpürtmek için kullanıp cephanelerini dolduruyorlar. Mangostan suyundan üretilen ve üretici şirket Amerikan Ulusal Gıda ve İlaç Kurumu’ndan (FDA) uyarı mektubu alana kadar son derece popüler olan Xango’nun reklamlarını yapanların başına gelenlerden ders almaları gerekir belki de. Mektupta Xango’nun tümöre iyi geldiği, tansiyonu düşürdüğü, damar sertleşmesini önlediği iddialarının bilim çevrelerince desteklenmediği yazıyordu. Aslında bu tür iddialar yalnızca bir ilaç söz konusu olduğunda ortaya atılabilir. Bunun için de ürünün FDA onayını alması gerekir ki bu onay destekleyici kanıt olup olmadığına bağlıdır. Bu, magostanın içinde bulunan ve en çok sözü geçen ksanton gibi bileşiklerin sağlığa faydalı olmadıkları anlamına gelmez. Ancak en hafif ifadeyle meyve suyunun hastalıkları önlediği iddiası kanıtlanmamıştır.

Mangostan ya da acai suyunun antioksidan durumumuza belirgin bir katkıda bulunma şansı düşüktür. En iyisi her gün bilinen meyve ve sebzelerden beş ila on porsiyon yemeye dikkat etmektir. Acai çileğinin gerçek gücü, her yıl ortalama 110 bin ton meyvenin ticari olarak işlemden geçirildiği ve ardında 100 bin ton tohum bıraktığı Belem’in ekonomisine yaptığı katkıdan ileri gelmektedir. Meyvenin kendisi gibi tohumu da yüksek antioksidan potansiyeli taşımaktadır ancak düşük miktarda ticari uygulaması vardır. Belki de meyvenin özleri besin koruyucu olarak kullanılabilir, hatta ortaya iyileştirici bir etkiye sahip oldukları bile çıkabilir. Böyle bir şey olduğu anlaşılırsa bunu New England Journal of Medicine’du görebilir ya da uzmanlar tarafından gözden geçirilen başka bir yayından öğrenirsiniz, çeşitli pazarlama yöntemleriyle acai suyu satan komşunuzdan değil.



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*