Çikolatanın Sağlığa Faydası Nedir?

Çikolatanın Sağlığa Faydası Nedir?

ÇİKOLATA VE FLAVANOLLER

PANAMA’NIN SAN BLAS ADALARI NDA YAŞAYAN KUNA YERLİLERİNDE TUHAF BİR ŞEV vardır. Ya da en azından 1940’larda bir bilimsel makale tansiyonlarının aşırı düşük olduğunu yazdığında vardı. Bunun nedeni genetik değildi, anakaraya taşman yerlilerin tansiyonları düşük değildi. Adada tansiyonlarını düşüren bir şey mi yiyor ya da içiyorlardı? Harvard Tıp Okulundan Dr Norman Hollenberg’in ilgisini çeken buydu. Kuna yaşam biçimini inceleyince kakao çekirdeğinden çok az işlenerek yapılan bir içeceğin halk arasında çok sevildiği ortaya çıktı. Yerlilerin tansiyonunun bu kadar düşük olmasının altında yatan neden bu olabilir miydi?

Çikolata ve Flavanoller

Hollenberg, diğer doğal ürünler gibi kakao çekirdeğinin de kimyasal olarak kompleks olduğunu biliyordu. Araştırmacılar hem kakao çekirdeğinden hem de bu çekirdekten yapılan çikolatadan onlarca bileşeni ayrıştırdılar. Bunlardan bazıları sağlık açısından dikkatleri üzerine çekti, özellikle de flavanoller olarak bilinen familya. Aslında çikolata üreticileri flavanollerle çoktan beridir ilgiliydiler ve Mars Şirketi lezzetli ve yüksek oranda flavanol içeren kakao tozu üzerinde çalışıyordu. Bu zor bir işe dönüştü çünkü flavanollerin doğal olarak acı bir tadı vardır. Bu durumda Mars Dr Hollenberg’le çalışmaya karar verince kendisine flavanol temin etme konusunda da memnuniyetle destek verdiler. Çok geçmeden Hollenberg’in çalışmaları flavanollerin kan damarlarını gevşettiğini ve beyne kan akışını yüzde 33 oranında iyileştirdiğini ortaya koydu. Çikolatanın hanesine bir artı!

Kan damarlarının gevşemesi etkisi elde edilen tek olumlu sonuç değildi. California ÜniversitesininDaviskampüsünde çalışan Dr Cari Keenflavanollerin “kanı incelttiğini” de gözlemledi. Anlaşılan flavanollerin kanın koyulaşmasını sağlayan kan pıhtıyuvarlarının faaliyetiyle bağlantısı var. Bu etki, insanların kan pıhtılaşmasının neden olduğu kalp krizinden korunmak için her gün aldıkları bebek aspirinin etkisine benziyor. Kakaonun bileşenlerinin kalp krizini önlemesini sağlayan başka bir yol daha var. Scranton Üniversitesinden Dr Joe Vinson çikolatanın antioksidan etkilerini inceledi. Neden buna bakma ihtiyacı duydu acaba? Çünkü koroner atardamarların tıkanmasına yol açan mekanizmalardan biri düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL, “kötü kolesterol”) oksitlenmesidir. Büyük olasılıkla bu oksidasyon kesilirse kalp krizi riski de düşürülecektir. Her ne kadar yalnızca deney tüplerinde olsa da Vinson kakao tozu ve siyah çikolatanın LDL oksidasyonu üzerinde çok etkili olduğunu buldu. Bunun insanların yemesi gereken çikolata bakımından anlamı nedir? Çok fazla bir anlamı yok, ancak provokatif bir ön çalışma kabaca 1,5 litre ya da yedi fincan sıcak çikolata içinde bulunan 35 gram yağı alınmış kakaonun LDL oksidasyonunu önleyici etkilerinin olduğunu gösteriyor.

Olumlu yönde çalışmalar devam etmektedir. Zürih’teki University Hastanesinde çalışan Dr Roberto Corti 40 gram siyah çikolatanın koroner atardamarlarda kan akışını kolaylaştırdığını ortaya çıkardı. Flavanolden yoksun olan beyaz çikolatanın böyle bir etkisi yok. Tufts Üniversitesinden Dr Jeffrey Blumberg rastgele seçtiği 20 deneğe 15 gün boyunca 100 gramlık siyah ya da beyaz çikolata yedirdi. Şanslı denekler tansiyonlarıyla kolesterollerinin düştüğünü ve insüline olumlu yanıt verdiklerini gördüler. Bu konuda bizlere daha fazla şey söyleyen bir çalışma da Hollanda’daki Halk ve Çevre Sağlığı Ulusal Enstitüsü tarafından yürütülmüştür. 15 yıl boyunca yaşları 65’le 84 arasında olan 470 erkeğin sağlık durumu izlendi ve düzenli olarak kakao ürünü yiyenlerin daha düşük tansiyonu olduğu belirlendi. Heyecan verici bulgulardan biri de en çok kakao yiyen erkeklerin kalp hastalıklarına yakalanıp ölme olasılığının en düşük olmasıdır. Yine de bu yüksek tansiyonu olanların, hatta olmayanların, çikolata tıkınmaya başlamaları gerektiği anlamına gelmez. Ama hangi tatlıyı yesem diye düşünüyorsanız siyah çikolata çörekten çok daha iyi bir seçimdir.

Bir paket CocoaVia’yı temize çıkarmak çikolata kaplı bir çörekten daha kolaydır. Mars Şirketinin “fonksiyonel gıda” pazarına girişi böyle oldu. Fonksiyonel gıdalar, beslenme ya da lezzetten daha fazlasını sunmayı amaçlarlar ve şu an itibariyle Kuzey Amerika’da 50 milyon dolarlık bir iş koludur. Cocoa-Via paketlerinin her birinde 100 miligram flavanol bulunur. Bunlardan günde iki paket yenirse tansiyon ve trombosit agregasyonu üzerinde etkili olduğu kanıtlanan miktarda flavanol alınmış olur. Mars, kolesterol düşüren bitkisel bir bileşen olan fıtosterolden de her pakete 1,5 gram kattı. Bugüne kadar CocoaVia’nm (üreticisine sağladıkları dışında) yararlarım göstermek üzere insanlar üzerinde hiçbir deney yapılmamıştır. Ancak çikolata araştırmasının nereye varacağını bilemezsiniz. Dr Hollenberg’in çalışmaları flavanollerin, Viagra’nın faaliyetinden de sorumlu olan nitrik oksit maddesinin salıverilmesini tetikleyerek kan damarlarını genişlettiğini öne sürüyor. Bu etki klinik deneylerle de kanıtlanırsa kadınlar Sevgililer Gününde erkeklere çikolata vermeye başlayabilir.

Flavanoller gibi antioksidanların cilt üzerinde de etkili olduğu düşünülüyor. Almanya’dan Wilhelm Stahl ve meslektaşları bunu bilimsel deneye tabi tutmaya karar verdi. Kadınlara 12 hafta boyunca her gün yüksek ya da düşük flavanol içeren kakaodan bir fincan (250 mililitre) içirdiler. Yüksek flavanol alan kadınlar ultraviyole ışınlara maruz kaldıklarında ciltlerindeki kızarıklıkların azaldığı, ciltlerinin kalınlaştığı, daha nemli hale geldiği ve sertleşip pul pul dökülmelerde azalma olduğu görüldü. Yani çikolata hem içimize hem dışımıza iyi geliyor. Çikolatanın akneye neden olduğunu düşünüyorsanız, korkmayın. Yaygın olan bu inancı destekleyen hiçbir bilimsel kanıt yok.

Yine de İtalya’daki Messina Üniversitesinde hazırlanan bir rapora göre, hamileyken ya da emzirirken çikolataya yüklenmek iyi bir fikir değil. Doktorlar, çok miktarda kakao ve çikolata tüketen bir anneden doğan bebeğin sinirli ve gergin olduğunu, hiç susmadan ağladığını ortaya çıkardı. Annelere çikolata yemeyi bırakmaları söylendiğinde bebekteki bu belirtilerin tamamı kayboldu. Ama bu sefer de ailenin en huysuz üyesi anne olmayacak mı diye merak ediyoruz doğrusu.




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir