Strese davet

Strese davet

Strese davet

Yaşamsal sürecimiz seyrinde yapmamız gerekenlere gösterdiğimiz özen ve ulaşmak istediğimiz yaşam kalitemizi yükseltmek konusundaki çabalarımız, bizi istediğimiz yere ulaşmamızı garanti etmez. Burada iyi niyete yer yoktur. Harcanan her çaba milimetrik hesaplarla kontrol edilmelidir. Olası aksiliklerin bizi hedeflerimize ulaşmak yolunda stres yaşatabilmesi olasılığı her zaman göz önüne alınarak karşı tedbirlere hazır olunmalıdır.

Strese davet

Cesaret insanı zafere götürür.

Seneca

Öncelikle bu kurallar çerçevesindeki sorumluluk bilinci yapmamız gerekenleri emreder, eğer sorumluluklarımızı yerine getiremezsek bir yerde isteyerek STRES denen belayı davet etmiş oluruz. Stres konusuna ciddi yaklaşmamız ve hemen analizini yapmamız gerekir, çünkü stresin ruhumuzda yarattığı tedirginlik ve huzursuzluk önce gözlerimizden hissedilir, ardından bütün benliğimizi kaplar.

Stresi davet, karar verme anlarınızdaki tutarsızlıklarınızdan kaynaklanır. Bunun birçok nedeni var. İlk başta ne yapacağına kesin olarak karar verememekten ve yapacağınız değişime yeterince inanmamaktan gelir.

Strese davet nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • İnanç yetersizliği
  • Konsantre olamamak
  • Konuya odaklanamamak
  • Doğru karar verememek
  • Konunun bilincinde olmamak
  • Sonucu hayal edememek

Stres yaşamamıza neden olan bu zaaflarımız, aslında farkında olmadığımız zaaflarımızdır. Zaten problemde burada, insan hayatındaki yapması gereken değişikliklerin farkında olmamasıyla başlayan şeylere yenilmekte, kişisel gelişimini tamamlayamaması ve beceri geliştirememesiyle kaybedilenler, bunun sonucunda da tabi ki karşımıza çıkan stres.

Bilmemek, öğrenmemek gibi kavramlar beni çok ilgilendirir. Nerede bilmek ya da öğrenmek konusunda bir söz duysam, bir yazı görsem hemen dikkat kesilir, kulak kabartırım acaba bilmediğim, öğrenmem gereken neler var diye; ancak ne yazık ki sadece dikkat etmek yetmiyor. Neden yetmediği konusunda uzun zaman düşündüm taşındım karşıma çıkan şey, bilgiye duyduğum gereksinim olduğunun farkına vardım. Bilgi neydi, olsa ne olurdu, olmadığındaki eksikliğin verdiği zararlar neler olabilirdi? Ve ben bunların hiç birinin farkında değildim.

Zaman bana bir kelime üzerinde odaklanmam gerektiğini öğretti. Daha önceki ilgisizliklerimin nedenini sorguladım, yanıtını bulmadan asla vazgeçmek istemedim ve sonunda nedeni buldum. Nedeni bilgi kullanımının keyfini hissetmemenin eksikliğiydi, bu eksikliğimden dolayı konuya gereken değeri vermemek ve yeterince odaklanama-maktı. Bunu öğrendiğim zaman havalara uçtuğumu hatırlıyorum; çünkü kararlı olmak strese karşı çok önemliydi, ben içimdeki gücü keşfetmiştim ve insan yaptıklarından emin olduğu zaman stresle daha az karşılaşıyor ya da hiç karşılaşmıyordu.

Bir insanın başarılı olabilmesi için birçok yapması gerekenler vardır. Plan çerçevesinde hareket etmek, hedef belirlemek, doğru idol seçmek, istekli olmak, yaratıcı olmak, kaliteyi yakalamak, başarı için gerekli olan bu kuralların aksaması insana stres yaşatır.

Bir öğrenci düşünün, hedefi ders çalışmak ve sınıf geçmek. Bunun için ne yapması lazım. Öncelikle planlı ve programlı ders çalışması lazım! Ders çalışmazsa ne olur? Çok basit, dersinden geçerli not alamayacağı kaygısıyla stres yaşar; çünkü soruları cevaplandırmayacağını önceden hisseder, bu eksikliği ruhunu rahatsız eder ve kuşkuyla karışık seyreden korku strese döner.

Stres bir yerde de suçlu insan psikozudur ve bu yapının içerisinde korku vardır, endişe vardır, belirsizlik vardır “belirsizlik insanın ileride daha çok ruhsal problemler yaşamasına neden olur” sorumluluk duygusunu yerine getirememenin verdiği boşluk insanın özgüven kaybına neden olur, ben hatalıyım kompleksine kapılarak geleceğe ait hayalleri yok olur ve ardından olumsuzluk sendromuyla başlayan ruhsal çöküntüler…

Şimdi burada bir suçlu aramak lazımsa, mutlaka suçluyu arayıp bulmalıyız. Ancak bu suçluyu öyle pek uzaklarda aramayın, sadece aynaya bakın suçluyu göreceksiniz.

Hepimizin elinde bir davetiye var ve bu davetiyenin adı “strese davet”tir. Ne tuhaf değil mi? Bazen istemediğimiz şeyleri yaparız, yasakları çiğner, sorumluluklarımızı göz ardı eder, yapmamız gerekenleri erteler, özgürlüğe koştuğumuzu sanırken kendimizi stresin tam ortasında buluruz.




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir