Kapat !
Anasayfa » Yaşam » Anne ve Çocuk » Anne Olmak

Anne Olmak



Anne Olmak

Allah, Tanrı, Yaradan, Evren, Kutsal Ruh, Yüce Güç; adına her ne derseniz deyin, öyle bir hediye ile kadın olmanın güzelliğini taçlandırmış ki sadece bunun için kadın olmanın mutluluğu tüm hücrelerde hissedilebilir.

Bu olağanüstü hediye anne olmaktan başka ne olabilir ki…

Ve erkekleri, anne olmanın tarif edilemez mutluluğunu yaşamamıza vesile oldukları için onurlandıralım lütfen…

Her anneler gününde yazarım; ayrılmış, boşanmış, terk edilmiş, aldatılmış, dayak yemiş olabilirsiniz, çocuğunuzun babası sorumsuz, yalancı olabilir ama gene de kadiri olmanın en güzel ayrıcalığını yaşamanıza vesile olan erkekleri ve onların kutsal görevini takdir edelim. Aynı şekilde, erkeklerin de baba olma duygusunun güzelliğini, ayrıcalığını yaşamalarına vesile olan kadınları onurlandırması, tüm kadın-erkek ilişkilerini şifalandırır. Boşanmalar, ayrılmalar, kızgınlıklar, kırgınlıklar olsa da… Çocuk içimizdeki sevgiyi hatırlamamızı sağlar. Ve sevginin gücü ile tüm kırgınlıklar kızgınlıklar iyileşir. Her ne yaşandıysa affetmek için doğal bir akış başlar.

Anne Olmak

Kadın olmak aynı zamanda anne olmak demektir. Tüm kadınlar anne olacak, çocuk doğuracak diye bir kural yok elbette… Belki de sadece doğanın kanunu, kadının anne olması; doğurması…

Bu kanun karşısında bazen şaşırıyoruz. Hele de modern yaşamın içinde kadın olarak çalışmanın, para kazanmanın gerekli olduğu formatını aldıysak…

Annemlerin kuşağına bakıyorum, iş hayatının içinde olan kadın sayısı çok daha az. Bizim kuşağa bakıyorum, özellikle büyük şehirlerde kadın çalışmazsa biraz eksik biraz az zannediyor kendini…

Hâlbuki kadının doğasında beslemek, almak; erkeğin doğasında avlamak ve vermek var. Zaman içinde roller değişiyor biraz. Kadın da eve gelir getiriyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Kadın, sosyal ve ekonomik hayatın içinde olunca kendini değerli hissediyor. Buna hiçbir itirazım yok. Sadece kadının, çalışmam gerek zorunluluğunu, mecburiyetini hissetmesine gerek yok diye düşünüyorum.

Kadın ev kadını ise, anne ise zaten en büyük şirketin CEO’sundan, genel müdüründen daha çok çalışıyor; 7 gün 24 saat bitmeyen bir mesaisi var. Anne olunca ömür boyu tatil yok.

Kadın olmanın güzelliği, değeri bir açıdan anne olmakta yatıyor. Ama ne tuhaf ki sadece ev işleriyle ve çocuklarıyla ilgilenen kadın, kendini hiçbir şey yapmıyor gibi hissediyor.

Acaba bu, evde çalışan kadının ev işleri ve annelik yaptığı için para kazanmamasından dolayı olabilir mi?

Eğer evde yapılan çamaşır, bulaşık, ütü, temizlik, yemek pişirme, mutfağın ekonomik idaresi, vb. tüm işler için bir bedellendirme, ücret olsaydı, yani kadın para kazansaydı, her kadın ev kadını olmaktan gurur duyardı. Evin dışında çalışmadığı, kariyer yapmadığı için kendini suçlu hissetmezdi. Tüm kariyerlerin üzerinde bir kariyer yaptığının bilincinde olsa, kendini iş hayatının içinde olan kadınla kıyaslayıp ezik hissetmezdi.



Çok sevgili kadınlar, özellikle de sadece evde mesai yapanlar; çok değerlisiniz… Bir çocuğu yetiştirmek, evin düzenini sağlayan tüm işleri yapmak en büyük şirketleri idare etmekten çok daha zor; çok daha fazla emek isteyen bir kariyer. Sizler ev işleri yaparak ve çocuklarınızı yetiştirerek en büyük kariyeri yapıyorsunuz. Annemlerin kuşağını, daha eskileri, kendi kuşağımdan olanları ve gelecek kuşaklarda da var olacak olan; sadece ev işleri yaparak çocuklarını yetiştiren tüm kadınları çok takdir ediyorum. Sîzlerin de kendinizin farkında-lığına varıp kendinizi takdir etmenizi diliyorum. İş hayatının içinde değilseniz problem yok zaten; evde de çok yoğun çalışıyorsunuz.

Ayrıca hem anne olup hem de iş hayatının içinde olan muhteşem kadınlar; sîzlerin de kendinizi çocuklarınızdan ayrılıp çalışmak zorunda kaldığınız ya da zorunda olmasanız da sadece çalışmayı istediğiniz için kendinizi suçlu hissetmenize gerek yok. Her şey olması gerektiği gibi oluyor.

Selda seansa geldiğinde bebeği ı yaş civarındaydı ve iş hayatına geri dönmüştü. Büyük kurumsal bir şirketin pazarlama departmanında çalışıyordu. Mobil bir işi vardı. Şikâyeti kiloları idi. Onca diyet yapmasına rağmen bir türlü kilolarını veremiyor, abur cubur yemesine engel olamıyordu.

Abur cubur yemenin ona ne hissettirdiğini sorduğumda ilk söylediği özgürlüktü. Özgürce yapabildiğim tek şey çalışırken, müşteriden müşteriye giderken arabada atıştırdığım tüm abur cuburlar bana özgür hissettiriyor demişti. Biraz daha soru sorunca, bebeğinin olmasıyla birlikte özgürlüğünün kalmadığını hissettiğini söyledi. Ancak daha da derininde bir çatışma vardı. Çok iyi okullarda okuyan, üniversite mezunu olan, kariyerinde hızla yükselen Selda, mutlaka çalışmam gerek inancıyla, bebeğini bakıcıya emanet etmenin arasında çatışma yaşıyordu. Ve anne olarak suçluluk hissediyordu. Çalışmam gerek inancı ile çocuğumu büyütmem gerek içgüdüsü sanki kıran kırana bir savaş halindeydi. Bu savaşın hırsını, Selda abur cuburlardan alarak kendine işkence ediyordu.

Duygularını boşaltmak üzere EFT yapmaya başladığımızda; aniden çocukluğunu hatırladı.

Annesi sürekli çalıştığı için Selda, anneannesiyle büyümüştü. Anneannesini çok seviyordu ama küçük bir kız çocuğu olarak annesine de hep ihtiyaç duymuştu. Aslında, kendi çocuğunu büyütmediği için duyduğu suçluluğun altında, çalıştığı ve yanında olmadığı için annesine duyduğu kızgınlık yatıyordu. Tüm duygularını ifade edip boşalttıkça yepyeni bir anlayışa geçti. Bu yeni anlayışla gerçekten o büyük kurumsal şirkette çalışıp çalışmak istemediğini sorguladı. Aslında yapmak istediği çok daha başka şeyler vardı. Bir yıllık süreçte yapmak istediği esas iş ve çocuğuyla daha fazla birlikte olabileceği iş için planını yaptı. Harekete geçti ve çalıştığı şirketten ayrıldı. Nasıl olduysa kendi isteğiyle ayrılmasına rağmen, bir de yasal haklarını içeren tazminatını aldı.

Selda’nın oğlu şimdi 3 yaşında… 0-7 yaş arasında bilinçaltının hayatımızı şekillendiren tüm inanç kalıplarını, duyguları ve korkuları yerleştirdiğini düşünürsek, Selda 7 yaşma kadar oğluyla birebir iletişimde olduğu bir yaşam tarzına, çalışmam lazım sınırlandıran inancını aşarak geçti.

Eşi, önceleri eve girecek gelir azalacağı için itiraz etse de şimdi Selda’nın eve ve oğullarına daha fazla vakit ayırmasından en önemlisi daha mutlu bir kadın olmasından çok memnun. Üstelik doğasında olan avlama ve verme rolünü Selda ile paylaşmadığı için kendini daha güçlü hissediyor.



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*