Kapat !
Anasayfa » Dekorasyon » Pratik Bilgiler » Evde Kullandığımız Temizlik Ürünlerinin Zararları

Evde Kullandığımız Temizlik Ürünlerinin Zararları



Evinizin zehirli bir gaz odası olabileceğini hiç düşündünüz mü? Bu öyle bir gaz ki insanı yavaş yavaş zehirleyen ama zehirlerken de bahar esintisi gibi güzel kokan bir zehirdir. Evlerde kullanılan birçok temizlik ürünün taşıdığı sağlık riskleri tam olarak açıklanmamaktadır. Bu temizlik ürünleri sadece temizlemeye odaklıdır. İnsan sağlığı ile ilgilenmezler. Sağlığımız bizim sorumluluğumuzdadır.

Atık su kanallarının tıkanmasında kullanılan kanal açıcılar ve banyo lavabo beyazlatıcılarının tehlikeleri bugün açıkça ortaya konulmuştur. Temizlik yaparken sevdiklerimiz ve kendimizi zehirler dururuz.

Günlük hayatta en çok kullandığımız ve ihtiyacımız olduğunu sandığımız belli başlı ürünlerin zararlarını birlikte inceleyelim.

temizlik

Dezenfektanlar

Dezenfektanlar solunduğunda tehlikeli olacak birtakım uçucu kimyasallar içerirler. Dezenfektanların içerisinde bulunabilecek maddeler; kresol, fenol, formaldehit, etanol, amonyak ve klordur. Özellikle kresol adı verilen madde bu temizleyicilerde en sık kullanılanlardan biridir. Kresol; karaciğer, akciğer, böbrek, pankreas ve dalakta hasara neden olabildiği gibi, merkezi sinir sistemini etkileyerek depresyon, sinirlilik ve hiperaktiviteye de yol açabilir. Bu dezenfektanlar arasında çamaşır suyu da yer almaktadır. Bu zararlı kimyasallara maruz kalmamak için, çamaşır suyunu evimizin yanından bile geçirmemeliyiz.

Bunun yerine dezenfekte etmek istediğiniz yüzeylere aşağıdaki tarifi uygulayabilirsiniz.

Malzemeler

• 4 litre sıcak su

• Yarım su bardağı boraks

• 1 yemek kaşığı biberiye veya Kekik yaprağı

Yapılışı

4 litre sıcak suya boraksı katın ve iyice karıştırın. Ardından biberiye ve kekik yapraklarını da ilave edin. Doğal yöntemlerle hazırladığınız dezenfektanınız hazır. Bu karışımı gönül rahatlığıyla dezenfekte etmek istediğiniz yüzeylere uygulayabilirsiniz.

Bulaşık Deterjanları

Piyasada satılan bulaşık deterjanlarının çoğunda yüksek düzeyde fosfat ve klor bulunur. Yanlışlıkla yutulursa çok önemli sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle bulaşıklarınızın çok iyi durulanması gerekir. Düşük düzeyde klor gazları tehlikesiz kabul edilse de bulaşık yıkama süreci boyunca, küçük miktarlarda dışarı verilen klorun etkisiyle oluşan solunum zorluğu, göz yanması, yorgunluk, baş ağrısı gibi semptomlara yol açabilir. Bunun yanında klor, kanalizasyon sistemine karıştığında organiklerle birleşe-rek son derece tehlikeli bir kimyasal madde olarak bilinen trihalometanı meydana getirir. Klor aynı zamanda kanalizasyon sistemindeki maddeleri parçalama fonksiyonu olan yararlı bakteri ve mikroorganizmaları da çabucak öldürür. Bulaşıklar için kullanılan deterjanların ana maddeleri petrol kaynaklıdır ve bu sebeple bakterilerce ayrıştırılıp doğaya tekrar kazandırılamıyor. Genellikle de çeşitli kimyasal katkı maddeleri, sentetik esanslar, kokular ve renklen-diriliciler içeriyor.

Bunların yerine bulaşık makinesinde eşit miktarlarda boraks ve çamaşır sodası kullanabilirsiniz. Ağır lekeler için soda miktarını artırınız.

Parlatıcı haznesine biraz beyaz sirke (elma sirkesi) ekleyerek bulaşık makinesinin içini temiz tutabilirsiniz.

Elde Bulaşık Yıkama

Elde bulaşık yıkarken formülünde klor olmayan fosfor ve fosfatsız sıvı deterjanları kullanın ya da bir kalıp saf sabunu tavaya rendeleyerek üzerini örtecek kadar su ekleyin, hafif ateşte eriyinceye kadar pişirin.

Uygun bir kaba döküp, sıvı deterjanları kullandığınız gibi kullanın.

Sıvı sabun veya Arap sabunlu suya sirke katarak da bulaşık kullanabilirsiniz.Yanmış tencere/tavalarınızı tuzlu veya içinde patates kabukları olan suda bir gece beklettikten sonra, kaynatıp temizleyebilirsiniz.

Yanmış çaydanlıklarınız için, 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz, yarım bardak sirke ve biraz suyu karıştırıp çaydanlığın içinde kaynatın.

Çamaşır Deterjanları

Çamaşır ürünlerinin çoğu doğal ortamda ayrıştırılıp geri kazanılmayan fenol, amonyak, naftalin ve diğer zararlı kimyasal maddeleri içerirler.

Mümkünse fosfat içermeyen deterjanları tercih edin veya toz sabun kullanın. Toz sabuna geçmeden önce çamaşırlarınızı bir kez sadece çamaşır sodası ile yıkayın. Bu yolla deterjan kalıntılarının sabun ile reaksiyona girip çamaşırlarınızı sarartma riskini ortadan kaldırmış olursunuz. Çamaşır sodasını sabunla beraber kullanırsanız çamaşırlarınızda hem parlaklık hem de ağartıcılara ödediğiniz paranın daha azını harcayarak beyazlık sağlarsınız.

Fosfatsız deterjanları, koku gidermek, mikrop öldürmek ve beyazlatmak için 2 kaşık boraks ve 4 kaşık çamaşır sodası ekleyerek kullanabilirsiniz. Çalkalama aşaması için yarım bardak sirke ilave ederek hem renklerin canlı kalmasını, hem de havlularınızın yumuşamasını sağlayabilirsiniz. Yumuşatıcı gözüne yarım bardak sirke koyarak, deterjan kalıntılarını giderip suyu yumuşatmanız mümkün.

Klorlu ağartıcılara alternatif olarak sıvı hidrojen peroksitten yapılmış beyazlatıcılar ya da toz halinde hidrojen peroksit kullanabilirsiniz.

Ovarak Temizleme

Kullanılan tozların neredeyse tümü, beyazlatıcı ve leke çıkarıcı etkisi olan klorlu çamaşır suyu içerir. Toz halindeki klor suyla karıştığında, göz, burun, boğaz ve ciğerler için tahriş edici olabilen klor gazını oluşturur. Kloru asla amonyakla (tuvalet temizleyicisi ya da kullandığınız diğer temizlik malzemelerinin içinde bulunduğu gibi) karıştırmamalısınız, ortaya çıkacak gazlar öldürücü olabilir! Kullandığınız tozların içinde deterjan ile karışık olarak “hidratlı doğal magnezyum” da bulunabilir ve bunların kanserojen asbest ile kirlenmiş olma olasılığı vardır.

Bunların yerine

1 bardak karbonat ve 2 kaşık boraksı karıştırıp bir serpme kavanozuna koyun. Bu karışım banyodaki her şeyi temizlemek için kullanılabilir. Temizlediğiniz yeri su ile durulayıp yumuşak bir bezle kurulayın.

Eşit miktarlarda sirke ve su karışımı ile nemlendirilmiş süngere tuz veya karbonat serpip kullanabilirsiniz.

Oda Spreyleri

Atmosferi ve bizi zehirleyen oda spreyleri sinir sistemini bastırır, kansere neden olan birçok maddeleri de vücudumuza aktarır. İnsanın koku alma duyusuna zarar veren spreyler sinirleri zayıflatıcı bir etkiye sahiptir. Oda spreylerine fazlaca maruz kalan kişilerde tat alma duyusu zayıflar. İştahsızlık ve yorgunluk yapar.

Halı ve Kilimlerin Temizliği

Halı ve döşemelik kumaşların temizliği için hazırlanmış şampuanların birçoğunun aktif maddesi, genellikle leke çıkarıcı olarak kullanılan bir çözücü olan perkloretilen’dir. Bu madde kanserojen olarak bilinir ve hemen görülebilen etkileri sersemleme, baş dönmesi, uyku hali, mide bulantısı, titreme, iştah ve oryantasyon kaybıdır. Uzun dönemli maruz kalma sonucu karaciğer ya da merkezi sinir sistemi zarar görebilir.

Halı şampuanlarında, yine insanlar için kanserojen etkilerinden şüphelenilen naftalin, etanol, amonyak ve deterjanlar bulunabilir. Halı ve kilimler çoğunlukla naylon, lateks, polyester, poliüreten, pvc/vinil klorid, akrelik gibi plastik malzemelerden yapılır. Plastik malzemeler doğal malzemelere göre çok daha fazla toz çeker ve tutar. Duvardan duvara bir halınız varsa ve bu halı doğal malzemelerden imal edilmiş bile olsa büyük olasılıkla zeminde poliüreten kullanılmıştır. Mümkünse sentetik malzemelerden ve duvardan duvara halılardan kaçınılmalıdır.

Çok Amaçlı Temizleyiciler

Bu tür temizleyicilerin birçoğu amonyak ve klor içerir ve birlikte kullanıldıklarında ölümcül amonyum klorür gazını oluştururlar. Amonyak akciğerlerimiz için tehlike oluştururken, klorla karıştırıldığında kansere yol açan bileşikler oluşturabiliyor.

Fırın Temizleyiciler

Fırın temizleyicilerde çeşitli zehirli maddeler bulunmakla birlikte en büyük tehlikeyi, deriyi yakıp geçebilen asit ile gözler ve ciğerler için son derece tahriş edici olan amonyak oluşturur. Sprey tüplerindeki fırın temizleyiciler ise minik asit ve amonyak damlacıklarını kolayca solunabilecek, cilde ve gözlere temas edebilecek formda havaya dağıttıkları için tehlikelidir.

Bunlar yerine fırınlarınızı; karbonat ve çamaşır sodası kullanarak, doğal yöntemlerle ve sağlığınızı riske atmadan kolay bir şekilde temizleyebilirsiniz.

Mobilya Cilaları

Mobilya cilaları temelde petrol bazlı bileşenler içerir. Bu nedenle de büyük ölçüde yanıcıdırlar. İçeriğinde bulunan neft, asit tozu ve asetik asit sinir sistemini çökertir. Mobilya cilalarında bulunan bazı kimyasallar büyük oranda toksittir; cilt tarafından hemen emilebilir.



Haşere İlaçları

Haşere ilaçları tarımda kullanıldıkları kadar evlerde ve ofislerde de kullanılmaktadır. Haşere ilaçları yüksek oranda zehirlidir. Örneğin; haşere ilaçlarında bulunan diazi-non son derece zehirlidir ve merkezi sinir sistemini etkiler. Bu maddeler insanlarda ve hayvanlarda yağ dokularında depolanır; çeşitli kanser türleri, kan hastalıkları ve kimyasal duyarlılık gibi hastalıklara neden olur.

Kâğıt Temizlik Ürünleri

Kâğıttan temizlik ürünleri bir anda nasıl da hayatımıza girdi? Eskiden kullandığımız pamuktan havlularımızı, bezlerimizi aramaz olduk. Sorgusuz, sualsiz kabullendik peçeteleri, kâğıt havluları, tuvalet kâğıtlarını…

Kâğıt endüstrisinin “kullan, at” sloganıyla tanıdığımız ürünlerini sorgulamadan kullanıyoruz. Kolay, hazır, yıkama derdi yok, temiz görünümlü, alıyoruz bir sefer kullanıp atıyoruz. Oysa kendi geleceğimizi atıyoruz çöpe.

Şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim; Bir kâğıt havlu ne kadar kötü olabilir ki?

Kâğıt havlularla ilgili problem, öncelikle di-oksinin varlığından kaynaklanıyor. Dioksin; 75 üyeden oluşan kimyasal ailesidir. (Bunlardan biri Vietnam Savaşı’nda ABD tarafından bir silah olarak kullanılmıştı.) Dioksinler, kâğıt sanayisinde klorla ağartma işlemi sırasında oluşuyor ve araştırmalara göre; evlerimizde kullandığımız ürünlerde diok-sinin izlerine rastlanıyor.

Araştırmacılar zehirli kimyasallar sıralamasında başı çeken dioksinlerin, östrojen gibi “doğal steroid” hormonlarını taklit ederek birçok biyokimyasal reaksiyonu başlattığından söz ediyor. En ufak miktarları bile, akne ve eklem ağrılarından uykusuzluğa, kansere, doğum bozuklukları ve bağışıklık sistemi zayıflığına kadar çeşitli rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Dahası dioksinler ve kuzeni “furans” yağda çözünür olduğundan bedenimizdeki yağ hücrelerinde birikme eğilimi gösteriyor. Dioksinlere anne sütünde dahi sıklıkla rastlanıyor. Bebekler yetişkinlere göre 200 kat fazla dioksine maruz kalabiliyor.

Satın aldığımız tuvalet kâğıtları, kâğıt mendiller, süt veya meyve suyu kartonları, tamponlar, kahve filtreleri, tek kullanımlık çocuk bezleri, peçeteler, kâğıt tabakalar vs. eğer klorlu ağartma işleminden geçiyorlarsa düşük dozlarda dioksin içeriyor. Dioksin-ler bu ürünlerin herhangi birinden yiyeceklere ve vücudumuzun duyarlı kısımlarına geçebiliyor.

Bu bileşiklerin en ufak miktarının bile laboratuar hayvanlarında kansere sebep olduğu belirtiliyor.

ABD Çevre Koruma Bürosu, dioksinleri “olası insan kanserojeni” sınıfına alıyor.

Kullandığımız bu ürünler çöplüklerde yakıldığında dioksinler hava yoluyla; sanayinin kirlettiği su kaynaklarıyla, bu sularla sulanan tarım ürünleriyle ve su ürünleri yoluyla da bize ulaşabiliyor.

Bu arada kâğıt hamuru ve kâğıt fabrikalarının atık sularının içerdiği tek zehirli madde dioksin değil. Ontario Çevre Bakanlığının 1986 yılında yaptığı araştırmada alüminyum ve çinko dâhil dikkat edilmesi gereken 41 madde (benzen, kadmiyum, kurşun, civa PCB’ler, tölüen vs.) tespit edilmiş.

Dioksinlerden Korunma

Dioksinlerden, ağartılmamış veya klor içermeyen kâğıt ürünleri kullanarak kurtulabilirsiniz. Ancak düşük talepten dolayı bunların piyasada bulunmaları oldukça zordur…

Mutfağınızdan Plastik Malzemeleri Çıkartın!

Hiçbir gıdayı plastik kaplarda saklamamalı-sınız. Özellikle sıcak yiyecekleri asla plastik kaplarda barındırmayın. Çünkü sıcak yiyecekler plastik ile etkileşim içerisine girdiklerinde kanserojen olabilecek değişik kimyasal maddelerin ortaya çıkmasına neden olur.

Ayrıca derin dondurucuya koyduğunuz kaplar derin dondurucuda sıcak etki yapar ve kendi içlerinde moleküler kırılmalar meydana gelebilir. Bunun sonucunda da plastiğin zararları yiyecek ve içeceklerimize geçer. Asitli yiyecek ve içecekleri de çok uzun süre plastik kaplarda tutarsanız onlar da yine toksik olarak etkilenecektir.

Gıda için en uygun olan kaplar; cam, porselen ve seramik kaplardır. Cam kavanozlar gıdaları en iyi saklayan kavanozlardır. Gıda maddeleri dayanıklı olsalar dahi bir süre sonra kurtlanabilir veya mantarlaşabilirler. Bu yüzden onları en iyi koruyacak madde camdır.

Plastik bardakları günlük hayatınızdan çıkartın. Çünkü soğuk ve özellikle sıcak içeceklerde daha çok olmak üzere yamulur ve içerisindeki aktif bazı kimyasal maddeler içeceklerimize geçer. Bu nedenle mutfağınızda cam bardakları tercih edin.

Kısaca plastik olan bütün malzemeleri mutfağınızdan çıkartın. Çünkü bu petrol türevleri hayatımıza girdikten sonra son 50 yıldır ucuz oldukları için ve bize güzel sunuldukları için hayatımızda yer ettiler. Ancak şu anki bilimsel bilgilerle anlaşılmıştır ki plastikler insan sağlığı için zararlıdır. Plastik damacanalar ve su şişeleri de hayatımızda en çok yer alan malzemelerdir ve bunlar sağlığa zararlıdır.

Plastik Su Şişelerine Dikkat!

Su, yaşamımızın vazgeçilmezini oluşturan en önemli parçadır. Ancak ne yazık ki içme suyunu genellikle plastik şişelerden alıyoruz. Peki, plastik şişelerin sağlığımıza etkisini biliyor muyuz?

Polikarbonat su şişelerinin plastik bileşkesinde bisfenol-A (BPA) bulunur. Bu madde bebeklerin bağışıklık ve gelişim sistemini etkileyebiliyor ve tümör gelişimine sebep olabiliyor. Bilimsel çalışmalara göre plastik şişelerdeki BPA maddesi birçok koşulda suya karışır. Yani plastik şişeler ne şekilde kullanılırsa kullanılsın sağlığımız için tehdit oluşturmaktadır.

Suyu sağlıklı olarak tüketmek istiyorsanız cam veya çelik kaplarda saklayın. Artık piyasada cam damacana ile satılan suları bulmak da kolay. Bu nedenle tercihinizi cam damacanadan yana kullanın.

Evimizdeki Bakterilerden Kurtulmanın Yolları

Islaklık bakterilerin üremesi için olmazsa olmaz durumdur.

Çamaşır makineleri evdeki en tehlikeli mantar, bakteri yatağıdır. Bazı bakteriler vardır ki 80 derece sıcaklığı sever ve deterjan ortamında çoğalabilirler. Bu tarz bakteriler de insan sağlığı için gerçekten çok zararlıdır. Özellikle çamaşır makinelerinin kapısının yanında bulunan lastikler adeta birer bakteri yatağıdır. Bu yerler suyun biriktiği ve her zaman nemli kalan yerlerdir. Buradaki bakteriler özellikle siyah mantarlar, insan hayatı için çok risk taşıyan mantarlardır.

Bir kabın içine su koyup içine bir miktar sirke (1 litre suya 5 cc sirke yeterli), bir kaşık karbonat ve birkaç damla bitkisel yağ (lavanta yağı) damlatın. (Bu yağlar güzel koku yaydıkları gibi antiseptik olmalarından dolayı hijyeni de sağlar.) Bu karışımı yeterince çalkaladığınızda köpük elde edersiniz. Daha sonra bu karışıma süngerinizi daldırıp makinenizi temizlemeyin. Özellikle lastik kısmın altını iyice temizlemeye özen gösterin.

Çöven otunu (sabin, sabun otu) rendeleyip boş deterjan kabına koyduktan sonra üzerine bir miktar su ekleyip çalkaladığınızda köpük elde etmiş olursunuz. Dilerseniz bu köpüklü suyu temizlik için hazırladığımız karışıma da ekleyebilirsiniz.

Mutfakta kullandığınız tahtalar tuvaletlerin içine göre 200 kat daha kirlidir. Eti, ekmeği kestiğiniz zaman bunların parçaları tahtaların aralarına girer. Tahtalar için en doğru malzeme camdır. Yani sağlık ve temizlik açısından camdan yapılmış tahtalar kullanmalıyız. Ayrıca bir tane yetmez; sebzeler, etler ve ekmekler için olmak üzere en az 3 tahta kullanmalıyız.

Mutfağınızın temizliğinde boraks kullanırsanız ekstradan hijyen sağlamış olursunuz.

Kumandalar, mouseler, klavyeler, cüzdanımız da özenle temizlenmesi gereken aletlerdir. Bunları da karbonatlı, sirkeli su ile temizlemeliyiz.

Tuvalet fırçalarımızı kuru tutmaya çalışmalıyız. Ancak tedbir amacıyla birkaç damla sirke ve karbonat ekersek hijyenini sağlamış oluruz. Karbonat mikropları yok etme özelliğine sahiptir.

Banyo perdelerini mümkünse kullanmayın. Kullansanız bile uzun süre kullanmayın ve nemli bırakmayın. Çünkü banyo içerisinde mantar üremesine neden olurlar.

Diş fırçaları açıkta durmamalıdır. Fırçaları dolaba koymalısınız.

Klozetin sifonunu çektiğiniz zaman bazı bakteriler uçacaktır. Sifonu çektiğiniz zaman klozetin kapağını kapatmalısınız.

Bulaşık süngerinizi kısa süreli kullanın. Eğer atmak istemiyorsanız mikro dalgada 1 dakikada optimum sıcaklıkta bekletin.

Eğer bulaşık deterjanınızdan ayrılamıyor-sanız normalde kullandığınız deterjanı yarıya indirin ve üzerine diğer yarısı kadar da karbonat ekleyin.

Yumuşatıcıyı terk edin. Sirke ve karbonat kullanın. Karbonat suyun sertliğini aldığı için kıyafetlerinizin yumuşak olmasını sağlar. Sirkeyi kullandıktan sonra çamaşırlarınızın güzel kokmasını istiyorsanız elbiselerinizi ütülerken ütü suyuna bitkisel yağlardan birkaç damla damlatıp ütüleyin. Böyle yaptığınız takdirde elbiseleriniz hem yumuşak olur hem de mis gibi kokar.

 



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*