Kapat !
Anasayfa » İlişkiler » Aşk - Sevgi - Mutluluk » Olgun Erkekle Aşk

Olgun Erkekle Aşk



OLGUN erkeklerin kadın ruhundan daha iyi anladıkları ve tecrübeli oldukları için de daha fazla arzulandıkları bir gerçek. Kadının yaradılışından kaynaklanan korunma ve kollanma ihtiyacı, ister istemez güven arayışını da beraberinde getiriyor. 20-30 yaş arası erkekler genellikle kararsız, değişken, mesafeli, ciddi ilişkilere karşı da temkinliyken, olgun erkeklerin kadınların kapılarını açmaları, sandalyelerini çekmeleri, sürprizlere açık ve daha net olmaları söz konusu güven arayışını bütünüyle tamamlıyor. Öyle ya, hangi kadın nezaketi ve kendinden emin bir duruşu reddedebilir ki? Ancak şu da bir gerçek ki; olgun erkekler ne istediklerinden çok ne istemediklerini çok iyi bildiklerinden bir o kadar da zor oluyorlar. Peki, bu kadınların yaş farkını sakıncalı bulmalarını engelliyor mu? Hayır… Bilakis söz konusu zorluk içlerindeki baştan çıkarma arzusunu daha da körüklüyor. Bu Avrupa genelinde yapılan araştırmaların sonucunda ortaya çıkan çarpıcı bir gerçek…

olgun erkekle ask

Olgun erkeklerin genel özelliklerini düşünün. Çoğunlukla duygularını ve mantıklarını eşit derecede kontrol edebilen, kolay teslim olmayan, sürekli ilgiden sıkılan çünkü ilgilenmeleri gereken ‘gerçek’ bir meslekleri olan, uyanık ama bunu çok iyi gizleyen, hayatları programlı olan, zor bağlanan, bağlandığında ise mükemmel bir âşık olan, evlenmekten ziyade uzun süreli ilişkiden yana olduklarını gizlemeyen bir karaktere sahip olduklarını göreceksiniz. İlgilerini çeken kadınlar ise ağırbaşlı ama yeri geldiğinde eğlenceli de olabilen, mesleklerini önemseyen, belli bir sosyal çevreye sahip, sade ve bakımlı, sürekli duygularından bahsetmeyen, her konuda konuşabilen, tartışabilen zarif ve incelikli kadınlar olarak özetlenebilir. Olgun erkekler, şık bir restoranda yenen kaliteli yemekten ve içkiden, özel konserlerden, birlikte spor yapmaktan ve hafta sonları gidilen ev davetlerinden özellikle çok hoşlanıyorlar.

Olgun erkek mevzusuna, ‘yaş farkı’ penceresinden bakacak olursak şunu söyleyebiliriz ki; ‘yaş sadece rakamlardan ibaret’ sözüne inanmayacak kadar zekiyiz. Ancak yaşın kişiliği belirlemediğinin de elbette farkındayız. Eğer aynı yıl doğan kişilerin birlikteliği başarılı bir evliliğin anahtarı ya da asla boşanmayacaklarının garantisi olsaydı olaylara farklı açıdan bakabilirdik. Ancak yaşıtlarımız arasında hızla başlayıp hızla biten evliliklere tanık oldukça ilişkide yaş kavramının bir önemi olup olmadığım bir süredir sorguluyoruz. Avrupa’da evlenme kararı alan çiftler arasındaki ortalama yaş farkı üç buçuk olarak belirlenirken, yine Avrupa’nın genelindeki ortalama boşanma oranının yüzde 44 olduğu da şaşırtıcı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Kısacası yaş farkı kadın ve erkek ilişkilerinde fazla önemsenmiyor. Yine de konu hakkında en doğru yorumu yapacak kişilere ulaşarak, olgun erkeklerle yaşadıkları ilişkilere dair görüşlerini almayı ihmal etmedik. Deneyimlerini bizzat kendilerinden dinledik. İşte olgun erkekler ve genç kadınlar arasında yaşanan ilişkilerle ilgili çarpıcı gerçekler…

ARANIZDA KAÇ YAŞ VAR?

Kadının erkekten yaşça daha genç olduğu ilişki türünde, dışarıdan bakanların aklına hemen şu sorular geliyor; ‘Kadın onda ne buluyor? Neden yaşıtı biriyle birlikte değil? İleride yalnız kalmaktan korkmuyor mu? O yaşlı adamdan neden çocuk yaptı?

Cinsel hayatları renkli midir?’ gibi… Gelin görün ki ilişkiyi bizzat yaşayanlar için durum farklı cereyan ediyor.

Halkla ilişkiler sorumlusu 30 yaşındaki Ceyda Meriç, hayat ortağı reklamcı Fırat Kara ile yaklaşık altı ay önce Zorlu Gösteri Merkezi’nde Cats müzikalini izlerken tanışmış. Henüz yeni sayılabilecek ama doludizgin devam eden ilişkilerini çok yakından takip etsem de işin detayına girip, ortaya bir ilişki anatomisi dökmek istemiyorum. Aralarında tam olarak 31 yaş bulunan bu çift hakkında söylemem gereken tek şey, bir kez olsun yaş mevzusunu sorun haline getirmedikleri. “İlişkide sorumluluk sahibi olan genellikle Fırat’tır. Ben daha çok ‘duygusal patlayıcı’ görevini üstleniyorum. Ancak kendinizden yaşça büyük biriyle birlikte olduğunuzda tıpkı evinizde babanıza yaptığınız şımarıklık gibi bunu yapma hakkına sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz. Yine de çok hassas bir denge, işin baba-kız ilişkisine dönüşmemesi için çocukça nazları uzatmamak gerekiyor. ” diyor Ceyda.

Bu tarz ilişkilerin yaşanmasının bir diğer nedeni ise kadınların yaşıtı erkeklerin kendilerini anlamadığına inanmaları… Bu arayışları ise sadece denizde yüzen olgun ‘balıkları’ fark etmelerine neden oluyor. Bu tercihin ardında gizlenen babadan kaynaklanan sevgi sorunları mıdır, tecrübeli erkeğin daha çekici gelmesi midir yoksa aşk arayışının henüz sonlanmaması mıdır bilinmez ama olgun erkeklerin kadınlar için karşı konulmaz oldukları bir gerçek. İlişkinin başlamasıyla erkekler annelerinin;

‘Hâlâ o kız çocuğuyla mı birliktesin?’ sorularına maruz kalırken, kadınlar ise ‘Baban yaşındaki biriyle ne işin var?’ sorusunu cevapsız bıraktıkları bir döneme giriyorlar.

Kendi çevremdeki bir arkadaşımın büyük bir içtenlikle anlattığı durum değerlendirmesi niteliğindeki hikâyesini aynen aktarmak istiyorum; “Genç kızlığa adım atmamızla birlikte kendimizden yaşça büyük erkeklere ilgi duyduğumuz bir dönemden hepimiz geçiyoruz. Ancak bu durum genellikle üniversite yıllarında sona eriyor. Çünkü kendi yaş grubumuzdaki arkadaşlıklar öylesine kuwetli oluyorlar ki, sevgilinin de o çevreden biri olması delicesine arzu ediliyor. Ve sonunda o kişiyle tanışıyorsunuz.

Çok eğleniyor, harika yıllar geçiriyorsunuz ama gerçek hayata adım atılacağı günler yaklaştıkça herkesin stres kat sayısı da artmaya başlıyor. O çok eğlendiğiniz kişinin hayata karşı ne kadar hazırlıksız olduğunu gördükçe güvenli olmayan bir alanda oyun oynadığınızı fark ediyorsunuz ve iş güç sahibi olgun erkekler tekrar size hiç olmadığı kadar cazip gözükmeye başlıyor. Eğer Levent karşıma çıkmasaydı, şu anda yaşadığım hayata asla sahip olamazdım. 28 yaşındayım, bir kızım, harika bir evim, kız arkadaşlarımın gıpta ettiği renkli bir dünyam var. Levent geçen ay 50 yaşma girdi. Sizin de şu an içinizden; ‘Ne fark eder ki?’ dediğinizi duyar gibiyim. Bence de, ne fark eder ki?”

OLGUN ERKEK AYI

Olgun erkekle yaşanan ilişkilerde kilit nokta ise sabırlı olmaktan ve beklemekten geçiyor. Eğer onları gerçek anlamıyla elde etmek istiyorsanız sükûnetinizi korumalısınız. Yoksa olgun erkeklere kendilerini birer ‘av’ gibi hissettirir ve hızla sizden uzağa kaçmalarına neden olursunuz. Olgun erkekler için genç ve güzel kadınlar ‘ikinci bahar’ demektir. Ta ki ‘sömürüldüklerini’ hissedene dek!



“İlk başlarda onu kafamdan atamıyordum. Asansörde yaşadığımız o karşılaşmanın ardından, kurumsal şirketlerin adeta ilk kuralı olan ‘ilişki yaşanamaz’ söylemine meydan okurcasına gelip beni bulmuştu. Ben de geçen kısa sürede 60 yaşında olduğunu öğrenmiştim. Fit bir görünümü vardı hatta herkesin deyimiyle tıpkı ‘Amerikan artistleri’ gibi gözüküyordu. Bu noktada iş kimliklerimize girmek dahi istemiyorum ama aradaki uçurumu görmeniz açısından hemen söyleyeyim; ben yaklaşık bir buçuk yıldır o şirkette çalışan ürün yöneticisi asistanıydım, Harun ise satış müdürüydü. Masamın başına gelip dikildiği günü hiç unutamıyorum. Bana baktı, ‘lüzumsuz’ bir rapor istedi ve odasına çağırdı. Evet, her şey tıpkı bir film gibi gelişti. Saat 19.30’a, yani şirket boşalana dek ofiste kalmamı söyledi çünkü beni yemeğe götürmek istiyordu. Büyüsüne o kadar kapılmıştım ki olumsuz bir cevap vermek aklımın ucundan dahi geçmedi ama asıl anlatmak istediğim kısım hikâyenin nasıl sonlandığı. Günler geçtikçe o hayran olduğum erkek çekilmez bir yabancıya dönüşmeye başladı. Yaşı itibariyle bir nevi kendine bakıcılık yapacak kadın arıyordu. Bana sunduğu hayat harikaydı ama tutku çok çabuk kaybolmuştu. Aradan bir yıl geçtikten sonra evlenme teklifi ettiği gece ise aklımdan tam olarak bunlar geçiyordu. Teklifi reddederken gözümün önünde sadece sayılar vardı. Ben 40 yaşıma geldiğimde o 73 yaşında olacaktı. Kulağa acımasız gelebilir ama hayatta bu kadar çabuk yalnız kalmak ve çocuklarımı babasız büyütmek de istemiyordum. Bugün 27 yaşındayım ve henüz ‘slow-motion’ hayata geçiş yapmaya hazır değilim. Her gece dışarıda şık bir restoranda yenen yemeğin ardından harika bir ev de olsa sadece eve dönüyor olmak, birçok gece sevişemeden uyuyakalan bir adamı çekmeye yetmiyordu” diyor Ezgi.

Ancak ironik bir şekilde olgun erkeklerin de tipik endişelerinden birinin tam olarak gelecek kaygısı olduğunu söylemek mümkün. Zira genç sevgililerine en sık sordukları sorular şu şekilde; ‘Şimdi benden hoşlanıyorsun, geki ya yirmi yıl sonra? Ben yaşlı bir adama dönüşmüş olacağım ama sen güzelliğini koruyacaksın. Ya daha genç birini arzularsan?’ Aslında korkuların çok da yersiz olduğunu söyleyemeyiz. Bizimle hikâyesini paylaşan Pınar’ın yaşadıkları bu durumu doğrulamaya yetiyor. “Kendimden 15 yaş büyük biriyle evlenme kararı aldığımda 25 yaşındaydım. Gençliğin verdiği heyecanla 40 yaşındaki Orhun bana hiçbir erkeğin olmadığı kadar seksi geliyordu. Etrafımda fır dönen genç ve yakışıklı yaşıtlarımdan hiçbirini gözüm görmüyordu. Ama sadece on yıl evli kaldım ve ilk darbeyi evlendikten beş yıl sonra yedim. Üstelik bu darbeyi kendi kendime atmıştım. O yıllarda Orhun’un yanında çalışan benim yaşlarımda çok hoş bir asistan vardı. Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Ali adındaki bu zeki adam sayesinde birlikte iyi işler başardıkça Orhun’un gözdesi oluyor benimse kalbimi daha hızlı çarptırıyordu. Yemeklerdeki küçük kaçamak bakışlarımız onu tutkuyla arzulamama neden oluyordu. Gençti, başarılıydı ve gerçekten çok çekiciydi.

Ve sonunda Orhun’un yurtdışında olduğu gecelerden birinde olan oldu. İstemsizce telefona giden elim sayesinde onu yemeğe davet ettim, hatta cümlemin sonuna Orhun’un da buna çok memnun olacağını samimiyetsiz bir şekilde ekledim. Fakat henüz kapıdan girerken birbirimizi tutkuyla öpmemizle birlikte gelişen olaylar serisinde evliliğim de yıkıldı gitti. Ama ben uyandım. Şu an 40 yaşındayım, ikinci kez evlendim, hem de 41 yaşında bir erkekle. Şunu söylemeliyim ki çocuğumun yanında dedesi gibi gözükmeyecek biri olacağını bilmem bile bana yetiyor.”

YAŞLA DOĞAN AVANTAJLAR

Madalyonun diğer yüzüne bakmamızda da fayda var. Belli bir tecrübeyle birlikte doğan bilgelik sonunda erkeklerde doğal olarak gelişen kötü bir kararı tekrarlamama içgüdüsü çoğu kez onları ikinci kez evlenmekten alıkoyuyor. Yaş konusunda asimetrik olan bu ilişkilerin bir başka engeli de ülkemizdeki olan ‘Başkaları ne der?’ başlıklı önyargı oluyor. Öyle ki, ‘Yanındaki kızın mı?’ ya da ‘Baban mı?’ şeklindeki sorulara her iki taraf da hem hazırlıklı olmalı hem de dikkate almamayı öğrenmeli. Sonuçta ilk çekinme evresini atlattıktan sonra her şeyin daha kolay olacağı bir gerçek.

Olgun erkeklerin avantajlı yanı ise kendi hayatlarında tecrübe ettikleri olumsuz deneyimlerden sizi korumaya çalışmaları. Önceliklerinizi belirlemenize, enerjinizi doğru kullanarak ekonomik anlamda güçlenmenize, ‘hayır’ demeyi öğrenmenize ve hayata karşı daha sağlam durmanıza yardım ediyorlar. Aklınızda bütün bunların yaşla mı yoksa erkeğin kendisiyle mi ilgili olduğunu sorguladığınızın farkındayız. Şunu söyleyebiliriz ki, olgun erkekler ne olursa olsun ihtiyacınız olduğunda sizin için orada oluyorlar. Sosyal medyayı kullanmayı da fazla sevmiyorlar. Facebook, Twitter, mesaj hepsini bir kenara koyun ve Lara’nın anlattıklarına kulak verin; “Semih mesajlaşmayı kesinlikle reddediyordu. Mesaj yazarak kaybedeceği her saniye yerine benim sesimi duymak istediğini söylediğinde ayaklarımın yerden kesildiğini hatırlıyorum. Evet, aramızda 11 yaş vardı ama o harika gözüküyordu.

İleride nasıl gözükeceği ise şimdiden düşüneceğim bir şey değildi. Teknolojiyi boykot etme şekli ona âşık olmam için yeterli olmuştu. Sabah gözlerini Instagram ile açan bir neslin çocuğu olarak bütün bunlara ‘geçici’ olarak ara verme fikri, zamanda yolculuk yapmak gibi geliyordu bana. Sürekli ‘online’ olma isteği yaşıtlarımın büyük bir sorunuydu ve bunun bir sorun olduğunun farkında bile değildiler. Oysa Semih’in yanındayken kendi yaşıtım erkeklerle yaşadığım sorunların hepsi sanal âlemde kalıyordu.”

Olgun erkeklerle olan kadınlar arasında, ‘Bir gün yalnız kalacağım’ diyenlerin sayısı çok fazla. Kısaca, fikrimiz şu yönde; sadece bugünü yaşamaya çalışmalı! Yanınızda genç ya da olgun bir erkeğin olması on yıl sonra yaşayacağınız hayatın ne yönde gelişeceğini belirleyen ana etken değil. Ayrıca ne olacaksa olacak! Asıl önemli olan nokta, şu anda mutlu musunuz?

PSİKOTERAPİST VE İLİŞKİ UZMANI YEŞİM AKINCI ANLATIYOR…

“Çocuk gelişiminde kişinin anne baba ile doğru bağ kurması çok önemlidir. Annenin babaya, babanın anneye ait olduğu vurgulanmayan ailelerde, Sigmund Freud’un kuramında belirttiği gibi, erkek çocukta ‘Oedipus’, kız çocukta ise ‘Elektra’ kompleksi ortaya çıkar. Oedipus kompleksinde erkek çocuk annesine olan aşkından ötürü babasını kendisine rakip olarak görür. Elektra kompleksinde ise kız çocuk babaya olan hayranlığından ötürü annesinin babasıyla olan ilişkisini kıskanır. Bu dönem dört ile altı yaş arasında yaşanır. Özellikle kız çocuk anneden uzaklaşır, babaya kur yapmaya başlar hatta annesine çok çirkin olduğunu söyleyebilir.

Eğer anne ve baba otorite sahibi olmazsa, çocuk ileride de bunu ister çünkü Freud’a göre kız çocuk babaya, erkek çocuk ise anneye âşık olarak doğar. Sonrasında sağlıklı bir bağ kurulmazsa, yani çocuk ‘aşkım, canım’ diye sevilir, dudaktan öpülürse ya da beraber uyunursa bu sonuç doğabilir. Çocuklar ise anne ya da babayla rekabetinden dolayı ya pasif ya aktif olur. Buna bağlı olarak da kız çocuk gelecekte kendinden yaşça büyük, otorite kuran baba modeli erkekleri tercih edecektir. Eğer kız çocuk babayla olan bu sürecini tamamlayamamışsa, kendinden yaşça büyük bir erkeğe âşık olma ya da evli bir erkeği elde etmeye çabalama ihtimali çok yüksek olacaktır.

Anne ve babanın güvenli ortamından çıkan ve hayatla baş edemeyen kızların olgun erkek arayışına girmesi olağandır. Zira olgun erkekler ona ulaşmak istediği güvenli ortamı sağlayabilmektedir. Olgun erkek seçiminde karşılaştığım bir başka neden de seks alışkanlıkları ile birebir ilişkili. Seks sırasında kendini yaşıtları ile yetersiz hissetme, genç bir erkeğin libidosu ile başa çıkamama, yaşıtları tarafından aşağılanma, aldatılma veya geçirdiği evrelerdeki baba yoksunluğu, kendinden yaşça büyük bir erkeği baştan çıkarma özlemi genç kadınları olgun erkek arayışına itmekte. Olgun erkek ise kırılgan ve mücadeleci olmayan genç kızın eksikliklerini sıfatı gereği ‘olgunlukla’ karşılayacaktır. Ayrıca hayatta kendi başarısı olmayan kişilerde, olgun erkek yaşı gereği maddi imkânlara kadının yaşıtı erkeklerden daha fazla sahip olacağı için daha kolay bir hayat sunacaktır.



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular


Bir yorum

  1. yaş farkı arttıkça ilişki de zorlaşıyor.. biraz yaş farkı iyi ama fazlası da fazla..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*